Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1982 K.2025/2561
1. Hukuk Dairesi 2025/1982 E. , 2025/2561 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2425 E., 2024/2595 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/80 E., 2024/150 K.
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilip, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; muris ...’in maliki olduğu 226 ada 21 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 2, 3, 4 ve 5 nolu bağımsız bölümleri mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalılara devrettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tesciline, olmazsa saklı payı ihlal eden devirlerin saklı payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ...,..., ve ...; dava konusu taşınmazların yapımına başlandığı sırada davacı hariç tüm kardeşlerin yapımda birebir hem maddi hem de manevi olarak destekte bulunduklarını, ancak davacının o dönem cezaevinde olduğunu, cezaevinden çıktıktan sonra askere gittiğini, askerden geldikten sonra da düğün yaptığını, düğün borçlarını muris ve ...’e bırakarak Sinop'a yerleştiğini, babasının, borçlarını ödemek için kenarda tuttuğu altınlarını bozdurduğunu, davacının Bafra'da kırtasiye dükkanı açtığını, bu dükkanı alırken de muristen ve ...’ten para aldığını, dükkanı alması için yüklü miktarda para ödediklerini, murisin, sağlığında davacı yanın sürekli borçlarını ödediğini ve maddi desteklerde bulunduğunu, davalı ...'in muris ölene kadar ona baktığını, bütün ihtiyaçlarını karşıladığını, bu durumun bütün aile fertleri tarafından da bilindiğini belirterek davanın reddini savunmuş; davalı ... ön inceleme duruşmasında, murisin bütün mirasını paylaştırdığını, davacının iflas etmesi nedeniyle borçlarını ödediğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; devirlerin murisin davalılardan ... yönünden bakım karşılığında, diğer davalı oğulları açısından ise miras paylaştırılması amacıyla yapıldığı, her ne kadar davacı oğlu yönünden miras paylaşımında taşınmaz devrinde bulunmamış ise de dinlenilen tanık anlatımlarından murisin davacıya daha öncesinde diğer mirasçılarına yapmamış olduğu kazandırmalarda bulunduğu, murisin mal kaçırma kastını gösterir başkaca bir husus tespit edilemediği, tenkis isteği yönünden saklı payı zedeleme kastının ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine 11.11.2024 tarihli ek karar ile kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın taşınmazın aynına ilişkin olduğundan kesin olmadığını, bilirkişi raporunda belirtilen ilave kısım eklendiğinde kararın kesin olmayacağının açık olduğunu, yemin delilinin hatırlatılmadığını, esasa ilişkin beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1935 doğumlu muris ...’in 05.05.2022 tarihinde ölümü ile geride çocukları davacı ..., davalılar ...,... ve ....’in mirasçı olarak kaldığı, davalı ...’in murisin oğlu ...’in gelini olduğu; dava konusu 226 ada 21 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 nolu dükkan nitelikli bağımsız bölümün muris tarafından 08.10.2021 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile 2 nolu dükkan nitelikli bağımsız bölümün 28.10.2014 tarihinde satış suretiyle davalı ...’e, 3 nolu mesken nitelikli bağımız bölümün 12.08.2013 tarihinde satış suretiyle davalı ...’a, 4 nolu mesken nitelikli bağımız bölümün 30.10.2013 tarihinde satış suretiyle davalı ...’e ve aynı akitte 5 nolu mesken nitelikli bağımız bölümün davalı ...’a temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz konusu değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2024 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1.b bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı, aynı şekilde davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı takdirde dava değerinin, ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davalıdan talep edilen paya isabet eden değer olacağı da kuşkusuzdur.
Somut olayda, yapılan keşif neticesinde alınan 15.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı ...’e devredilen 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin sırasıyla 110.500,00 TL ve 338.000,00 TL, davalı ...’a devredilen 3 nolu bağımsız bölümün ve davalı ...’e devredilen 4 nolu bağımsız bölümün her birinin 986.000,00 TL ve davalı ...’a temlik edilen 5 nolu bağımsız bölümün 928.000,00 TL değerinde olduklarının tespit edildiği, her ne kadar bahsi geçen değerler itibariyle davacının miras payına isabet eden değerin kesinlik sınırı altında kaldığı görülse de, raporun 6. sayfasında “Dava tarihi itibariyle ilave kısımların toplam tutarı 1.438.580,00 TL olarak hesaplanmış ve takdir edilmiştir.” şeklinde belirtilen kısmın yukarıda belirtilen değerlere eklenip eklenmeyeceğinin açık olmadığı, bu nedenle raporda çelişki bulunduğu, temyiz kesinlik sınırının belirlenmesinde tereddüt hasıl olduğundan, bu rapora dayanarak verilen Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2024 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekir.
Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca davacı tarafın devirlerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasını ispat edemediği gözetildiğinde, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.11.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
Alınan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,
Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile 21.10.2024 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi asıl kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.