Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/800 K.2025/850
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/800
KARAR NO: 2025/850
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/03/2025-18/03/2025 ARA KARAR
NUMARASI: 2024/769 Esas
DAVANIN KONUSU: Genel kurul iptali,butlanı
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 25/04/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/769 Esas sayılı 16/03/2025-18/03/2025 tarihli ara kararlara karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; her ne kadar mahkemece tedbir kararı kaldırılmış ise de davalı yanın vermiş olduğu birçok dilekçede davalı şirketin 2017 yılından beri faaliyeti bulunmadığı ve terkin durumda olduğunun açıkça beyan edildiğini, bu nedenle verilen tedbir kararı ile şirketin işleyişinin sekteye uğradığına yönelik mahkemeniz gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu bildirerek, tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkememizce verilen karara itiraz ederek, yeniden tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi kararı ile; Mahkememizin 23/06/2023 tarihli ara kararı ile davaya konu 23/10/2012, 05/11/2012, 09/02/2015, 13/12/2018, 20/12/2021 tarihli genel kurul kararlarının icrasının durdurulmasına karar verilmiş ise de anılan genel kurul kararları ile şirket yönetim yetkisinin belirlendiği, bu kararların icrasının durdurulması halinde şirkette organ boşluğu oluşacağı, oysa eldeki davanın konusunun genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine dayandığı, Mecelle'deki ifade ile "Beka, iptidadan esheldir." kaidesince ticarî faaliyetlerine hali hazırda devam etmekte olan ve görünen durum itibariyle hali hazırda müdürü bulunan şirket yöneticisinin, anonim şirketi mevcut hali ile yönetmesi ve şirketin faaliyetlerine devam etmesi kolay olan ve normal olandır. O halde ölçüsüz ve orantısız şekilde, en önemlisi şirketin amacını sekteye uğratacak sonuçlara yol açabilecek bir tedbir kararı ile şirketin yönetimine bu aşamada müdahale edilmesi, şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin sınırlandırılması telafisi imkansız veya zor durumlara dahi yol açabileceğinden 17/12/2024 tarihli ara karar ile, mahkememizce 23/06/2023 tarihinde verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmış olup, davacı vekilince de tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkememizce verilen karara itiraz edilerek, yeniden tedbir kararı verilmesini talep edilmiş ise de, 17/12/2024 tarihli ara kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, talebin reddine karar vermek gerekmiş "1-Davacı vekilinin mahkememizin tedbir kararının kaldırılmasına yönelik 17/12/2024 tarihli kararına itirazın REDDİNE," şeklinde ara karar kurulmuştur.
Davacı vekili işbu ara kararı yasal süresi içerisinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Yerel Mahkeme tarafından karar verilip, istinaf tarafından da onanan bir kararın tekrardan birden kaldırılması kabul edilebilir bir durum olmadığını, yerel mahkemece tüm usul hukuku adeta yerle bir edildiğini, bilindiği üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına direnme veya uymama gibi bir durum söz konusu olmadığını, mevcut davada da tedbirin kaldırılmasını gerektiren yeni bir gelişme olmamasına karşın, bölge adliye mahkemesi tarafından da onanan bir kararın, durup dururken kaldırılması açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2017 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/769 E. Sayılı dosyasında verilen 16.03.2025 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik 17.12.2024 tarihli ara kararının kaldırılarak davalı ... Anonim Şirketi'nin 23/10/2012, 05/11/2012, 09/02/2015, 13/12/2018 ve 20/12/2021 tarihli genel kurul kararlarının icrasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ;Genel kurul kararlarının üzerindeki tedbirin kaldırılması hukuka uygun olduğunu, herhangi bir iptal kararı olmamasına rağmen genel kurul kararlarına tedbir koymak sureti ile müvekkil ve müvekkil şirketin telafisi imkansız zararlar görmesine sebep olduğunu, genel kurul kararlarına tedbir konulmak sureti ile şirket faaliyetleri imkansız hale geldiğini, konulan tedbir 50.000,00 TL gibi bir teminat karşılığında konulduğunu, teminat bedeli neredeyse şirkete ait taşınmazın bir haftalık kira bedeli dahi olmadığını, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/631 E. Sayılı dosyasında davacının haksız olduğu ispatlandığını ve davanın reddine hükmedildiğini, diğer deyişle davacının haksız yere müvekkil ve müvekkil şirketi mağdur etmeye yönelik davrandığı açıklığa kavuştuğunu, hal böyle iken halen davacı tarafça tedbir konulmasına yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuş olmasının kabul edilemeyeceğini, davacı tarafça verilmesi istenen tedbir kararı tedbirin amacını aşacak ölçüde olup, yargısız infaz niteliğinde olduğunu, tedbir kararı müvekkilin faaliyetlerini geri dönüşü olmayacak şekilde durdurmakta ve müvekkilin hak kaybına uğramasına sebep olduğunu, işbu tedbir kararı 50.000,00 TL gibi neredeyse şirket taşınmazının bir haftalık kira bedeline dahi denk gelmeyen rakam üzerinden verildiğini, dolayısıyla müvekkil aleyhine silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinin açık olduğunu, müvekkilin tedbir nedeniyle uğrayacağı kesin nitelikteki zarar adeta telafisiz bırakılarak tedbir talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla Yerel Mahkemenin tedbirin kaldırılmasına yönelik kararı hukuka uygun olmakla davacının haksız istinaf başvurusunun reddine hükmedilmesi gerektiğini, davacının, müvekkil şirket ve yetkilisi ... ile herhangi bir işlem gerçekleştirmemiş olmasına rağmen müvekkilleri taraf olarak göstermesi gerçekliğe aykırı olduğunu, davacının iddiaları incelendiğinde hissesini devrettiği şahsın ... olmadığı görüleceğini, bu hususun davacının da kabulünde olduğunu, o halde hangi mantıkla müvekkilin mal varlığı üzerine tedbir konulması talep edildiğini , davacının, genel kurul kararındaki bir sakatlığa karşı kararın alındığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde şirket tüzel kişiliğine yönelteceği bir dava ile bu iddiasını ileri sürmesi gerektiğini, TTK'nın 345 ve 346. Madde hükümleri buna ilişkin olduğunu, davacı aradan geçen 11 yıl boyunca böyle bir başvuruda bulunmadığını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında ileri sürülünce de işbu davayı açma yoluna gittiğini, TTK ilgili hükmüne değinilmese, 11 yıl sonunda davacı yasal yollara başvurmayacağını, ortada mevcut bir hak bulunmadığından ve yalnızca dava açarak ihtiyati tedbir talep etmek suretiyle davalı müvekkillere gözdağı verilmek istenildiğinden, davacı hak düşürücü sürelere dikkat etmediğini, iddia ettiği hakkı kullanmak için çaba sarf etmediğini, Ticaret mevzuatında tanınan hak ve yetkileri kullanmayıp 11 yıl sonra genel kurul kararının sakatlığını ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermeyen, dürüstlük kuralına uymayan kişiler sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını başkalarına karşı ileri süremeyeceğini, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamayacağını, kanun, dürüstlük kuralına aykırı tutum ve davranışları himaye etmediğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulmuş olan evrak arasında davacının bizzat imzaladığı bu sözleşme mevcut olduğunu, sözleşmede devreden sıfatı ile davacı aynen "Adı geçen şirkette namına kayıtlı 5280 adet payımı 132.000,00 TL'ye nakden ve tamamen aldığımı gösteren bu devir beyanı tarafımdan imza edildi." beyanı yer aldığını, bu sözleşmede atılı imza, işbu dosyada davacının inkar ettiği imzanın birebir aynı olup, sözleşme Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında davacının inkarında olmadığını, davacı hiçbir haklı sebep ve delil gösteremediğini, dolayısıyla davacının haksız ve mesnetsiz iddialarının ve istemlerinin kabulü mümkün olmadığını, hisse devreden davacı ile devralan ... arasında bir akit mevcut olduğunu, bu akitte davacı hür iradesi ile bedelini nakden ve tamamen almak sureti ile hissesini devrettiğini beyan ettiğini, akdi imzaladığını, kendi iradesi ile taraf olduğu ve para kazandığı bir işleme karşı "hileli" iddiasında bulunan davacının nasıl bir hukuki yarar elde etmek istediği belirsiz olduğunu, davacının tedbirin kaldırılmasına yönelik ara karara karşı istinaf başvurusu da müvekkile duyulan husumet nedeniyle olup müvekkili zora sokma amacı güttüğünü, davacının istinaf başvurusunun reddini talep ettiğini, arz ve izah edilen ve Mahkemenizce re'sen gözetilecek sebeplerle, davacının haksız istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu Düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Yapılan inceleme sonunda: Derdest dava, davalı şirketin 23/10/2012, 05/11/2012 , 05/11/2012, 09/02/2015,13/12/2018 ve 20/12/2021 tarihli genel kurullarında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, davacı dışındaki hissedarlarca gerek ...'e gerekse ...'in ...'a yaptığı hisse devirlerinin geçersiz olduğunun tespiti ile pay defterinin buna göre düzeltilmesi taleplerine ilişkindir.
Derdest davada mahkemece 23/06/2023 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir talebi teminat karşılığında kabul edilmiştir. Tedbir kararına itiraz edilmiş, mahkeme tedbire itirazı duruşmalı incelemiş ve 19/09/2023 ara kararında itirazın reddine karar vermiştir. Bu ara karar istinaf edilmiş, dairemizin 2023/2015 Esas- 2023/1756 Karar sayılı ilamıyla davalıların söz konusu ara karara karşı yaptıkları istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Yargılama devam ederken davalılar vekili 09/12/2024 tarihli talep dilekçesi sunmuş ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir. 17/12/2024 tarihli duruşmada da bu talebini yinelemiştir. Davalılar vekilinin işbu yeni talebi üzerine mahkeme bir inceleme ve değerlendirme yaparak 17/12/2024 tarihli duruşmanın (3) nolu kısa ara kararı ile "3- Uyuşmazlık konusu kararlar incelenmekle; 23/10/2012 tarihli genel kurulda şirketin yönetim kurulu ve süresine ilişkin 7.maddenin değiştirildiği, 05/11/2012 tarihli genel kurulda şirketi temsil ve imza yetkisinin ...'e verildiği ve yönetim kuruluna seçildiği, 09/02/2015 tarihli genel kurulda ...'in 16.000 adet hisselerinin tamamını 400.000 TL karşılığında ... 'a devrettiği ve yeni yönetim kurulu ... olarak belirlendiği, 13/12/2018 tarihli genel kurulda ...'ın 13/12/2021 tarihine kadar yönetim kurulu yetkilisi olarak seçildiği, 20/12/2021 tarihli genel kurulda ...'ın 20/12/2024 tarihine kadar yönetim kurulu yetkilisi olarak seçildiği görülmektedir.
Mahkememizin 23/06/2023 tarihli ara kararı ile davaya konu 23/10/2012, 05/11/2012, 09/02/2015, 13/12/2018, 20/12/2021 tarihli genel kurul kararlarının icrasının durdurulmasına karar verilmiş ise de anılan genel kurul kararları ile şirket yönetim yetkisinin belirlendiği, bu kararların icrasının durdurulması halinde şirkette organ boşluğu oluşacağı, oysa eldeki davanın konusunun genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine dayandığı, Mecelle'deki ifade ile "Beka, iptidadan esheldir." kaidesince ticarî faaliyetlerine hali hazırda devam etmekte olan ve görünen durum itibariyle hali hazırda müdürü bulunan şirket yöneticisinin, anonim şirketi mevcut hali ile yönetmesi ve şirketin faaliyetlerine devam etmesi kolay olan ve normal olandır. O halde ölçüsüz ve orantısız şekilde, en önemlisi şirketin amacını sekteye uğratacak sonuçlara yol açabilecek bir tedbir kararı ile şirketin yönetimine bu aşamada müdahale edilmesi, şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin sınırlandırılması telafisi imkansız veya zor durumlara dahi yol açabileceğinden davalıların talebinin kabulü ile mahkemizinin 23/06/2023 tarihli ara kararı ile tesis edilen tedbirin kaldırılmasına, bu hususta ayrıca müteferrik karar yazılmasına," karar vermiştir. Bu kısa ara karar yönünden mahkeme ayrıca 17/12/2024 tarihli gerekçeli ara karar da yazmış, davacı vekili işbu ara kararını istinaf dilekçesi ile istinaf ettiğini bildirmiş ve dosya örneği bu nedenle dairemize gönderilmiştir.
Dairemizin 2025/171 esas-2025/158 karar sayılı ilamıyla:
"....HMK'nın 395. maddesinde: "(1) Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir. (2) Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre tayin edilir. (3) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır."
HMK'nın 396. Maddesinde de: "Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması MADDE 396- (1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir.(2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Her ne kadar davacı vekilinin işbu istinaf dilekçesine istinaden dava dosyası örneği istinaf incelemesi için dairemize gönderilmişse de ; Yukarıda da açıklandığı üzere dosyanın incelemesinden istinaf edilen 17/12/2024 tarihli ara kararının, daha önce mahkemece verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin ara kararına itiraz üzerine HMK'nın 394/5. maddesi kapsamında verilmiş bir ara karar vasfında olmadığı anlaşılmıştır. Çünkü istinaf edilen 17/12/2024 tarihli ara kararının davacı tarafın mahkemeden, devam eden ihtiyati tedbir kararının yeniden değerlendirilmesi ile kaldırılmasına dair yeni bir talebi üzerine mahkemece 17/12/2024 tarihli verdiği yeni bir ara karar mahiyetinde olması nedeniyle işbu ara kararının HMK'nın 395/1 ile 396/1 maddeleri kapsamında değerlendirmeye dayalı verilmiş yeni bir ara karar olduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın 395/3. İle 396/2 maddelerine göre ise, 395/1.maddesi ve 396/1 maddesi kapsamında yapılan değerlendirme sonucu verilmiş tedbire ilişkin ara kararlara karşı, "itiraz"a ilişkin 394. Maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı hüküm altına alınmış olup, burada yasa koyucu bilinçli olarak HMK'nın 394. maddesinin 5. fıkrasını zikretmeyip sadece 3. Ve 4. Fıkralarının kıyasen uygulanacağını hüküm altına aldığından,burada 394/5. maddenin uygulanmasına usulen imkan yoktur. Yani 395/1. Ve 396/1. maddesi kapsamında mahkemece ihtiyati tedbir konusunda yapılan değerlendirme ve talepler hakkında verdiği ara kararlar, HMK'nın 394/3 ve 4. fıkralardaki usule göre ancak İTİRAZ kanun yoluna tabidir. Doğrudan İSTİNAF KANUN YOLUNA tabi değildir.
Mahkemenin 17/12/2024 tarihli ara kararının mahiyeti gereği HMK'nın 395/1. Ve 396/1. maddesi kapsamında verilmiş yeni bir değerlendirme ara kararı (ihtiyati tedbir konusunda) olduğundan mahkemece istinaf kanun yolu açık olarak verildiği yazılmış ve buna göre de davacı vekilince istinaf dilekçesi ile istinaf edilmesi üzerine dosya örneği dairemize gönderilmişse de, açıklanan nedenlerle, öncelikle mahkemece davacı vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinin 17/12/2024 tarihli ara kararına karşı HMK 394/3. Ve 4. fıkralarına göre ihtiyati tedbirle ilgili yeniden verilmiş bir ara karara karşı "İTİRAZ" dilekçesi olarak kabul edilerek, itirazının HMK'nın 394/4. maddesi gereğince duruşma günü belirlenip taraf vekillerine tebliği suretiyle HMK'nın 394/3 ve 4. fıkraları hükümlerindeki usule uygun şekilde duruşmalı inceleme yapılarak itiraz sebeplerinin incelenmesi ile itirazlar yönünden bir karar verilerek taraflara tebliğine dair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince geri çevrilmesine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İstinaf dilekçesi sunan davacı vekilinin işbu istinaf dilekçesinin mahkemesince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/769 Esas sayılı 17/12/2024 tarihli ara kararına karşı HMK 395/1-3 ile 396/1-2 maddeleri yollamasıyla HMK 394/3. Ve 4. fıkralarına göre ihtiyati tedbirle ilgili yeniden verilmiş bir ara karara karşı "İTİRAZ" dilekçesi olarak kabulü ile, mahkemesince HMK'nın 394/4. maddesine göre işlemlerinin yapılıp tamamlanması ve duruşmalı inceleme yapılarak sonucuna göre itirazlar hakkında bir karar verilebilmesi için HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince dosyanın kararı veren Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'ne GERİ ÇEVRİLMESİNE, ..." karar verilmiştir.
Dairemizin geri çevirme kararından sonra mahkemesince duruşmalı itiraz incelemesi yapılarak 16/03/2025-18/03/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla :
"....Davacı vekilinin 18/03/2025 tarihli duruşmadaki beyanında; her ne kadar mahkememizce tedbir kararı kaldırılmış ise de davalı yanın vermiş olduğu birçok dilekçede davalı şirketin 2017 yılından beri faaliyeti bulunmadığı ve terkin durumda olduğunun açıkça beyan edildiğini, bu nedenle verilen tedbir kararı ile şirketin işleyişinin sekteye uğradığına yönelik mahkemeniz gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu bildirerek, tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkememizce verilen karara itiraz ederek, yeniden tedbir kararı verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu kararlar incelenmekle; 23/10/2012 tarihli genel kurulda şirketin yönetim kurulu ve süresine ilişkin 7.maddenin değiştirildiği, 05/11/2012 tarihli genel kurulda şirketi temsil ve imza yetkisinin ...'e verildiği ve yönetim kuruluna seçildiği, 09/02/2015 tarihli genel kurulda ...'in 16.000 adet hisselerinin tamamını 400.000 TL karşılığında ... 'a devrettiği ve yeni yönetim kurulu ... olarak belirlendiği, 13/12/2018 tarihli genel kurulda ...'ın 13/12/2021 tarihine kadar yönetim kurulu yetkilisi olarak seçildiği, 20/12/2021 tarihli genel kurulda ...'ın 20/12/2024 tarihine kadar yönetim kurulu yetkilisi olarak seçildiği görülmektedir.
Mahkememizin 23/06/2023 tarihli ara kararı ile davaya konu 23/10/2012, 05/11/2012, 09/02/2015, 13/12/2018, 20/12/2021 tarihli genel kurul kararlarının icrasının durdurulmasına karar verilmiş ise de anılan genel kurul kararları ile şirket yönetim yetkisinin belirlendiği, bu kararların icrasının durdurulması halinde şirkette organ boşluğu oluşacağı, oysa eldeki davanın konusunun genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine dayandığı, Mecelle'deki ifade ile "Beka, iptidadan esheldir." kaidesince ticarî faaliyetlerine hali hazırda devam etmekte olan ve görünen durum itibariyle hali hazırda müdürü bulunan şirket yöneticisinin, anonim şirketi mevcut hali ile yönetmesi ve şirketin faaliyetlerine devam etmesi kolay olan ve normal olandır. O halde ölçüsüz ve orantısız şekilde, en önemlisi şirketin amacını sekteye uğratacak sonuçlara yol açabilecek bir tedbir kararı ile şirketin yönetimine bu aşamada müdahale edilmesi, şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin sınırlandırılması telafisi imkansız veya zor durumlara dahi yol açabileceğinden 17/12/2024 tarihli ara karar ile, mahkememizce 23/06/2023 tarihinde verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmış olup, davacı vekilince de tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkememizce verilen karara itiraz edilerek, yeniden tedbir kararı verilmesini talep edilmiş ise de, 17/12/2024 tarihli ara kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin mahkememizin tedbir kararının kaldırılmasına yönelik 17/12/2024 tarihli kararına itirazın REDDİNE,.." karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiş ve "....Anılan nedenlerle ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik itirazımızın reddi kararı usul ve yasaya aykırı olup, istinaf başvuru zaruretimiz hasıl olmuştur.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/769 E. Sayılı dosyasında verilen 16.03.2025 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik 17.12.2024 tarihli ara kararının kaldırılarak davalı ... Anonim Şirketi'nin 23/10/2012, 05/11/2012,09/02/2015,13/12/2018 ve 20/12/2021 tarihli genel kurul kararlarının icrasının tedbiren DURDURULMASINA karar verilmesini..." istemiştir.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır.
Her ne kadar Davacının dava dilekçesi ile istediği ihtiyati tedbir yönünden mahkemece 23/06/2023 tarihli gerekçeli ara kararı ile 50.000,TL teminat karşılığında , dava konusu genel kurul kararlarının icrasının tedbiren durdurulmasına karar verilmiş, işbu ihtiyati tedbir kararına karşı davalılar ... ve ...A.Ş. vekilince sunulan 06/07/2023 tarihli itiraz dilekçesi ile itiraz edilmiş, Mahkeme tedbire itirazı duruşmalı incelemiş ve 19/09/2023 tarihli duruşmaya taraf vekilleri katılmış, mahkemece dinlenmişler ve aynı celsedeki kısa ara karar ile davalılar vekilinin , ihtiyati tedbir kabul ara kararına karşı yaptığı itirazlarının reddine karar verilmiş,bu kısa ara karar yönünden mahkemece gerekçeli olarak 19/09/2023 tarihli ara karar tesis edilmiş ,adı geçen itiraz eden davalılar vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiş olup, derdest işbu genel kurul kararlarının iptali talebine ilişkin davada, davacı tarafça istenen ,dava konusu genel kurul kararlarının icrasının ihtiyati tedbiren durdurulmasına yönelik tedbir talebinin kabulü için gerek HMK 389 vd maddeleri gerekse TTK 449 vd maddeleri gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunduğu, yaklaşık ispatın yeterli olduğu kanaatıyla, ihtiyati tedbir kabul kararına davalılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak dairemizin ESAS NO: 2023/2015 -KARAR NO: 2023/1756 sayılı ilamıyla o günkü mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre yapılan incelemeye göre davalı ... ve ... A.Ş' vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, dair karar verilmiş ise de;
Devam eden yargılama sırasında toplanan deliller itibariyle gelinen yargılama aşaması ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı itibariyle yeniden yapılan inceleme ve değerlendiremeye göre; İlk derece mahkemesinin 23/06/2023 tarihli ara kararı ile davaya konu 23/10/2012, 05/11/2012, 09/02/2015, 13/12/2018, 20/12/2021 tarihli genel kurul kararlarının icrasının durdurulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, dava konusu işbu genel kurul kararları ile şirket yönetim yetkisinin de karara bağlanmış olması, sözkonusu genel kurul kararlarınının icrasının durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbirin devam etmesi halinde davalı şirkette organ boşluğu oluşmasına ilişkin hukuki ihtilaf ve ihtimalini ortaya çıkaracak olması, bu hukuki durumun da şirketin faaliyetleri ve 3. Kişilerle olan ticari münasebetleri yönünden yasal yönden belirsizliklere, uyuşmazlıklara ve mağduriyetlere yol açması ihtimalini doğurması, ölçüsüz ve orantısız şekilde ve ayrıca şirketin amacını, ticari menfaatlerini sekteye uğratacak ve zararına sonuçlara yol açabilecek bir tedbir kararı ile şirketin yönetimine bu aşamada müdahale edilmesinin ileride telafisi imkansız veya zor durumlara yol açabilecek olması hususları birlikte gözetildiğinde, mahkemece daha önceki dosya aşamasına ve kapsamına göre verilmiş sözkonusu ihtiyati tedbirin, gelinen yargılama aşaması, mevcut dosya kapsamı da birlikte dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirilmesiyle kaldırılmasına dair verilen ara kararda usul, yasa ve mevcut derdest dava dosyası kapsamına aykırılığın bulunmadığı, bu nednelerle da davacı vekilinin söz konusu ara kararına karşı ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de, duruşmalı olarak yaptığı itiraz incelemesi sonucunda , itiraz eden davacı vekilinin itirazlarının reddine dair 16/03/2025-18/03/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen işbu ara kararda mahkemesince yazılı ayrıntılı açıklamalara , yasal sebep ve gerekçelere ve gelinen aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına binaen , istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve mevcut dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu,bu sebeplerle istinaf eden davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/769 Esas sayılı, 16/03/2025-18/03/2025 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu istinaf karar harcı istinaf eden davacıdan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 394/5 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 25/04/2025