İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/90 K.2024/220
T.C.
İZMİR
FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/90 Esas
KARAR NO : 2024/220
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/05/2023
KARAR TARİHİ : 17/10/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının “...” markasının tescil tarihinin 07.08.2017 tarihi olduğunu, müvekkilin '... gayrimenkul pazarlama emlak danışmanlığı' şahıs şirketinin 2015 yılında kurulduğunu ve Müvekkilinin '...' markasını 2015 tarihinden itibaren iştigal konusu olan emlak sektöründe kullandığını ve gerçek hak sahibi olduğunu, Müvekkilin ticari evraklarında, internet ortamında, emlak sayfalarında bu markayı 2015 yılından itibaren kullandığına ilişkin belgeleri Mahkeme’ye sunduğunu, davalı’nın markasını 2015 tarihinden evvel kullanımı söz konusu olmadığını, davalı’nın , 15.03.2023 tarihinde İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesinin... T. dosyasında verdiği ifadede, ... markasının, kendisinin yürüttüğü 300 milyon değerinde konut projesinin ismi olduğuna dair beyanda bulunduğunu, ancak davalının markayı kullandığına dair bir emare olmadığını, davalının hem anılan dosyaya hem de müvekkiline gönderdiği 20.12.2021 tarihli ihtarnamede, buna ilişkin olarak, herhangi bir evrak sunmadığını, müvekkili aleyhine açılan Kuşadası... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında da, Davalının marka kullanımına ilişkin bir belge olmadığını, müvekkilinin 09.04.2015 tarihinden itibaren ... markasını kullandığına dair 09.04.2015 tarihli www.....com web sayfası görseli, 09.05.2016 tarihli Fark Patent ile yapılan e-mail yazışması, 22.07.2019 tarihli fatura, 22.08.2019 tarihli fatura, 23.07.2019 tarihli ... Ekibi ile yapılan yazışmayı dosyaya sunduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen ... markasının ile müvekkil markası ile birebir aynı olduğunu, davalı’nın bu markayı kullanımının, müvekkil ve markası ile karışıklığa yol açacağını, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markasının haksız şekilde Davalı adına, Müvekkilinin markasını aktif olarak kullanmakta olduğu sınıflarda tescil edildiğini, dava konusu “...” markası ile birlikte, markanın birebir aynısı olan müvekkil şirkete ait ‘...’ ibareli kelimeyi birebir içeren markasının yer aldığı hizmetlerin tüketicilerce, müvekkili şirket tarafından sunulduğu düşünülerek tercih edilebileceğini, markaların birebir aynı oldukları ve iştigal konularının da aynı olduğu düşünüldüğünde markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markada birebir aynı kelimelerin yer almasının ve bu derece ayniyetin, tesadüfü aşan bir durum olduğunu, dolayısıyla kötü niyetle yapılan marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, TTK m.18/2‘ e göre tacirin basiretli olma zorunluluğunu belirterek; basiretli bir tacirin, kendi faaliyet gösterdiği sektör ile aynı/benzer sektörde kullanılan ve dünya çapında tanınmış olan bir markadan haberdar olmadığından bahsedilemeyeceğini, Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 23.06.2000 tarih, ... E, ... K sayılı ilamında “…meslekten olan ve basiretli bir işadamı özeni göstermekle yükümlü olan davalının kendisine ait markayı ihdas ve tescil ettirirken, aynı işkolunda çalışan maruf ve meşhur olan davacıya ait markayı bilmesi gerekmesi nedeniyle iyi niyetli olamayacağı sonucuna varılmalıdır…” kararı verildiğini, davalı’nın, Müvekkili Şirketin gerçek hak sahibi olduğu markasının aynısını tescil ettirmesinin Medeni Kanun’un 2. maddesine de aykırı olduğunu, davalının, müvekkili Şirketin tanımış markasından istifade etmeye yönelik hareket etmekte, tüketicileri yanıltıp bu sayede menfaat elde etmeye çalıştığını ya da bu markayı devir ederek/satarak bundan bir kazanç ele etmek ya da gerçek marka sahibinin faaliyetlerine engel olmak amacında olduğunu, yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi ve sunulan ekli belgelerde görüldüğü üzere ‘...’ ibaresi Müvekkil Şirket tarafından hem marka hem de ticaret unvanı olarak kullanılmaktadır. ... ibaresi ‘... Emlak’ olarak müvekkil şirketin ticaret ünvanında da yer aldığını, müvekkili şirkete ait “...” markasının, harcanan emek ve sermaye sonucu, sektöründe tanınmış marka ve Müvekkili Şirketin, tüm Türkiye’de sektöründe lokomatif bir firma olduğunu, davalının markasının SMK m.6/5 ve 8/3 kapsamında hükümsüzlüğe karar verilmesi gerektiğini belirterek, davalının 07.08.2017 tescil tarihli 2... tescil nolu ‘...’ ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE karar verilmesini talep etmektedir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacıya ait olduğu belirtilen "... Gayrimenkul Pazarlama Emlak Danışmanlığı" şahıs şirketi adına ... tarafından açıldığını ve anack ... Gayrimenkul Pazarlama Emlak Danışmanlığı şahıs şirketi ünvanlı bir şirketin ticaret sicil ve Mersis kayıtlarında bulunmaması nedeniyle, davacının aktif husumet yokluğunun sözkonusu olduğunu, "..." markasının 2016 yılında yapılan başvuru ile Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ... numarası ile 07.08.2017 yılında müvekkili adına tescil edildiğini, SMK m.25/6 kapsamında davanın süresinde açılmadığını, müvekkilinin marka tescil başvurusu tarihinden önce de "..." markasını gayrimenkul sektöründe proje ismi olarak kullanmaya başladığını, 2014 yılında müvekkilinin "..." markası için tasarım çalışmalarına başladığını, markayı o tarihten itibaren kullandığını, tasarımcı ile yapılan mail çalışmalarının mahkeme sunulduğunu, müvekkilinin 2014 yılında "... Gayrimenkul Yatırımları ve İşletmeciliği Anonim Şirketi" unvanlı bir şirket kurmak için vergi müdürlüğü ve ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescil işlemlerini başlattığını ve bu unvanlı şirketi belirlemek adına Kordon Vergi Dairesi’nden ... numarası ile potansiyel vergi numarası aldığını, davacının dava konusu markayı 2015 yılından itibaren kullandığını belirtmesine rağmen, buna ilişkin herhangi bir somut delil dosyaya sunulmadığını, davacının dilekçesinde sunduğu belgelerin davasını ispata elverişli olmadığını; davacının delilleri arasında bulunan mail yazışmasının marka kullanımını ispatlaması söz konusu olmadığını, sahibinden.com sitesinden olduğu belirtilen görseller de yalnızca gayrimenkul ilanı bulunduğunu, davacının dava dilekçesiyle sunduğu faturalarda markayı kullanarak mal veya hizmet sunumunu söz konusu olmadığını, yalnızca bir internet sitesine üyeliği ile ilgili ödemenin faturasının kesildiğini, bu anlamda davacının ticari faaliyeti bulunmadığını, davacının kendisinin kullanımında olduğunu iddia ettiği marka ile müvekkil davalının markasının birebir benzer olduğunu ifade etmiş ise de, buna ilişkin olarak davalı tarafından davacıya 20.12.2021 tarihinde Karşıyaka... Noterliğinden ... Yevmiyeli ihtarnameyle tecavüze son vermesi ihtar edildiğini, kullanımın devam etmesi üzerine yapılan şikayet sonucu Kuşadası ... Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, dosyaya sunulan 03.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda o dosyanın sanığı ve huzurdaki davanın da davacısı olan ...'in eyleminin marka tecavüzünü oluşturduğunun belirtildiğini, müvekkilinin söz konusu markayı www.....com.tr adlı internet sitesinde özellikle gayrimenkul sektöründe aktif olarak kullandığını, proje ismi olarak kullandığını, Soğucak'ta bu marka ile büyük bir taşınmaz projesi bulunduğunu, Kuşadası ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu olan taşınmazla ilgili projenin adının ... Turquoise olduğunu, somut olayda bu marka adı altında müvekkilinin ticari faaliyetinin kapsamının ve ekonomik genişliğinin hem davacının faaliyetlerinden daha eski hem de daha büyük olması nedeniyle, müvekkilinin kötüniyetli olduğu iddiası kabul edilemez olduğunu, davacının tanınmış marka yönündeki iddialarının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, belirterek hem davanın hem de tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
TPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davalı adına ... nolu “...” markasının davacı tarafınca 2015 yılından itibaren ... olarak kullanılıp kullanılmadığı bu iki markanın birebir aynı olup olmadığı davacının aktif dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı davanın zamanaşımı ve sessiz kalma süresi içeresinde açılıp açılmadığı huşularında yapılan yargılama sonucunda;
Marka mevzuatı açısından: 6769 sı SMK. “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı ve İstisnaları” başlıklı 7.maddesinin 1.fıkrası: “Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir” hükmünü amirdir. 6769 sı SMK. “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı ve İstisnaları” başlıklı 7.maddesinin 2.,3. Ve 4. fıkrası:(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir. İşaretin kullanılması. Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif
edilmesi.
İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
c) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. 6769 s.lı SMK. "Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” başlıklı 29.maddesi-(7) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 s.lı SMK. “Sınai Mülkiyet Hakkı Tecavüze Uğrayan Hak Sahibinin İleri Sürebileceği Talepler” başlıklı 149.maddesinin 1.fıkrası: Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması, Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması. (d) bendi uyarınca el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
Madde 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Tescilli bir marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanması iltibastır. İltibas için markanın aynı, tescil kapsamına giren mal ve hizmetlerinde aynı olması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde ise ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması olarak ifade edilmektedir, doktrinde ise bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vesair sebeplerle aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırma tehlikesi olarak tanımlanmaktadır.
Somut olayda; SMK 25/6 Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği şeklinde yasal düzenleme bulunduğu davaya konu edilen markanın 07/08/2017 tescil tarihli olması davanın da 30/05/2023 tarihinde açılması itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğu görülmüştür. Davacı her ne kadar 5 yıllık sürecin noter ihtarından sonra başlayacağı iddiasında bulunmuş ise de bu iddiasının yerinde olmadığı 5 yıllık sürecinin başlangıç tarihi olan tescilin yapıldığı ve ilan edildiği 07/08/2017 tarihinin başlangıç tarihi olarak değerlendirilmiş olup 5 yıl süre içerisinde de bu davanın açılması gerektiğinin Yargıtay’ın .... Hukuk Dairesi’nin ... esas... karar sayılı ilamında da sürenin 5 yıllık hak düşürücü süre olduğu kabul edilmiştir. Davacının davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmadığından davasının reddine dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının 5 yıllık süre içerisinde açılmadığından davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 179,90 TL harçtan mahsubu ile eksik 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT.' ne göre belirlenen miktar 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan toplam 38,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
6-Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili yanlara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ve gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı. 17/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır