Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1750 K.2025/2481
1. Hukuk Dairesi 2025/1750 E. , 2025/2481 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/396 E., 2021/169 K..
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... ve müşterekleri vekili; hudutları dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın önceden 539 sayılı kadastro parselinin bir bölümü olduğunu, ... parsel sayılı taşınmazın tespitine itiraz edilmesi üzerine, Tapulama Mahkemesince yapılan yargılama sonunda ... parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün tescil harici bırakılmasına karar verildiğini, dava konusu taşınmaz bölümünün de hükmen tescil harici bırakılmış olan kısımda bulunduğunu, oysa dava konusu taşınmaz bölümünün müvekkilleri tarafından 1956 yılında ... ve varislerinden satın alındığını, taşınmaz müvekkilleri tarafından imar-ihya edildikten sonra günümüze kadar kullanıldığını, müvekkilleri lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, Mahkemece dava konusu taşınmazda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda yapılacak araştırma ve inceleme sonunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı .... Köyü Tüzel Kişiliği cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devlete ait olduğunun davacı tarafça bilindiğini, buna rağmen taşınmazın 1990’lı yıllarda bozularak tarıma elverişli hale getirildiğini, kaldı ki dava konusu taşınmaz bölümü ile çevresinde evvelden beri kullanım olmuş olsaydı taşınmazların tescil harici bırakılmayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Dahili davalı ... vekili ile bozma sonrası davaya dahil edilen ... vekili cevap dilekçelerinde; Mahkemece dava konusu taşınmazda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılması, taşınmazın bulunduğu yerin imar planı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.02.2016 tarihli ve 2010/160 Esas, 2016/122 Karar sayılı kararıyla; davanın tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olduğu, dava konusu edilen yerin, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri olduğu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi tarafından dosya arasına aldırılan hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu taşınmazlarda 1971, 1978 ve 1991 yıllarında kullanım bulunduğu, ziraat mühendisi bilirkişiden aldırılan rapora göre toprak derinliği, taşlılık oranı, eğimi ve komşu parsellerle toprak özelliği karşılaştırıldığında dava konusu taşınmazların 2. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğu, taşınmazların 1971 yılında imar-ihya edilerek dava tarihine kadar davacı tarafça zilyet edildiği, tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazlarda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, fazlaya ilişkin alanın ise davalı Hazineye ait tapulu 879 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı gerekçesiyle ve taşınmazların sulu arazilerden olduğu da dikkate alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, harita mühendisi ....'in 04.11.2014 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 29.170,17 metrekarelik bölümün davacılar adına eşit hisseyle ve tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 2016/16301 Esas, 2020/2092 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece öncelikle davacıya, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına da davayı yöneltmesi için süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan Belediyeden savunma ve delillerinin sorulması, bildirdiği takdirde delilleri toplanıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmek suretiyle sair yönler incelenmeksizin karar bozulmuştur.
2. Mahkemenin 01.06.2021 tarihli ve 2020/396 Esas, 2021/169 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca taraf teşkilinin sağlandığı, dosya arasına aldırılan hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu taşınmaz bölümünde 1971, 1978 ve 1991 yıllarında kullanım bulunduğu, toprak derinliği, taşlılık oranı, eğimi ve komşu parsellerle toprak özelliği karşılaştırıldığında taşınmazın 2. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğu, 1971 yılında imar-ihya edilerek dava tarihine kadar davacı tarafça zilyet edildiği, dava konusu taşınmaz bölümünde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle taşınmazın sulu arazilerden olduğu da dikkate alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, harita mühendisi ....'in 04.11.2014 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 29.170,17 metrekarelik bölümün davacılar adına eşit hisseyle ve tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, taşınmaz mera vasfında olup meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava; tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
2. Kadastro sonucunda Ankara ili, ... ilçesi, .... köyü çalışma alanında bulunan ... parsel sayılı taşınmaz, mülkiyetinin ihtilaflı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle “sazlık ve tarla” vasfıyla tespit edilmiş; Polatlı Tapulama Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 30.10.1986 tarihli ve 1984/61 Esas, 1986/329 Karar sayılı kararı ile 539 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (E1) harfi ile gösterilen bölümünün sazlık ve bataklık vasfında olduğu gerekçesiyle bu bölüme ilişkin kadastro tespitinin iptaline ve Tapulama Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca tescil harici bırakılmasına karar verilmiş; kararın temyizi üzerine hüküm Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.11.1987 tarihli ve 1987/2030 Esas, 1987/25869 Karar sayılı kararıyla onanmış, hükme yönelik karar düzeltme itirazları da reddedilerek karar kesinleşmiştir.
Davacı tarafından dava konusu edilen taşınmaz bölümünün (Tapulama Mahkemesince hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda “E1” harfi ile gösterilen) ve tescil harici bırakılan kısımda kaldığı anlaşılmaktadır.
3. Eldeki davada Mahkemece, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşuğu kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmaz bölümü, 1950 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında “sazlık ve tarla” vasfıyla tespit edilmiştir. Tapulama Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, 15.07.1974 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, arazinin Sakarya Nehri'ne doğru olan batı kısmının sazlık ve çayırlık olduğunu, bu yerlerin kamışının ve otunun arazi sahipleri tarafından sahiplenildiğini, kamışların ve otların arazi sahiplerince bizzat veya işçileri vasıtasıyla söktürülüp satıldığını beyan etmişler; 22.05.1978 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, Sakarya nehrinin kenarlarının sazlık ve kamışlık olduğunu, nehir taştığı zaman etrafındaki bir kısım yerlerin su altında kaldığını, nehrin zemheri aylarında taşıp Mart - Nisan aylarında çekilmeye başladığını, sular çekildikten sonra şahısların taşınmazı kullanmaya başladığını; 22.04.1982 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ise 1923 - 1924 yıllarında bu yerlere Sakarya Nehri kıyılarından saz toplamak için geldiğini, o tarihlerde zeminde görünen binanın güney tarafında kalan kısmın tamamının sazlık-bataklık bir yer olduğunu beyan etmiş; yine Tapulama Mahkemesince ziraat mühendisi bilirkişilerden aldırılan raporlarda 539 parsel sayılı taşınmazın Sakarya nehri kıyısında kalan bölümlerinin sazlık ve bataklık vasfında olduğunun, bu kısımların şahıslarca ıslah edilmeye çalışılmasına rağmen arazinin ıslah edilemediğinin bildirildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, bataklık ve sazlıklar birçok canlı türünün yaşamını sürdürdüğü alanlar olup istikrar kazanmış ve devamlılık gösteren Yargıtay uygulamalarına göre doğal dengenin bozulmaması bakımından bataklık ve sazlıkların imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılmalarına olanak yoktur.
Hal böyle olunca dava konusu taşınmaz bölümlerinin geldisi olan 539 parsel sayılı taşınmazın tespitine itiraza ilişkin Tapulama Mahkemesi dosyasının kapsamı ve yargılaması sırasında yürürlüğe giren 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesinin (e) fıkrasında bulunan düzenleme gözetilmek suretiyle evveli sazlık olan dava konusu taşınmaz bölümüne yönelik davanın reddine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.