Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1077 K.2024/1418
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .........
KARAR NO : .........
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : .........
ÜYE : .........
ÜYE : .........
KATİP : .........
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/05/2024
NUMARASI : ......... Esas - ......... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : .........
VEKİLİ : Av. .........
DAVALI : .........
VEKİLİ : Av. .........
DAVA : Yargılamanın İadesi
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 17/09/2024
YAZIM TARİHİ : 18/09/2024
Taraflar arasında görülen davada Konya...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas - ..... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, Konya...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... E - ........ K. sayılı kararı ile davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancak işbu kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ...... E. sayılı dosyasında yapılan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak ........ K. sayılı kararla, yeni kanuni düzenleme uyarınca karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini ve kararın Yargıtay 11. HD'nin .......... E-...... K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarih, ....... E - ....... K. sayılı kararı ile davalı şirketin usulsüz işlem ve eylemleriyle şirket ortaklarını zarara uğrattığı, Sermaye Piyasası Kanun ve Yönetmeliklerine aykırı işlemler yaptığının karar altına alındığını, Anayasa Mahkemesi'nin en üst karar mercii olup, verdiği kararların diğer tüm mahkemeleri bağlayıcı nitelikte olduğunu, HMK'nın 375. maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi şartlarından ç, i ve ğ bentlerinde belirtilen şartların işbu davada oluştuğunu ve Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile yeniden yargılama taleplerinin haklılığının ortaya çıktığını ileri sürerek, Konya...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas - ........ Karar sayılı dosyasından yargılamanın iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyen karar ile ilgili yargılamanın iadesi talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, işbu davada HMK'nın 375. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilemesi sebeplerinden hiçbirinin teşekkül etmediğini, Anayasa'nın 153. madde hükmü gereği işbu davanın açılamayacağını, esasa ilişkin olarak da davacının taleplerinin öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, aksi halde 6762 sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca esastan reddedilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, "Yargılamanın İadesi" davasıdır.
6100 s. HMK'nin 375. maddesine göre, "(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir."
6216 s. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2. maddesine göre de, "(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
Somut olayda ; Konya...... Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/05/2018 gün ve ....... E. ........ K. sayılı ilamı ile davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı istinaf yoluna gidilmesi üzerine, Ankara BAM 21. HD'nin 29/12/2020 gün ve .......... E. ........ K. sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak 3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesi gereğince davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara karşı da temyiz yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 20/12/2021 gün ve .......... E. ..../...... K. sayılı ilamı ile BAM kararı onanmış ve Ankara BAM 21. HD'nin kararı 20/12/2021 tarihinde kesinleşmiştir.
6100 s. HMK'nin 84/1. maddesi gereğince "Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması" halinde teminat yatırılması gerekli ise de; davacının UYAP mernis, takbis ve nüfus kayıtlarının çıkartılması sonucu, davacının Türkiye'de taşınmazının bulunduğu anlaşıldığından 6100 s. HMK'nin 85/1-b maddesi gereğince teminat yatırmasının gerekmediği sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafından, Anayasa Mahkemesinin 18/05/2023 gün ve ....... E. ....... K. sayılı ilamı ile 3332 s. Kanun'un Geçici 4. maddesinin iptal edildiği belirtilerek 6100 s. HMK'nin 375/1 ğ maddesi gereğince yargılamanın iadesi talep edilmiş ise de;
Yargıtay 11. HD'nin 2022/4855 E. 2023/1071 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Hukuk yargılamasında kural olarak kesin hükme bağlanmış bir davaya yeniden bakılamaz ise de, bunun en önemli istisnasını yargılamanın yenilenmesi oluşturmaktadır. Bazı ağır yargılama hatalarından ve eksikliklerinden dolayı maddi anlamda kesin hükmün ortadan kaldırılmasını ve daha önce kesin hükme bağlanmış bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir yasa yolu niteliğindeki yargılamanın yenilenmesi nedenleri, 6100 sayılı Kanun'un 374 ilâ 381 inci maddelerinde düzenlenmiş olup, Kanun'un 375 inci maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup kıyas yolu ile bunların genişletilmesi olanaksızdır."
Mahkememizin (Ankara BAM 21. HD'nin) önceki kararının kesinleşmesinden sonra verilen Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararının, 6100 s. HMK'nin 375. maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden hiçbirisine girmediği, bu sebeplerin kıyas yoluyla genişletilemeyeceği belirlenmiştir.
Duruşmada davacı tarafa Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunup bulunmadıkları sorulmuş, bireysel başvuruda bulunmadıkları belirlenmiş, bu nedenle dava konusu ihtilafa 6216 s. Kanun'un 50/2. maddesinin de uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
Davacının yargılamanın iadesi davasının, 6100 s. HMK'nin 375. maddesindeki iade sebeplerinin bulunmaması nedeniyle, 6100 s. HMK'nin 379/1-c maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 3. HD’nin 11/05/2021 gün ve 2022/2451 E. 2022/4431 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, "6100 sayılı HMK'nın 374 vd. maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi talebi, ayrı bir dava olarak açılır ve incelenir. Başka bir deyişle; dava, yargılamanın iadesi istenilen davanın devamı niteliğinde değildir. Diğer taraftan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 10 uncu maddesi; "İadei muhakemenin kabulü üzerine cereyan edecek davalar, yeni davalar gibi harca tabidir. İadei muhakeme talebinde bulunan neticede haklı çıkarsa evvelce alınan harç mahsup edilir." hükmünü içermektedir. Açıklanan bu madde hükmüne göre, yargılamanın iadesi davalarından başvurma harcı ile (davanın konusunun belli bir değeri içerip içermemesine göre) peşin karar ve ilam harcı alınmalıdır."
Yargılamanın iadesi yoluyla yeniden karar verilmesi istenilen davanın, tespit ve alacak davası olup (ilk karardaki dava değeri üzerinden) nispi harca tabi olduğu kabul edilerek yargılama sırasında nispi karar ve ilam harcı alınmış, davanın reddi karşısında da davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nın 379/1-c maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, Konya...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... E - ........ K. sayılı kararı ile davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancak işbu kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ...... E. sayılı dosyasında yapılan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak ........ K. sayılı kararla, yeni kanuni düzenleme uyarınca karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini ve kararın Yargıtay 11. HD'nin .......... E-...... K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarih, ....... E - ....... K. sayılı kararı ile davalı şirketin usulsüz işlem ve eylemleriyle şirket ortaklarını zarara uğrattığı, Sermaye Piyasası Kanun ve Yönetmeliklerine aykırı işlemler yaptığının karar altına alındığını, Anayasa Mahkemesi'nin en üst karar mercii olup, verdiği kararların diğer tüm mahkemeleri bağlayıcı nitelikte olduğunu, HMK'nın 375. maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi şartlarından ç, i ve ğ bentlerinde belirtilen şartların işbu davada oluştuğunu ve Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile yeniden yargılama taleplerinin haklılığının ortaya çıktığını, bu nedenle işbu davanın sadece müvekkilinin Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapmaması sebebiyle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, eşitlik ve hakkaniyet ilkesi ile de bağdaşmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 375. maddesinde ''(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, mercince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması,
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması,
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması,
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması,
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması,
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması,
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması,
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi,'' hükmü yer almaktadır.
Aynı Yasa'nın 375/2 madde ve fıkrasında ''Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 50. maddesinde de "(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.
(3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir.
(4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.
(5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelince ise; Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı tarafça yargılamanın yenilenmesine esas teşkil edecek şekilde Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 50. maddesi uyarınca bireysel başvuru talebinde bulunulmadığından yargılamanın yenilenmesine konu olacak bir Anayasa Mahkemesi kararının davacı yönünden mevcut olmadığı, Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlaline karar verdiği emsal dosyaların, bireysel başvuru konusu olmayan dosyalar bakımından da yargılamanın yenilenmesi nedeni oluşturduğuna dair yasal bir mevzuat hükmünün bulunmadığı, yargılamanın iadesi sebeplerinin kıyas yoluyla genişletilemeyeceği, davacının Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yoluyla hak ihlali başvurusunun olmaması ve dolayısıyla somut uyuşmazlık bakımından bir hak ihlali tespitinin bulunmaması da göz önünde bulundurulduğunda, hak ihlali nedeniyle yargılamanın iadesi yoluna başvurulamayacağı, Anayasa Mahkemesi'ne hak ihlali başvurularında başvuru şekli ve süresi düzenlenmiş olup, hak ihlali başvurusunda bulunan ile bulunmayanın aynı hukuki durumda değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı ve bu itibarla, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
6- Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 17/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ......... Üye ......... Üye ......... Katip .........
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
.....