Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/1050 K.2025/226

🏛️ Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2024/1050 📋 K. 2025/226 📅 11.03.2025

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
BAŞKAN : ***
ÜYE : ***
ÜYE : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1- Melikgazi KAYSERİ
2- ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVA : Ticari Şirket (Yönetim Kurulu Kararının Ve Hisselerinin İptali İle Tescili İstemli)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket (yönetim kurulu kararının ve hisselerinin iptali ile tescili istemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin üst soylarının davalı şirketin kurucusu müteveffa ... ile eşi ... olduğunu, ... ile ...'ın evliliklerinden ..., ... ve ... isimli üç çocukları olduğunu, davalı ve hissedar ...'ın ise ... ve ... isimli iki çocuğunun bulunduğunu, ... Bina İnşaat Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi'nin 24/08/1981 tarihli ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanarak kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, şirketin kurucusu, kuruluşundan beri hakim sahip ve aynı zamanda müvekkilinin üstsoyu olan ...'ın 02/12/2020 tarihinde vefat ettiğini, şirketin hissedarları hâlihazırda ..., ..., ..., ... ve ... olduğunu, hissedarlar arasında müvekkilinin yer aldığını, yönetim kurulu kararı uyarınca muris ...'ın hissesinin tamamının oğlu ...'a devredildiğini, dolayısıyla müvekkili ve diğer mirasçılara ...'ın vefatı ile intikal eden bir hissenin kalmadığını, müvekkilinin de mirastan intikal etmesi gereken bir hissesinin olamadığını, ...'ın hâlihazırda şirketin hâkim hissedarı ve yönetim kurulu başkanı konumunda olduğunu, ... Bina İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'ne ilişkin pay devri konulu yönetim kurulu kararının 30/09/2020 tarihinde düzenlenmiş olduğunu, 11/12/2020 tarihinde Kayseri 10. Noterliği'nin 41193 yevmiye numarası ile tasdiklendiğini, yönetim kurulu kararında "şirket ortaklarımızdan ...'ın 56.675.500 adet ve 5.667.550-TL bedellindeki hissesinin tamamının ...'a devrinin onaylanmasına, devir sonucunda ...'ın şirkette hissesinin kalmamasına" oy birliği ile karar verildiğini, murisin tüm hisselerinin davalıya devredildiğinin belirtildiğini, yönetim kurulu kararında yer alan ve hisselerini devreden ...'ın isminin altında yer alan imzanın murise ait olmadığını, sahte imza olduğunu, tüm bu hususların mahkemece yapılacak araştırmalarla netliğe kavuşana dek davalı ve devralan ...'ın şirkette en yüksek pay sahibi konumunda olmaya devam edeceğini ve yönetim kurulu başkanı olmasından bahisle şirket üzerinde söz sahibi olduğunu ve bu süreçte şirketin menfaatlerini korunmasına devam edilmesi gerektiğini belirterek, öncelikle şirketin ve müvekkilinin şirketteki durumunun korunabilmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, şirketin kayıtlı tüm malvarlığı üzerine satışa engel ihtiyati tedbir konulmasına, ayrıca şirket hisselerinin devir ve temlikinin önlenmesi adına davalının şirket hisseleri üzerine satışa engel ihtiyati tedbir konulmasına, şirketin adına kayıtlı taşınır ve taşınmazların tespiti için tapu müdürlüğüne ve Noterler Birliği'ne müzekkere yazılmasına, yönetim kurulu kararının öncelikle mevzuat ve Yargıtay içtihatları gereği aranan geçerlilik şartların taşımadığından geçersizliğinin kabulüyle şirket hisselerinin mirasçıların yasal payları oranında mirasçılara dağıtılmasına, bu hususun Ticareti Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilanına, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda Noterlik Kanunu onaylama şartlarını taşımadığı gerek murisin vefatından sonra tasdike sunulması ve gerekse murise ait asıl imzalar ile arasında gözle görülür farklar olması nedeniyle yönetim kurulu kararında yer alan murise ait görünür imzanın bilirkişi incelemesine gönderilmesine, sahte imza nedeniyle yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespiti ile şirket hisselerinin mirasçıların yasal payları oranında mirasçılara dağıtılmasına, bu hususun Ticareti Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilanına karar verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda murisin vefatından 3 ay önce yapmış olduğu hisse devri işleminin TBK'nun 19. maddesindeki genel muvazaa hükümleri gözetilmek suretiyle iptaline, şirket hisselerinin
mirasçıların yasal payları oranında mirasçılara dağıtılmasına, bu
hususun Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilanına,
neticeten davanın kabulü ile
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Bina İnşaat Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanca genel muvazaa iddiası ileri sürülerek miras paylaşımının hakkaniyetli olması talebinde bulunulmuş olsa da genel muvazaa iddiası ile miras paylaşımının usulsüzlüğünün ileri sürülmesi uygulaması HMK, TMK ve diğer sair mevzuatlarda bulunmadığının sabit olduğunu, kaldı ki diğer yandan miras paylaşımına ilişkin iddiaların temelini miras muvazaası özelinde ilerlemesinin Türk Hukuk Sistemi'nde mümkün olmakta iken işbu hususun da kabul anlamına gelmemekle birlikte görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, anonim şirketin müdürleri, temsilcileri veya denetçileri aleyhine TTK'nun 549 ve devamı hükümlerine göre açılacak sorumluluk davalarının 560. maddede belirtilen 2 ve 5 yıllık özel zamanaşımı süresine tabi olduğunu, anonim şirket ortaklarının birbirlerine karşı açacakları veya şirketle aralarındaki davaların ise TBK'nun 147. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin (şirketin diğer yöneticilerinin ve denetçilerinin) şirkete karşı açacakları tazminat davaların ise TBK'nun 147. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu nedenle hak düşürücü süre itirazlarının ve zaman aşımı def'inde bulunduklarını, davacının şirket ortağı dahi olmadığını, bu davayı açmasının mümkün bulunmadığını, husumet ehlliyeti yönünden itirazlarının olduğunu, davacı tarafça açılan bu davada şirket hisselerinin büyük bir kısmı talep edildiği halde karşılığında herhangi bir tahmini, yaklaşık ya da kesinlik içeren hiçbir harca esas bedel bildirilmediği, harcın tamamlatılmasının gerektiğini, anonim şirket içerisinde gerçekleştirilen hisse devrini doğrudan alacağın temliki gibi kabul edip yorumlamak suretiyle çıkarımda bulunmanın mantıklı kabul ve izahı bulunmadığını, davacının muvazaa iddiasında bulunarak davalı şirket hisselerinden pay talep ettiğini, cevap dilekçelerinin ekinde sundukları genel kurul kararından anlaşılacağı üzere davacının 28/10/2014 tarihli ... ve ... imzalı ... sayılı yönetim kurul kararları ile davalı şirketin sahibi olduğu ... Textile Sh. Co. ... ünvanlı şirkette bulunan 120.000,00-USD değerinde bulunan hisselerinin davacıya devredilmesine karar verildiğini, bu kararı takiben 03/11/2014 tarihinde ve 2014/7 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacının hisselerini babası olan müteveffa ...'a devrettiğini, müvekkili şirketin hisseleri konusundaki dağılımda mirasçıların aldatılması gibi bir hususun değil, mirasın müteveffanın isteğine göre mirasçılar arasında dağıtılmasının söz konusu olduğunu, davacı asilin genel müdür sıfatıyla her ne kadar genel kurul kararına, pay devrine ve diğer birçok hususa karşı muhalefet etmek suretiyle işbu davayı açmış olsa da kendisinin herhangi bir yönetim organında taraf olmadığı, ihtirazi kayıt şerhinin olmadığı ve hatta dahi hiçbir alanda resmi geçerlilik kazanacak itirazı olmadığı sabit iken müvekkili firmaya "kara leke çalma" saiki ile çirkin saldırılarda bulunmasının kabul edilmez olduğunu belirterek öncelikle harç yatırılmaması nedeniyle ve mahkemenin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine, yine hisse devrini onaylayan ve oy birliği ile alınan yönetim kurulu kararının geçerli olması nedeniyle, davacının muvazaa iddiaların temelsiz olması nedeniyle davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın bir eda davası olduğunu ve dava konusu şirket hissesinin davacıya devri istemine ilişkin olduğunu, dolayısıyla dava konusunun değerinin para ile ölçülebilen değerlerden olduğunu, dava konusunun para ile ölçülebilen değerlerden olması halinde dava dilekçesinin zorunlu unsurlarından birisinin de harca esas değerin yani dava değerinin olduğunu, davanın hasımsız bir dava ya da tespit davası olmadığına göre dava dilekçesinde dava değerinin belirtilmesinin zorunlu olduğunu, davacının dava dilekçesinde böyle bir rakam belirtmediğini, bu nedenle dava dilekçesinin dava şartları bakımından eksiklik içerdiğini, huzurdaki davada davacı bundan sonra bu yöndeki bir beyanının da davanın genişletilmesi yasağı kapsamında olacağını ve taraflarınca davanın genişletilmesine muvaffakat etmediklerini, davanın öncelikle harca esas değerin belirtilmemiş olması nedeniyle usul yönünden reddine karar verilmesini istediklerini, davacının dava dilekçelerinde davanın açılmasına HMK'nun 14. maddesinin 'özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir'" hükmünü dayanak olarak gösterdiğini, ancak davacının ifadesinin aksine şirket ortağı olmadığını, davanın her ne kadar davacının ortaklık talebi ile ilgili olsa da mevcut durumda böyle bir ortaklığın yahut üyeliğin bulunmadığını, dolayısıyla dava açısından davacının husumet ehliyetine sahip olmadığını, bu nedenlerle asliye ticaret mahkemelerinin de görevli olmadığını, davacının işbu davayı ikame edebilmesi için öncelikle ortak olduğunu ya da şirket hisselerinin kendisine mirasen intikal ettiğini dava ve ispat ederek hüküm altına aldırmasının gerektiğini, gerek mirasçılık iddiasının gerekse mirasa dair muvazaa iddialarının ticari iş niteliğinde olmayıp asliye ticaret mahkemeleri tarafından dinlenebilecek konular arasında yer almadığını, davacının muvazaaya yönelik iddiları bakımından mahkemenin yetkili de olmadığını, davacının alacağın temliki ya da muvazaa yönündeki iddiaları açısından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri ve yetkili mahkemenin ise davalı müvekkilinin ikametgahının bulunduğu İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenlerle davaya yetki ilk itirazlarının kabulünü istediklerini, davacının dilekçelerinde terditli gerekçelerle yönetim kurulu kararına konu hisselerin mirasçılara payları oranında dağıtılmasına karar verilmesini talep ettiğini ancak davacı tarafta yalnızca ...'ın bulunduğunu, davacının diğer mirasçılar adına böyle bir talepte bulunulması mümkün olmadığını, davacının alacağın temlikine dair beyanlarının huzurdaki davada dinlenmesi mümkün olmadığını, davacının dilekçelerinde anonim şirket olan davalı şirketin hisse devrinin ve bunun tesciline dair yönetim kurulu kararının alacağın temliki hükümlerine tabi olması gerektiğini iddia ettiğini, oysa ki anonim şirket hissesinin devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olmasının anonim şirketin yapısına aykırılık teşkil ettiğini, anonim şirket hisselerinin hamiline olması halinde devir ile nama yazılı olması halinde ise devir ve teslim ile devredilebilir olduğunu ve söz konusu devir geçerli olduğunu, anonim şirket hisse devrinin bu kriterlere tabi olması şirketin ortaklık yapısının adı gibi anonim olmasından kaynaklandığını, geçerli bir şekilde hisseyi elinde bulunduran herkesin anonim şirket ortağı olarak kabul edileceğini ve genel kurula katılma hakkını kazanacağını, davacının iddiasında olduğu gibi anonim şirket hisse devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğunun kabul edilmesinin anonim şirketi anonim olmaktan çıkarıp limited şirket vasfına düşüreceğini, durumda borsada işlem yapılmasının dahi mümkün olmadığını, davacının muvazaa iddiasının doğru olmamakla iddianın maddi temelinin de hatalı olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine müvekkiline yapılan hisse devrinde diğer mirasçıları aldatmak üzere yapılan bir hile ya da yanıltıcı işlem bulunmadığını, söz konusu işlemin tamamen müteveffanın arzularına uygun olarak ve müvekkili ile müteveffa arasında gerçekleşen maddi ilişkiler göz önünde bulundurularak müteveffanın arzusu ile yapıldığını ve ortaklar tarafından oy birliği ile tescil edildiğini, davacının da müvekkilinin de şirketin bir dönem ortakları olduklarını, davacının şirket ortaklığından çıkmasının kendisine sağlanan maddi bir menfaat karşılığında gerçekleştiğini, müvekkilinin hisselerini ise daha öncesinden müteveffa babasına hibe etmiş olduğu gibi daha sonra da şirkete 1.000.000 Amerikan doları üzerinde yardımda bulunduğunu, davacının muvazaa iddiasında bulunarak davalı şirket hisselerinden pay talep etmekle birlikte cevap dilekçelerinin ekinde sundukları genel kurul kararından anlaşılacağı üzere davacının 28/10/2014 tarihli ... ve ... imzalı ... sayılı yönetim kurul kararları ile davalı şirketin sahibi olduğu ... Textile Sh. Co. ... ünvanlı şirkette bulunan 120.000,00-USD değerinde bulunan hisselerinin davacıya devredilmesine karar verildiğini, bu kararı takiben 03/11/2014 tarihinde ve 2014/7 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacının hisselerini babası olan müteveffa ...'a devrettiğini, müvekkilinin ise davacının aksine kendisine ait hisselerini davacıdan 1 yıl önce ve müteveffanın talebi üzerine bila bedel olarak müteveffa ...'a devrettiğini, cevap dilekçesi ekinde sundukları 15/08/2013 tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararı incelendiğinde müvekkil ...'ın kendisine ait 21.000.000 adet ve 2.100.000,00-TL değerindeki hissesini davacının aksine karşılıksız olarak babasına devretmiş olduğunun görüleceğini, müvekkilinin müteveffa babasına ve şirkete olan katkılarının bununla sınırlı kalmadığını, bu hisse devrini takiben davacının genel müdür olarak görev yaptığı dönem de dahil olmak üzere şirkete 1.000.000,00 USD'nin üstünde ödeme yaptığını, kısaca ifade etmek gerekirse davalı şirketin hisseleri konusundaki dağılımda mirasçıların aldatılması gibi bir hususun değil, mirasın müteveffanın isteğine göre mirasçılar arasında dağıtılmasının söz konusu olduğunu, dava konusu hisse devrinden yaklaşık 5 ay sonra 18/02/2021 tarihli ve 2012/3 numaralı yönetim kurulu kararı ile şirkete genel müdür olarak atanan davacının bu hususu bilmemesinin mümkün olmadığını, her ne kadar muvazaa iddialarının ticari bir husus olmaması nedeniyle ticaret mahkemesinin görev alanına girmediği kanaatinde olsalar da mahkemenin aksi kanaatte olması halinde bu hususa dair inceleme yapılacak olması halinde müteveffa ...'ın sağlığında çocuklarına ve torunlarına ne miktarda kazanımda bulundurduğunun incelenmesinin gerektiğini belirterek hisse devrini onaylayan ve oy birliği ile alınan yönetim kurulu kararının geçerli olması nedeniyle, davacının muvazaa iddiaların temelsiz olması nedeniyle davanın reddine, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, şirket yönetim kurulu kararının iptali ile devre konu şirket hisselerinin miras payları oranında mirasçılar adına tescili, olmadığı taktirde TBK'nun 19. maddesi gereği muvazaa nedeniyle yönetim kurulu kararının iptali ve devre konu şirket hisselerinin miras payları oranında mirasçılar adına tescili istemine yöneliktir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile mahkememiz heyeti tarafından basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Yargılama sırasında davacı vekili Av. ... tarafından verilen 24/02/2025 tarihli dilekçe ile; "... Mahkemeniz yukarıda esası yazılı dosyası kapsamında davadan feragat etmekteyiz. Yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz yoktur. Gereğinin yapılmasını saygılarımızla arz talep etmekteyiz. ..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Dava dosyasının yapılan incelemesinde davacı vekilinin dosya içindeki vekaletnamesinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin olduğu ve vekaletnamedeki vekilin feragat dilekçesi veren vekil olduğu görülmüştür.
Davalılar vekili Av. ... tarafından verilen 24/02/2025 tarihli dilekçe ile; "... dosyada davacı taraf davasından feragat etmiştir. İlgili feragate muvafakatimiz bulunmakta olup herhangi bir vekalet ücreti talebimiz bulunmamaktadır. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
HMK’nun 311. maddesi gereğince davadan feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Davacı tarafından HMK'nun 307. ve devamı maddelerine uygun olarak talep sonucundan vazgeçildiğinden, yani davadan feragat edildiğinden dolayı feragat nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran, HMK'nun 307-312. maddelerinde düzenlenen DAVACININ FERAGAT NEDENİ İLE DAVANIN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL peşin harçtan dava açılırken yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince davacılar tarafından yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafından numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, davalılar tarafından yatırılan avans bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davadan feragati nedeniyle davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Davalılar tarafından istenilmediğinden davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına göre düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, mahkememiz gerekçeli kararının taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2025
Başkan ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Katip ***
E-imzalıdır