İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2023/2037 K.2024/145

🏛️ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2037 📋 K. 2024/145 📅 11.01.2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2037
KARAR NO : 2024/145
KARAR TARİHİ : 11/01/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2019
NUMARASI : 2018/209 Esas 2019/1105 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 11/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/01/2024
Davacı vekili ile Davalılar ... ve ... vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka tarafından borçlulardan... AŞ lehine, ... , ..., ... ve ...' nın müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile 12/10/2012 ve 10/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden açılan ve kullandırılan kredi hesabının 04/01/2018 tarihinde kat edildiğini, borçlulara Üsküdar 16. Noterliğinin 05/01/2018 tarih 822 yevmiye numaralı ve 16/01/2018 tarih 2160 yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamelerinin gönderildiğini, ihtarnamelere rağmen kredi borcunun ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine alınan ihtiyati haciz kararına istinaden İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2018/1967 sayılı dosyasından borçlular ve ...' nın vefat etmiş olması nedeniyle mirasçıları, ..., ... ve ... aleyhine tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile icra takibine geçildiğini, davalı borçluların borca , işlemiş faize ve faiz oranına yönelik itirazda bulunduğunu, bunun üzerine dava açma zarureti doğduğunu, takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin borçlu ve kefiller tarafından serbest iradeleri ile imzalandığını, yapılan takibin usul ve yasaya uygun olduğunu, borçluların faize yönelik itirazlarının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalıların davacı banka ile aralarında çıkabilecek anlaşmazlıklarda bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olacağını kabul ettiklerini, takip talebinde belirtilen meblağın sözleşme , usul ve yasaya uygun olduğunu, itirazın haksız ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu belirtmiş , davalıların itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının babası ...' nın ölümünden bu yana kardeşleri ile yakın ilişkisinde olmadığını, davaya konu borcun ... AŞ ve şirketi yöneten erkek kardeşlerinin bir kısmının kefaletleri ile alınmış olan kredi borçları olduğunu, davacının her bir davalıdan talep edeceği miktarlar farklı olmasına rağmen hepsini bir kalem altında 1.413.429,22 TL olarak talep ettiğini, 12/10/2012 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kredinin üst limitinin 500.000,00 TL olup, bunun ne kadarının kullanıldığının bilinmediğini, bu husus ile ilgili resmi belgelerin dosyaya sunulması gerektiğini, miras bırakanın 2015 yılında vefat ettiğini ve takip konusu borca esas olan ve davacı tarafça sunulan 2.000.000,00 TL üst limitli büyük kredinin 10/06/2016 tarihinde alındığını, bu kredinin esas borçlusunun ... AŞ, kefillerinin ... ve ... olduğunu, bu kredinin ne kadarının kullanıldığı , ne kadarının ödenmediği ve faizi ile birlikte ne olduğunun davacı tarafça açıklanmak zorunda olduğunu, öncelikle 81 yaşında ve hasta bir şahsın 500.000,00 TL tutarında bir krediye kefil edilmesinde sağlık raporu alınması gerektiğini, ömrünün sonuna gelmiş yaşa bağlı demans hastalığı ile mücadele eden bir kişinin sağa sola imza attırılarak borç altına sokulmasının kanunun koruduğu bir husus olmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, ayrıca kredi sözleşmesinin imzalandığı 2012 senesinde kefalet verilebilmesi için eş rızasının arandığını, eş rızası alınmamasının TBK'nun 584. Maddesi gereğince kefaletin geçersiz olduğu anlamına geleceğini, davacı bankadan eş rızası alındığını gösterir imzalı evrakın aslını mahkemeye sunmasının talep edildiğini, davacı banka tarafından tüm kredi sözleşmelerinin kat edilmesinin kredi borçlularına karşı mümkün olabileceğini ancak kefiller için bu hususun imkan dahilinde olmadığını, zira TBK 583. Maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını, kefilin sorumlu olduğu azami miktar kefalet tarihi ve müteselsil kefil olma durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girildiğinin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi gerektiğini , ucu açık ve kapsamı belli olmayan kefalet sözleşmesinin geçerli olmayacağını belirtmiş, davanın reddine, % 20 kötü niyet tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklı banka ile asıl borçlu arasında genel kredi sözleşmesi düzenlenmiş olup davalının bu sözleşme de kefil sıfatı ile yer aldığını, asıl borçluya kullandırılan genel kredi sözleşmesi dışında kredi kartı ve tüketici kredi sözleşmelerinden veya imzalanan diğer sözleşmelerden kaynaklı alacağın tahsili için yalnızca genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatı ile imzası bulunan davalıdan diğer alacaklara ilişkin başvurulamayacağını, alacaklı bankanın asıl borçlu ile daha sonradan imzalanan sözleşmelerden veya bu sözleşmeye ilişkin alacaklardan dolayı imzası bulunmayan kefil davalıdan tahsilini talep edemeyeceğini, davalının kefalet iradesinin olmaması sebebiyle daha sonra asıl borçlu tarafından imzalanan ancak davalının imzası bulunmayan alacaklara ilişkin davalıya yönelik bu alacaklara ilişkin ihtarname ile talep edilen alacak kalemlerinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, icra takibine yapılan itirazın haklı ve yerinde olduğunu, davacı tarafça genel kredi sözleşmesinin kredi borçlusu ve kefiller tarafından serbest iradeleri ile imzalanmış olduğu, yapılan icra takibinin usul ve yasaya uygun olduğunun belirtildiğini ancak kredinin kullanım tarihi dikkate alındığında krediyi kullanan tarafın eşin rızasının gerektiğinin kanuni zorunluluk olması sebebiyle kredi dayanarak verilen ihtiyati haciz kararının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, icra takibine gerek genel kredi sözleşmesi ve münderecaatı nazarı ile davalının aslında kefilliğinin geçersizliği , gerekse de zaten kefaletin bir limit için öngürülmüş olduğundan hareketle bankanın miktar bakımından talebinin hukuka aykırılığı ve ayrıca bankanın alacak iddiasına dayanak kredilerin zaten miras bırakan ...' nın vefatından sonra kullanılmış krediler olduğu yönündeki açık maddi gerçekler ve birçok hukuka ve hakkaniyete aykırılık sebebiyle takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirtmiş, davanın reddine , % 20 kötü niyet tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ...AŞ , ... , ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka tarafından davalılardan ....... AŞ'nin kullanmış olduğu krediler nazarı ile asıl borçlu olarak davalılar ... ve ...'ın müşterek ve müteselsil kefil olarak, davalılar ... ve ...' nın ise müşterek ve müteselsil kefil olduğu iddia olunan müteveffa ...' nın mirasçıları olarak İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2018/1967 sayılı dosyasıyla takip tarihi itibariyle 1 413.429,22 TL tutardan sorumlu olduğu iddiasıyla önce icra takibi daha sonra haklı itirazlar sebebiyle itirazın iptali davası ikame olunduğunu, alacak iddiasının gerçek durumu yansıtmadığını, bu hususun davalı firmaya ilişkin ticari defter ve kayıtlar ile davacı banka kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, davalılar ... ve ...'ın davaya konu alacak iddiasına dayanak banka genel kredi sözleşmeleri nazarıyla müşterek ve müteselsil kefil olduklarının iddia edildiğini, TBK 581 ve devamı madde hükümleri dikkate alındığında geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davalılar ... ve ...' nın genel kredi sözleşmelerinin tarafı olmadığını, TBK hükümleri dikkate alındığında geçerli ve hukuka uygun bir kefalet sözleşmesinin söz konusu olmadığını, yapılan itirazların haklı ve yerinde olduğunu, takip konusu alacak iddiasının varlığı ve miktarını belirlemenin yargılamayı gerektirdiğini ve alacağın likit alacak olmadığını belirtmiş , davanın reddine, % 20 kötü niyet tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "....Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça davacı banka ile davalı ... AŞ, arasında Genel Kredi Sözleşmesi 'nin imzalandığı , davalılarında bu sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları , imza altına alınan sözleşmelerden kaynaklanan borcun ödenmediğinden bahisle alacağın tahsiline yönelik olarak davalılar hakkında icra takibi başlatıldığı, davalıların takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptaline yönelik olarak eldeki davanın açıldığı, davacı banka ile davalı .... AŞ, arasında 12/10/2012 tarihli 500.000,00 TL limitli ve 10/06/2016 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmelerinin imzalandığı, davalılardan ... ve ...'nın her iki sözleşmeyi, davalı ... ile müteveffa ...'nın 12/10/2012 tarihli sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladığı, 10/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalı ... AŞ, 'ye kredi kullandırıldığı, kredi borcunun geri ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından kredi hesapları kat edilerek borçlulara Üsküdar 16. Noterliğinin 05/01/2018 tarih 822 yevmiye numaralı ihtarnamesinin , müteveffa ... mirasçılarına da 16/01/2018 tarih 2160 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamelerde borcun ödenmesi için 1 günlük süre verildiği, ihtarnamenin ... ve ...'ya 09/01/2018, ...ve ...'ya 10/01/2018 , ... mirasçılarına 19/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... ve ... 'nın 11/01/2018, ... ve ...'nın 12/01/2018, ... mirasçılarının 22/01/2018 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri, dava ve takip konusu edilen kredinin 10/06/2016 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılmış olması sebebiyle sözleşmede imzaları bulunmayan ... ile ... ve mirasçılarının borçtan sorumlu olmadıkları bunun yanında ... mirasçılarının kullandırılan kredinin ...'nın ölüm tarihi olan 08/05/2015 tarihinden sonra kullanılmış olması sebebiyle vefat ile sözleşme ilişkisi sona ereceği için kefalette sona erdiğinden borçtan sorumlu olmadıkları , sözleşmede imzası bulunan .... AŞ, ile davalılar ...ve ... 'nın dava ve takip konusu edilen borçtan sorumlu oldukları, davalı ... ve ...' nın kredi lehtarı davalı ... AŞ, 'nin ortağı oldukları, TBK 584/3 maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı bu sebeple davalılar ... ve ...' nın kefaleti açısından eş rızasının gerekmediği, davacı bankanın davalılar ... AŞ, , ... ve ... ' dan takip tarihi itibariyle rotatif kredilerden 608.521,13 TL asıl alacak, 27.066,06 TL işlemiş faiz, 1.353,30 TL BSMV, iskonto kredisinden 25.000,00 TL asıl alacak, taksitli krediden 540.152,47 TL asıl alacak, kredili mevduat ve kredi kartı toplamından 92.952,32 TL asıl alacak, 2.196,15 TL işlemiş faiz, 109,81 TL BSMV olmak üzere toplam 1.266.625,92 TL asıl alacak, 29.262,21 TL işlemiş faiz ve 1.463,11 TL BSMV olmak üzere genel toplam 1.297.351,25 TL, tutarında alacaklı olduğu bu miktarlar üzerinden davalılar ... AŞ, , ... ve ... ' n ın icra takibine yaptıkları itirazların kısmen haksız ve yersiz olduğu davalılar ..., ..., ... ve ...'nın İzmir 5. ATM'nin 2018/429 D. İş sayılı ihtiyati haciz kararına yaptıkları itirazların yerinde olduğu, bu davalılar yönünden ihtiyati haciz kararının kaldırılmasının gerektiği, davalı ... 'nın ihtiyati hacze yaptığı itirazın yerinde olmadığı ve itirazın reddinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile, "davanın davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden REDDİNE, yasal koşulları oluşmayan davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE, davanın davalılar ... AŞ. , ... ve ... yönünden KISMEN KABÜLÜ ile, davalıların İzmir 1. İcra Müdürlüğü' nün 2018/1967 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen İPTALİ ile takibin; 1.266.625,92 -TL asıl alacak, 29.262,21 TL işlemiş faiz , 1.463,11 TL BSMV olmak üzere toplam 1.297.351,25 TL ile asıl alacağın 633.521,13 TL lik bölümüne takip tarihinden itibaren işletilecek % 60 temerrüt faizi ve % 5 BSMV , 540.152,47 TL lik bölümüne takip tarihinden itibaren işletilecek % 23,40 temerrüt faizi ve % 5 BSMV , 92.952,32 TL lik bölümüne takip tarihinden itibaren işletilecek % 28,08 temerrüt faizi ve % 5 BSMV ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla DEVAMINA, takibin devamına karar verilen bölüm üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalılar ... AŞ. , ... ve ... 'dan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE, davalılar ... , ..., ... ve ... nın İzmir 5. ATM nin 2018/80 D İş. Sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının davalılar ...., ...., ... ve ... yönünden kaldırılmasına , davalı ... ' nın ihtiyati haciz kararına itirazının reddine,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının delillerin taktirinde ve yasa maddesinin uygulanmasında hataya düşülerek tesis edildiğini, öncelikle ...’nın Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçerli olduğunu, daha sonra farklı limitli Genel Kredi Sözleşmelerinin diğer borçlular tarafından imzalanmış olmasının ...’nın 12.10.2012 tarihli kredi sözleşmedeki mevcut kefaletini sona erdirmeyeceğini, müvekkili bankanın krediyi kullandırırken, elindeki mevcut tüm kredi sözleşmelerine ve dolayısıyla bu kredi sözleşmelerindeki kefaletlere dayandığını, sonradan alınan kredi sözleşmesinin önceki kredi sözleşmelerini otomatik olarak ortadan kaldırılacağına dair yasa ve sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, aksine kredi sözleşmelerinin birbirlerinin devamı olduğuna dair kredi sözleşmesinde hüküm bulunduğunu, yine 10.06.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine ait kredi onay formunda ... ve ...’nın kefaletlerinin teminatlar arasında sayılmamasının bu kişilerin kefaletlerinin sona erdiği anlamına gelmediğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında davacı müvekkil banka tarafından kullandırılan kredinin müteveffa kefil ...’nın ölümünden sonra kullandırıldığı, bu nedenle ölüm üzerine kefaletin sonra ereceği yönündeki değerlendirmelerine katılmadıklarını, öte yandan , hüküm kısmında; davalı ... lehine hem 6. hem de 7.bentlerde ayı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmiş olup bu durumun açıkça yasalara aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince erilen kararın kaldırılmasına ve davanın tüm talepleri ile birlikte kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de ilk derece mahkemesince istinafın reddine ilişkin karar ek karar verildiği, bu kararı istinaf etmedikleri görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı taraf, davacı ile davalı şirket arasında yapılan ve değer davalıların müşterek borçlu mütessil kefil olarak imzaladıkları Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin ödenmediği, başlatılan icra takibine de itiraz ettikleri iddiasıyla dava açmış, davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda ... ile ... mirasçısı davalılar ..., ..., ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar ... ve ... vekilinin istinafın reddine ilişkin ek kararı istinaf etmemesi nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu incelenmiştir.
Mahkemece alınan 03/09/2019 havale tarihli ek bilirkişi raporunda 07/06/2016 tarihli kredi onay formu ve 10/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ile yeni bir kredi ve teminat ilişkisi tesis edildiği, takip konusu kredilerin de bu sözleşme kapsamında kullandırıldığı, davalı ... ile ... mirasçılarının asıl borçlu şirkete bu sözleşmeden ve dolayısıyla bu sözleşme tahtında kullandırılan takip konusu kredi borçlarından sorumlu olmadıkları kök raporda incelendiği üzere ... mirasçılarının ölüm tarihi sonrası kullandırılma nedeni ile de takipten sorumlu olmadıkları yönünde görüş bildirilmiştir. 10/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kredi onay formunda davalı ... ile muris ...'nın önceki kefaletlerinin teminatlar arasında sayılmadığı gibi 12/10/2012 tarihli sözleşmeye atıf bulunmadığı, takibe konu kredilerin tamamının 10/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden sonra kullandırıldığının anlaşılmasına göre bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkemece davalı ... lehine hem 6.hem de 7.bentlerde ayı ayrı avukatlık ücretine hükmedildiği ileri sürülmüş ise de, maddi hata niteliğinde yazım olduğu, hükmün 6. bendinde ... lehine vekalet ücreti hükmedilmediği görülmekle istinaf itirazı yerinde değildir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,dava ve takip konusu edilen kredilerin 10/06/2016 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılmış olduğunun denetime elverişli bilirkişi raporu ve ek raporu doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/10/2019 tarih, 2018/209 Esas ve 2019/1105 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 383,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılardan alınması gereken 88.622,06 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 88.577,66 TL'nin davalılar ... AŞ., ... ve ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/01/2024