Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1881 K.2025/2438
1. Hukuk Dairesi 2025/1881 E. , 2025/2438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/202 E., 2024/361 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve 1999 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda haritasında yol olarak gösterilmek suretiyle tespit harici bırakılan taşınmaz bölümlerinin davacı adına kayıtlı 120 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların devamı niteliğinde olduğunu, bahsi geçen taşınmazda öncesinde ev bulunduğunu, söz konusu evin kullanılamaz hale gelmesi sonucunda yıkılarak yeni ev yapıldığını, yeni evin eski evin temelleri ve sınırları esas alınarak yapıldığını ileri sürerek söz konusu tescil harici taşınmaz bölümlerinin 120 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlara eklenmek suretiyle davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, yolun zilyetlikle tescil konusu olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Köy Tüzel Kişiliği davaya cevap vermemiş, aşamalarda dava konusu taşınmaz bölümünün yolda kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.12.2015 tarih ve 2014/205 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararıyla; 120 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin 23.11.1999 tarihinde kesinleştiği eldeki davanın ise 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 02.09.2014 tarihinde açıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Birinci Bozma Kararı
Mahkemenin 09.12.2015 tarih ve 2014/205 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarihli ve 2016/15506 Esas, 2020/1145 Karar sayılı kararıyla; davanın kadastro çalışmaları sonucunda yol olarak tespit harici bırakılan bölümlere yönelik tescil isteğine ilişkin olduğu, bu kapsamda eldeki davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 28.04.2021 tarih ve 2020/57 Esas, 2021/147 Karar sayılı kararıyla; keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacının eşinin babası... tarafından kullanıldığı ve ölümünden sonra mirasçılarına intikal ettiği, mirasbırakanın vefat etmeden önce taşınmazın üzerinde bulunan yapının inşa edildiği, fen bilirkişisinin 28.01.2021 tarihli raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen kısımlarn 20 yılı aşkın süredir davacının ve mirasbırakanlarının zilyetliğinde bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
3. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin 28.04.2021 tarih ve 2020/57 Esas, 2021/147 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 28.02.2023 tarih ve 2021/8920 Esas, 2023/1166 Karar sayılı kararıyla; davacının 1999 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında yol olarak tescil harici bırakılan taşınmaz bölümlerinin maliki olduğu 120 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlara eklenmesini talep ettiği, davacının maliki oluğu 120 ada 2 parsel sayılı 109,06 m2 miktarlı taşınmazın kargir ev ve arsa vasfıyla senetsizden .... oğlu ...., 120 ada 3 parsel sayılı 170,68 m2 miktarlı taşınmazın arsa vasfıyla senetsizden .... oğlu... adına tespit edildiği, tespitin 23.11.1999 tarihinde kesinleştiği, taşınmazların davacı adına 06.08.2014 ve 14.08.2014 tarihlerinde satış suretiyle tescil edildiği, ...’in davacının eşinin babası olduğu, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların taşınmazları davacının kayınpederi...’in, onun ölümünden sonra ise davacının kullandığını, 15 yıl önce eski bina yıkılarak yerine yeni binanın yapıldığını belirttikleri, 26.01.2021 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi raporunda da bahse konu yapının 10-15 yıllık olduğunun rapor edildiği, bu kapsamda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve TMK'nın 713/1. maddeleri uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin kararına karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde inşa edilen yapıların daha önce zeminde bulunan yapılar yıkılarak aynı temelde inşa edildiğini, her ne kadar sonradan inşa edilen ve dava konusu tescil harici taşınmazlar içerisinde kalan binalar 15 yıllık ise de bu taşınmazların önceki temeller üzerinde inşa edilmiş olması nedeniyle eklemeli zilyetlik koşullarının değerlendirilmesi gerektiğini, yasal hasım olan Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, dava değerini aşacak miktarda vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Kadastro çalışmaları sonucunda ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve dosya kapsamında mevcut 28.01.2021 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri yol olarak tescil harici bırakılmıştır.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilecek hallerde vekalet ücreti Mahkemece kabul edilen veya reddedilen miktarı geçemeyecektir. Eldeki davada, dava konusu olan ve dosya kapsamında mevcut 28.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen tescil harici taşınmaz bölümlerinin toplam değeri 1.331,50 TL olduğuna göre kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine lehine 1.331,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken dava değerini aşacak şekilde 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması isabetsizdir.
Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın geçici 3. maddesinin 2. fıkrasının yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438. maddesinin 7. fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine (5) numaralı bent olarak “Davalı Hazine kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 1.331,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Kelkit Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
08.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.