Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1763 K.2025/2905
1. Hukuk Dairesi 2025/1763 E. , 2025/2905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle, duruşma isteğinin değerden reddine karar verilip; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar asıl davada; mirasbırakan babaları ...’un, maliki olduğu 2048 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki payından 12/37 payını ikinci eşi olan davalı ...’a satış suretiyle devrettiğini, ...'in de temlik aldığı paydan 9/74 payı davalı ...’ye satış suretiyle devrettiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin tahsiline, bu da mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
2. Davacılar, birleştirilen Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/506 Esas sayılı dosyasında; aynı iddiaları yineleyerek davalı ...’in mirasbırakandan temlik aldığı 12/37 paydan 3/37 payını muvazaalı olarak davalı kızı ...’ye satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin tahsiline, bu da mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
3. Davacılar, birleştirilen Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/493 Esas sayılı dosyasında, aynı iddiaları yineleyerek davalı ...’in mirasbırakandan temlik aldığı 12/37 paydan 9/74 payını muvazaalı olarak davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin tahsiline, bu da mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalılar ... ve ...; ... ile murisin 2003 yılında evlendiklerini, dava konusu taşınmaz üzerindeki binada toplam 16 adet daire bulunduğunu, murisin bu dairleri mirasçılar arasında paylaştırdığını, ...’e verilen dairelerin miras payına bile denk gelmediğini, murisin, ölümünden önce taşınmazlarını hak dengesini gözetir şekilde paylaştırdığını, geriye dava konusu taşınmazda bir kısım payı ile Giresun ilinde 9 dönüm fındık bahçesinin kaldığını, ...’nin, ...’in ilk evliliğinden olan kızı olduğunu, Sakarya ilinde bulunan 9 parsel sayılı taşınmazını annesi ...’e verdiğini, ...'in de bu taşınmaz karşılığında da dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazda bir daireye tekabül eden 3/37 payı ...’ye devrettiğini, herhangi bir mal kaçırma durumunun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
2. Davalı ...; davacı ve davalılarla ticaret, alışveriş, arkadaşlık vs. bir ilişkisinin bulunmadığını, galericilik yaptığını, dava konusu taşınmazı yatırım amacıyla 105.000,00 TL bedelle satın aldığını, bu bedelin 39.000,00 TL'sini elden ödediğini, 66.000,00 TL'sini ise ... Center şubesinde 14.01.2015 tarihinde ... hesabına yatırdığını, kendisine yapılan temlikin muvazaalı olmadığını, taraflar arasındaki miras olayını bilmediğini ve iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakanın ölene dek ikinci eşi davalı ... ile birlikte yaşadığı ve murisin bakım ve gözetiminin ... tarafından yapıldığı, bu nedenle muris tarafından davalıya yapılan temlikteki asıl amacın mirasçılardan mal kaçırma olmayıp temlikin minnet duygusuyla yapıldığı, ayrıca muris tarafından hak dengesini gözetir, tüm mirasçıları kapsar şekilde miras paylaşımı yapıldığı; birleştirilen Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/493 Esas sayılı dosyasında, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça harcın tamamlanmadığı, bu nedenle tapu iptali ve tescil istemi yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/506 Esas sayılı dosyası yönünden davanın reddine, birleştirilen Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/493 Esas sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin davacıların babası, davalı ...'un murisin ikinci eşi, davalı ... 'nin ise davalı ...'un ilk evliliğinden kızı olduğu, muris ...'un ölene kadar davalı ... ile yaşadığı, davalının taşınmazın kira gelirinden başka hiçbir gelirinin bulunmadığı, murisin, ölümüne kadar tüm ihtiyaçlarının ve bakımının davalı ... tarafından karşılandığı, murisin 18.05.2009 tarihinde dava konusu taşınmaz payının intifa hakkını kendi üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, sağlığında davalı ... tarafından bakıldığı, murisin sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve mirasçıları kapsar nitelikte nispeten miras payları oranında paylaşım yaptığı hususunun tanık beyanları ile dosyadaki mevcut belgelerden anlaşıldığı, sadece resmi senette gösterilen satış değeri ile gerçek değer arasındaki nispetsizliğin muvazaanın varlığına delil sayılamayacağı, kaldı ki, murisin ölene kadar taşınmazda oturmaya devam etmesi, davalının kendisine sağladığı bakım ve desteğin yarattığı minnet duygusu da dikkate alındığında, satışın gerçek değer üzerinden yapılmamasının mal kaçırma amacıyla hareket edildiği anlamını doğurmayacağı, her ne kadar satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olması gerekse de semenin bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emek de olabileceği, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulünün gerektiği, miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirasçıdan mal kaçırmak olmadığı ve bu amaçla temlikin gerçekleştirilmediği, mal kaçırma iradesi olmadığı için muvazaalı bir işlem söz konusu olmadığı, bu sebeple tenkis davasının da şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine kesin olarak karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından temyizi üzerine 26.02.2025 tarihli ek karar ile kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Anayasa Mahkemesince, temyiz ve istinaf sınırlarının karar tarihi itibariyle esas alınmasının Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü, bu durumda dava tarihinde belirlenen değer esas alınarak temyiz kesinlik sınırının belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenle temyiz incelemesinin yapılması gerektiğini, dosyanın esası yönünden temliklerin muvazaalı olduğunun çok açık olduğunu, murisin taşınmazdaki payını devretmesi için herhangi bir nedeni bulunmadığını, davalılar ... ve ...’nin taşınmazların bedelini ödeyecek mali gücü olmadığını, satış bedeli olarak herhangi bir ödemenin yapılmadığının açık olduğunu, resmi senette gösterilen değer ile gerçek değer arasında fahiş fark bulunduğunu, asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
HMK'nın ek 1. maddesinin (1.) fıkrasında:" 200, 201, 341, 362 ve 369. maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başında geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
(2) 200 ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 362 ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmü düzenlenmiştir.
Bununla birlikte, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 200 ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 362 ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu nedenlerle; 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığında, kanun yoluna başvuru konusu edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararın kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin, asıl ve birleştirilen davalarda davacıların temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 26.02.2025 tarihli ek kararının kaldırılarak, asıl ve birleştirilen davalarda davacıların temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmektedir.
Dosya içeriğinden; muris 1940 doğumlu ...’un 23.12.2013 tarihinde öldüğü, geride ilk eşi ...’dan olma davacı çocukları ... ile ikinci eşi olan davalı ... ve ...’ten olma dava dışı oğlu...’in mirasçı olarak kaldığı, muris ...’un dava konusu 2048 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 139/148 payından 12/37 payının intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini 18.05.2009 tarihinde ikinci eşi olan davalı ...’e satış suretiyle devrettiği, ...’in de temlik aldığı paydan 3/37 payını 03.01.2014 tarihinde ilk eşinden olan kızı olan davalı ...’ye, 15.09.2014 tarihinde 9/74'er pay davalılar ... ve ...’e satış suretiyle devrettiği, yargılama sırasında ...’nin temlik aldığı 3/37 payı 14.01.2015 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca davacı tarafın devirlerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasını ispat edemediği gözetildiğinde, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 26.02.2025 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile 22.01.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi asıl kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Asıl dava yönünden harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, birleştirilen 2014/506 Esas sayılı dava yönünden 3.033,70 TL temyiz başvurma harcı ve 615,40 TL karar harcı, birleştirilen 2014/493 Esas sayılı dava yönünden 3.033,70 TL temyiz başvurma harcı ve 615,40 TL karar harcının asıl ve birleştirilen davada davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.