Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1700 K.2025/2363
1. Hukuk Dairesi 2025/1700 E. , 2025/2363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2040 E., 2023/2442 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erbaa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/485 E., 2023/145 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; yakın arkadaşları ... ve ...’e kefil olduğunu, borç ödenmeyince 10.000,00 TL'lik senet verdiğini, ancak ...’in bu senet olmaz diyerek kendisinden iki adet boş senet aldığını, borç ödendiğinde ...’ten verdiği açık senetleri istediğinde ...’in yırttığını söylediğini, aradan üç yıl sonra Taşova İcra Müdürlüğünün 2014/760 Esas sayılı dosyası ile aleyhine kambiyo takibi yapıldığını, Taşova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/111 Esas sayılı dosyası ile menfii tespit davası açtığını, ayrıca senet lehtarları gözüken kişiler ... ve... ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/232 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada bu kişilerin kendisini hiç tanımadığını, tiraci bir ilişkileri olmadığını beyan ettiklerini, ancak menfi tespit davasında yatırması gereken teminat miktarını yatıramayınca takibe devam edildiğini ve maliki olduğu 20 ada 8 parsel sayılı taşınmazın Erbaa İcra Müdürlüğünün 2014/188 Talimat sayılı dosyasında ihale ile alacaklı gözüken... ...’na satıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan ev ve dükkanın yıkılarak taşınmazın mütahitte verildiğini ve taşınmaz üzerinde inşaa edilen binadaki bağımsız bölümlerin de davalılara satıldığını, sahte senede dayanılarak yapılan takip neticesinde gerçekleşen satışın yolsuz olduğunu, davalıların iyiniyetli olmadıklarını, kaldı ki yolsuz olan tescilin korunmasının da mümkün olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...; davacının iddia ettiği olaylarla hiç bir ilgisinin olmadığını, mütaahhitlik yaptığını, dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyi niyetle satın aldığını, taşınmaz üzerindeki eski binayı yıktığını ve yeni bir bina inşaa ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., davalı ...’ın dava konusu taşınmazı kayıt maliki... ...’ndan bedelini ödeyerek satın aldığını ve taşınmaz üzerine daire ve işyerlerinden oluşan bina inşaa ettiğini, kendilerinin de bu binadan bedelini ödeyerek bağımsız bölüm satın aldıklarını, iyi niyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
3.Davalı ... davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında beton ticareti yaptığını, müteahhit ...’a da beton sattığını, karşılığında da dava konusu 15 nolu bağımsız bölümü devraldığını, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
1.Erbaa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2017/108 E.- 2019/59 K. sayılı kararıyla; davacının kefili olduğu senet sebebiyle aleyhine başlatılan icra takibi sonucu Taşova İcra Müdürlüğünün 2014/60 Esas sayılı dosyası ile davacının maliki olduğu dava konusu 20 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ihale ile... ...’na satıldığı, ...’ın da taşınmazı davalı ...’a sattığı, ... tarafından taşınmaz üzerine yeni bina inşaa edildiği, oluşan bağımsız bölümlerin de diğer davalılara satıldığı, taşınmazın satışına ilişkin ihalenin kesinleştiği, bu nedenle davacı tarafça üçüncü kişiler aleyhine açılan Taşova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/42 Esas sayılı menfii tespit dosyasının sonucunun beklenmediği, yine Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/232 Esas sayılı dosyasının konusunun ve taraflarının eldeki dava ile ilgisi olmadığından sonucunun ve kesinleşmesinin beklenilmediği, davalılar ... ve ...’nin kayıt maliki olmadıkları, taşınmazın icra takibi sonucu yapılan ihale ile... ... adına tescil edildiği, yapılan işlemin yolsuz olmadığı, son kayıt maliki davalıların da iyi niyetli oldukları gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/2323 Esas, 2019/2293 Karar sayılı kararıyla; davacılar tarafından tapu iptali ve tescili istenen kısmının dava tarihi itibariyle değerinin açıklattırılması, dava tarihi itibariyle dava değerinin hesaplanması için uzman bilirkişi kurulu ile keşif yapılması, raporda belirlenecek dava değeri üzerinden eksik peşin karar ve ilam harcının tamamlanması ve bu konudaki usuli işlemlerin yapılması, ayrıca davalı ...’ın... ... ile irtibatlı olduğunun iddia edildiği, bu kişinin de davaya konu taşınmazın satışına dayanak teşkil eden bononun sahteliği nedeniyle Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/232 E. sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan yargılandığı, bu nedenle Mahkemece Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/232 Esas sayılı dosyası ile davacı tarafça Taşova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/111 E. sayılı dosyası ile açılan menfii tespit davasının sonucunun beklenilmesi, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Gönderme kararı üzerine, Erbaa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli ve 2019/221 E.- 2022/305 K. sayılı kararıyla; önceki karardaki aynı gerekçelerle davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar (..., ... ve ... hariç) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 09.12.2022 tarihli ve 2022/2975 Esas, 2022/3158 Karar sayılı kararıyla; davanın yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası olup ispat yükünün davacıda olduğu, davacının taşınmazı (yolsuz olarak temlik alan ilk el ... ... hariç) ikinci el olarak temlik alan davalıların kötüniyetli olduklarına dair iddiasını tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabileceği, davacının ön inceleme duruşması yapılmadan önce 18.07.2017 tarihli dilekçesi ile altı adet tanığını adresleriyle birlikte bildirdiği, ancak Mahkemece davacı tanıkları dinlenmeden eksik inceleme sonucu karar verilmesinin isabetli olmadığı, bu nedenle davacı tanıklarının dinlenilerek eksik tüm delillerin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kaldırma nedenine göre bir kısım davalılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Kaldırma kararı sonrasında Erbaa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli ve 2022/485 E.- 2023/145 K. sayılı kararıyla; davacının kefili olduğu senet sebebiyle Taşova İcra Müdürlüğünün 2014/60 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi sonucu davacıya ait dava konusu 20 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ihale ile dava dışı... ...’na satıldığı, ...’ın da taşınmazı davalı ...’a devrettiği, ...’ın taşınmaz üzerine bina inşa ettiği ve oluşan bağımsız bölümleri davalılara sattığı, davacı tarafça dava konusu taşınmazın satışına dayanak icra takibine konu senet nedeniyle borçlu olmadığına ilişkin Taşova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/111 E. sayılı dosyası ile açılan menfii tespit davasının kabulüne karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/232 Esas sayılı dosyasında davacının katılan, dava dışı bir kısım şahısların sanık olduğu, yargılamanın resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin olduğu ve bir kısım şahıslar hakkında cezalandırılmaları yönünde hüküm kurulduğu ve kararın kesinleştiği, davalı ... ve ...’nin kayıt maliki olmadıkları, taşınmazları ...’tan satın alan son kayıt maliki davalıların ise iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olup TMK’nın 1023.madde koruyuculuğundan yararlandıkları, Mahkemenin 20.03.2019 tarih ve 2017/108 Esas, 2019/59 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazların değerlerinin keşfen belirlenmesi, buna göre harcın tamamlanması ve diğer eksikliklerin giderilmesi için mahkeme kararının kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası taşınmazların değerlerinin belirlendiği, davacının adli yardım talebinin kabulü nedeniyle harcın tamamlatılmadığı, Mahkemenin 15.06.2022 tarih ve 2019/221 Esas, 2022/305 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, davalılar lehine ise maktu vekalet ücretine hükmolunduğu, kararın davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından vekalet ücreti yönünden istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabul edilerek hükmün kaldırıldığı, kaldırma nedenine göre ise bir kısım davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmediği, her ne kadar Mahkemenin 15.06.2022 tarih ve 2019/221 Esas, 2022/305 Karar sayılı kararı ile davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmolunmuş ise de Mahkemenin 20.03.2019 tarih ve 2017/108 Esas, 2019/59 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmazların değerinin belirlenmediği, dava konusu taşınmazların değerinin Mahkemenin 15.06.2022 tarih ve 2019/221 Esas sayılı dosyasında belirlendiği, bu bakımdan davacı lehine vekalet ücreti yönünden usulü kazanılmış hakkın söz konusu olmayacağı gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilerek esastan reddedilen davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, Mahkemece toplanan delilere göre son kayıt maliki davalıların TMK’nın 1023. maddesine göre iyiniyetli olup kötüniyetli olduklarının ispatlanamadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak Mahkemenin 2017/108 E. -2019/59- K. sayılı ilk kararında da red kararı verilip davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiği, kararı sadece davacının istinaf etmesi üzerine dava değerinin belirlenmesi açısından ve diğer nedenlerden kararın kaldırıldığı, davalıların ilk hükmü dava değerinin belirlenmediğinden vekalet ücretinin maktu değil nispi olması yönünde istinafları bulunmadığı, bu durumda davalılar vekili lehine hükmedilen maktu vekalet ücreti yönünden davacı lehine usulü kazanılmış hak doğduğu, davalıların sonrasında vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusu olsa da davacının vekalet ücreti yönünden usulü kazanılmış hakkının ihlal edilemeyeceği, bu nedenle en son verilen red kararında davacının usulü kazanılmış hakkı nedeniyle davalılar lehine maktu vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/232 Esas sayılı dosyasının incelenmesinin belirtildiği halde dosya içeriğinin incelenmediğini, anılan dosyada davalı Müteahhit ...’ın tanık olarak dinlenildiğini ve davacı ile uzlaşmak için .... ve Ordu’da avukatlar ile anlaşma toplantılarına katıldığını beyan ettiğini, davalı ...’ın takibe dayanak senedin sahte olduğundan haberdar olduğunu, sahte bono düzenleyerek davacı aleyhine icra takibinde bulunan ve yolsuz olarak dava konusu taşınmazı adına tescil ettiren... ... ile davalı ...’ın birlikte hareket ettiklerini, daha sonra da taşınmazın paylaşımında ihtilafa düştüklerini, bu nedenle ...’ın... ...’nu öldürdüğünü, buna ilişkin Tokat Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama yapıldığını, talep edilmesine rağmen Mahkemece bu dosyanın incelenmediği, son kayıt maliki davalıların davacının komşuları olup durumu bildiklerini ve iyi niyetli sayılamayacaklarını, davacıya karşı haksız ve hukuksuz olarak yapılan bu işlemlerden ...a ve ... ilçesinde bulunan tüm esnaf ve avukatların haberdar olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerin küçük bir çevre olup davalıların da yapılan usuzsüzlüklerden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalıların iyi niyetli kabul edilemeyeceklerini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 20 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına kayıtlı iken, alacaklı... ... tarafından 25.02.2014 tarihinde Taşova İcra Müdürlüğünün 2014/60 Esas sayılı dosyası ile davacı ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, takip sonucu Erbaa İcra Müdürlüğünün 2014/188 Talimat sayılı dosyasından yapılan ihale ile davacıya ait dava konusu 20 ada 8 parsel sayılı taşınmazın alacağına mahsuben dava dışı... ...’na ihale edildiği, kesinleşen ihale sonucu, taşınmazın 29.04.2016 tarihinde dava dışı... ... adına tescil edildiği, ...’ın da taşınmazı 24.06.2016 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, 08.09.2016 tarihinde taşınmazda kat irtifakı tesis edildiği ve oluşan 15 adet bağımsız bölümün davalı ... adına tescil edildiği, ...’ın da 1 nolu asma katlı işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 09.09.2016 tarihinde davalı ...’a, 2 nolu asma katlı işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 11.10.2016 tarihinde davalı ...’a, 3 nolu asma katlı işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 10.01.2017 tarihinde davalı ...’a, 4 nolu işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 27.09.2016 tarihinde davalı ...’a, 5 nolu işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 21.09.2016 tarihinde davalı ...’a, 6 nolu işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 21.09.2016 tarihinde davalı ...’a, 7 nolu işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 13.03.2017 tarihinde davalı ...’a, 9 nolu işyeri niteliğindeki bağımsız bölüm ile 13 nolu dublex işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 09.09.2016 tarihinde davalı ...’e, 10 nolu işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 24.10.2016 tarihinde davalı ...’a, 11 nolu işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 18.11.2016 tarihinde davalı ...’ye, 12 nolu dublex işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 06.10.2016 tarihinde davalılar ... ve ...’ya, 14 nolu dublex işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 22.12.2016 tarihinde davalı ...’e, 15 nolu dublex işyeri niteliğindeki bağımsız bölümü 24.11.2016 tarihinde davalı ...’ya satış suretiyle devrettiği, davalı ...’un temlik aldığı 6 nolu bağımsız bölümü dava tarihinden sonra 29.11.2018 tarihinde dava dışı ...’ya, davalı ...’nin temlik aldığı 11 nolu bağımsız bölümü dava tarihinden sonra 30.01.2018 tarihinde dava dışı ...’e, davalı ...’nın temlik aldığı 15 nolu bağımsız bölümü dava tarihinden sonra 15.05.2018 tarihinde dava dışı ...’e devrettiği, davacı tarafından takibe dayanak senet lehtarı gözüken kişiler ... ve... ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yapılan şikayet üzerine, Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/232 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda, sanıkların ... tarafından imza edilen senedi yasaya aykırı şekilde ve kötü niyetli olarak doldurduklarının gerçekte kambiyo senedine vaki bir borç olmadığının belirlendiği, sanık... ...’nun yargılama sırasında öldüğünden hakkındaki davanın düşmesine, diğer sanık ... hakkında ise resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, ayrıca davacı tarafından takibe dayanak senedin sahte olarak düzenlendiği iddiası ile Taşova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/111 Esas ( yeni 2018/42 Esas) sayılı dosyası ile menfii tespit davası açıldığı, Mahkemece, davanın kabulü ile Taşova İcra Dairesinin 2014/60 Esas sayılı takibin dayanağı olan senet nedeniyle yapılan takibin iptali ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kararın derecattan geçerek 03.03.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; tapu sicillerinin tutulması bir takım prensiplere bağlı olup bunlardan ilki tescil, ikincisi sicilin güvenilirliği (aleniliği), diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebin bulunması, bir başka ifadeyle illetten mücerret olmamasıdır. Oluşan bir sicil kaydının korunabilmesi bakımından, illetini teşkil eden geçerli bir sebebin olması zorunludur.
Öte yandan; Hukuk Genel Kurulunun 19.1.1955 tarihli, 1/4 sayılı kararında "cebri icra yoluyla ve açık arttırma suretiyle yapılan satışlar sonucu bir taşınmazın satın alınması halinde dahi Medeni Kanun'un 932. maddesinde dayanılan tescilin yolsuzluğuna ilişkin dava açılabilir. Alıcının satışa konu taşınmaz mala ait tapu kaydının yolsuzluğunu bile bile ve kötüniyetle arttırmaya girerek satın aldığı ispatlandığı taktirde davanın kabulüne karar verilir" denilmektedir.
Diğer taraftan; hukukumuzda diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlama düşüncesiyle alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988.ve 989. maddelerinin ve tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten, bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyi niyetli gözükeni değil gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı'' ilkeleri 08.11.1991 tarihli 1990/4 Esas 1991/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.
Bunun yanında; vakıa ve karinelerden, halin icaplarından kendisinden beklenen özeni sarfetmemiş olması itibariyle kanunen iyi niyet iddiasında bulunamayacağı belirlenmiş olan kimsenin TMK’nın 1023. maddesinden yararlanamayacağında bir tereddüt bulunmamaktadır.
Somut olayda; icra takibinin dayanağını teşkil eden senedin dava dışı... ... ve ... tarafından sahte olarak doldurulduğu, bu senede dayalı olarak davacı ...’ın herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edildiğine göre, kötü niyetli olarak bu senedi doldurarak icra takibine koyan ve bu takip sonucu yapılan ihalede taşınmazı alacağına mahsuben satın alan... ... adına yapılan tescilin yolsuz olduğu açıktır. Ancak, taşınmazı...’dan satış yoluyla alan davalı ... ve ... tarafından taşınmaz üzerine inşaa edilen binadan bağımsız bölüm satın alan son kayıt maliki davalıların iyi niyetli olmaları durumunda edinimlerinin korunacağı kuşkusuzdur.Taşınmazı...’dan satış suretiyle devralan ikinci el konumundaki davalı ...’ın, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre ilk el... ile birlikte hareket ettiği, taşınmazın davacının elinden yolsuz bir şekilde çıktığını bildiği, ayrıca anılan taşınmaz yüzünden... ile ... arasında sorunlar çıktığı ve tartışmalar yaşandığı, ...’ın...’ı öldürdüğü, bu nedenle Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/129 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda ...’ın mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği göz önüne alındığında ...’ın da kötü niyetli olduğu açıktır.Taşınmaz üzerinde ... tarafından bina inşaa edilmiş ve oluşan bağımsız bölümler farklı şahıslara satış suretiyle devredilmiştir. Bu durumda taşınmazdaki dava konusu bağımsız bölümleri ...’dan satın alan son kayıt maliki davalıların edinimlerinde iyi niyetli olup olmadıkları hususunda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dosya içeriği ve toplanan deliller bir arada değerlendirildiğinde:
Dava konusu 1 nolu bağımsız bölümü satın alan davalı ...’ın Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/129 Esas sayılı dosyasında tanık olarak verdiği ifadesinde, ... ile yakın arkadaş oldukları, ...’ın ...’ı öldürdükten sonra ilk...’e giderek durumu anlattığını beyan ettiği, dava konusu 2 nolu bağımsız bölüm maliki ...’ın da ...’ın eşi olduğu hususları göz önüne alındığında 1 ve 2 nolu bağımsız bölüm malikleri davalıların edinimlerinde iyi niyetli sayılamayacakları ve TMK'nın 1023. maddesinden istifade edemeyecekleri sonucuna varılmaktadır.
Bununla birlikte, dava konusu 6 nolu bağımsız bölümün yargılama sırasında davalı ... tarafından 29.11.2018 tarihinde dava dışı ...’ya, 11 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından 30.01.2018 tarihinde dava dışı ...’e, 15 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından 15.05.2018 tarihinde dava dışı ...’e temlik edilmesine rağmen HMK’nın 125. maddesinin uygulanmaması da doğru değildir.
Diğer yandan; Mahkemece son kayıt maliki davalıların çekişme konusu taşınmazları ediniminde iyi niyetli olup olmadıkları hususunda hükme elverişli nitelikte yeterince araştırma ve değerlendirme yapılmamış, taşınmazların temlik tarihindeki değerleri ve kimin zilyetliğinde olduğu belirlenmemiş, davalıların satış bedeli olarak ne kadar ve ne şekilde ödeme yaptıkları, ayrıca yolsuz tescili bilebilecek durumda olup olmadıkları hususu yeterince değerlendirilmemiştir.
Hâl böyle olunca; dava konusu 1 ve 2 nolu bağımsız bölümler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi, diğer bağımsız bölümler yönünden öncelikle güncel tapu kayıtlarının celbedilmesi, yargılama devam ederken üçüncü kişilere temlik edilen 6, 11 ve 15 nolu bağımsız bölümler ile yargılama sırasında üçüncü kişilere devredilen başka taşınmaz da bulunması halinde bu taşınmazlar yönünden davacıya seçimlik haklarının hatırlatılması, bu yöndeki usuli eksikliğin giderilmesi, davanın esası yönünden ise son kayıt maliki davalıların iktisablarında iyi niyetli olup olmadıkları bakımından keşif yapılarak taşınmazların temlik tarihlerindeki değerlerinin ve taşınmazlarda kimlerin zilyet olduklarının belirlenmesi, davalıların taşınmazlar için ödediklerini beyan ettikleri bedellerin değerlendirilmesi, Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/129 Esas sayılı dava dosyasının da incelenerek değerlendirilmesi, davalıların taşınmazın bulunduğu muhitte ikamet etmelerinin göz önüne alınması, taraf tanıklarının yeniden dinlenilerek son kayıt maliklerinin yolsuz tescili bilmesi gereken konumda olup olmadıkları hususunda ayrıntılı ifadelerinin alınması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek son kayıt maliki davalıların durumu bilen veya bilmesi gereken konumunda olup olmadıkları, TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacakları hususunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.