Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1990 K.2025/2256

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1990 📋 K. 2025/2256 📅 28.04.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/1990 E.  ,  2025/2256 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/60 E., 2023/113 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... (...) vekili ve duruşma istekli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle birlikte duruşma talebinden feragat edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı; davalı ... ile evli olup Fransa'da restoran işlettiklerini, davalı eşinin banka ve kurumlara olan borçları sebebi ile muvazaalı olarak boşandıklarını ve davalının Türkiye'ye gittiğini, sonra da kendi adına şirket kurup işleri büyütelim telkini üzerine davalıya 27.09.2004 tarihli genel vekâletname verdiğini, ancak davalının vekâlet görevini kötüye kullanarak kayden maliki olduğu 4171, 4741, 7591 parsel sayılı taşınmazları ile 7592 parsel sayılı taşınmazdaki payını büyük ortağı olduğu davalı Şirkete muvazaalı olarak devrini sağladığını, daha sonra şirketin kat mülkiyeti kurulan 4171 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümleri, ...'nin kardeşi olan ve durumu bilen davalı ...'a devrettiğini, ...'ın da 1 nolu meskeni 15.08.2006 tarihinde davalı ...'e, 2 nolu meskeni 17.10.2006 tarihinde davalı ...'ya, 3 nolu meskeni ise 15.03.2006 tarihinde davalı ...'e satış göstermek suretiyle muvazaalı olarak temlik ettiğini, anılan davalıların da eşinin yakın akrabaları olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 4741, 7591 ve 7592 parseller bakımından davasını tazminat olarak sürdürdüğünü bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ile davalı Şirket vekili; davacı ile davalı ...'nin boşanmaya karar verdiklerini ve Fransa'daki restoranın işletmesinin davacıya bırakıldığını, karşılığında dava konusu taşınmazların da ...'ye kaldığını, bu nedenle karşılıklı vekâletnameler verdiklerini, daha sonra mahkemeye başvurup boşandıklarını, kendi aralarında anlaştıkları için anılan hususların boşanma protokolüne yazılmadığını, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... mirasçıları; muris ... dava açılmadan önce öldüğünü, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağını, mirasçıların davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilemeyeceğini, murisin tapu kaydına güvenerek taşınmazı aldığını, satıştan önce hesabından yüklüce paralar çekildiğinin banka kayıtları ile sabit olduğunu, diğer davalıları tanımadıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, emekli öğretmen olup birikimleri ile tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldığını, tapuda değerin herkesçe düşük gösterildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; iyi niyetli alıcı olduğunu, tapuda değerlerin düşük gösterildiğinin herkesçe bilindiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece; vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı, dava konusu taşınmazların birleştirilen davanın davalılarına muvazaalı olarak aktarıldığı gerekçesi ile 4171 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümler yönünden tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne, diğer dava konusu taşınmazlar yönünden ise bedel isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili, davalı ... vekili, birleştirilen davalarda davalılar ..., ... ve ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 31.05.2016 tarihli ve 2015/8465 Esas, 2016/6653 Karar sayılı kararı ile; davacıya ait çekişme konusu taşınmazların vekâlet görevinin kötüye kullanılması suretiyle davalı Şirkete, ondan da davalı ...'a devredildiği belirlenerek asıl davada bedele hükmedilmesinde; davacının dava dilekçelerinde, terditli bedel isteği bakımından faiz talebinde bulunmamış olması sebebi ile hüküm altına alınan bedele faiz işletilmemiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı ancak hüküm altına alınan bedelin hangi davalıdan ne oranda tahsil edileceğinin açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmediği; birleştirilen davalarda davalılar ... ve ... hakkında Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin de hükme yeterli bulunmadığı; birleştirilen 2010/519 Esas sayılı davada davalının dava tarihinden önce 05.11.2009 tarihinde öldüğü halde mirasçılarının davaya dahil edilerek sonuca gidilmiş olmasının da doğru olmadığına değinilerek 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi gözetilip birleştirilen davalardaki isteklerle ilgili ayrı ayrı hüküm oluşturulması ve her bir davada davalılara yüklenen borçların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, davalılar ... ve ... delillerinin eksiksiz toplanması, tanık deliline dayanmış olmaları sebebi ile tanıklarının isimlerini ve adreslerini bildirmeleri konusunda kendilerine imkan tanınarak gösterecekleri tanıkların olaya ilişkin ayrıntılı beyanlarının alınması, toplanacak ve toplanan delillerin birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği, kabule göre de davalıların sorumlu tutuldukları vekalet ücretinin miktarının gösterilmemesinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, 4171 parselde asıl davada davalıların dava tarihi itibariyle kayıt maliki olmadıkları gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; bozma kararı kapsamında 4741, 7591 ve 7592 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tazminat talebinin kabulüne; birleştirilen 2010/519 Esas sayılı davada davalı ...'ın birleştirilen dava tarihi itibariyle ölü olduğu, mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle sonuca gidilme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle ölü kişi aleyhine açılan birleştirilen 2010/519 Esas sayılı davanın usulden reddine; birleştirilen 2010/520 Esas ve 2010/521 Esas sayılı davalarda kayıt malikleri davalılar Yüksel ve Abdül'ün ise durumu bildiği ve kötüniyetli olduğu hususunun ispatlanamadığı, iyi niyetli üçüncü kişi oldukları gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden davaların reddine; birleştirilen davalarda davalı Şirket ve ...'in vekil ... (...) ile davacı arasındaki vekalet ilişkisini, kapsamını ve vekaletin kötüye kullanıldığını bilebilecek durumda oldukları gerekçesiyle birleştirilen davalarda davalılar Şirket ve ... yönünden tazminata hükmedilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... (...) ve ... vekili ayrı ayrı verdiği temyiz dilekçelerinde özetle; davalı ...'ın, akrabalık bağından dolayı davacı ... ile davalı ...'ın evlilik hayatlarını bilen, ancak mal varlıklarını ya da boşanma süreçlerini çok yakından takip eden birisi olmadığını, sadece tarafların geçinememesi kaynaklı olarak anlaşmalı boşandıklarını ve kendi aralarında fiili mal bölüşümü yaptıklarını, Fransa'da ve Türkiye'de bulunan mal varlıklarını ayrı ayrı paylaşarak buna ilişkin de birbirlerine vekaletname verdiklerini, bu vekaletnamelerin de veriliş amacına uygun olarak kullanıldığını bildiğini, eksik, hatalı ve haksız değerlendirme ile karar verildiğini, davalı ... tarafından davacı ile aralarında yapılan anlaşmaya ve vekaletnameye güvenilerek hareket edildiğini, davacı tarafından kendi rızası ile hukuka uygun olarak zaten ...'e taşınmazlara ilişkin tasarrufta bulunması amacıyla verilen genel vekaletnameyi ...'in kullanmasında ve diğer davalıya yapılan devirlerde hiçbir olağan dışılık bulunmadığını, davacı ile ... arasında yapılan anlaşma sonucunda taşınmazların ...'e ait olacağının kabul edilmesi nedeniyle davacı tarafından ...'e vekaletname verildiğini, soyut gerekçeyle karar verildiğini, taşınmazların değerine ilişkin bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen davalar; vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ile davalı ...'nin (...) karı koca olup 2005 yılında boşandıkları, davacının davalı ...'yi, ...'ın da anılan vekalete dayanarak dava dışı ...'yı vekil tayin ettiği, vekil ...'nın davacının maliki olduğu 4741, 4171, 7591 parsel sayılı taşınmazlar ile 7592 parsel sayılı taşınmazdaki 18/296 payını 19.09.2005 tarihinde ...'nin yetkilisi ve ortağı olduğu davalı Şirkete, şirketin de 4741 parsel sayılı taşınmazı 01.12.2005 tarihinde davalı ...'ın kardeşi olan diğer davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, bu taşınmazda 03.02.2006 tarihinde kat irtifakı kurulduğu, 1 nolu bağımsız bölümün 15.08.2006 tarihinde davalı ...'a, 2 nolu bağımsız bölümün 17.10.2006 tarihinde davalı ...'a, 3 nolu bağımsız bölümün ise 15.03.2006 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle devredildiği, ... adına işlemi vekili olan kardeşi davalı ...'nin gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin asıl dava yönünden tüm, birleştirilen davalar yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekilinin birleştirilen davalarda diğer temyiz itirazına gelince;
Bilindiği üzere dava değeri, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeridir. Somut olayda; birleştirilen davalarda dava konusu olan 4171 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümler yönünden tazminat isteğinin kabulüne karar verildiğine göre, her bir bağımsız bölümün birleştirilen davalar tarihindeki değerleri üzerinden bedele (tazminata) hükmedilmesi gerekirken; 23.02.2009 tarihli rapora göre 4171 parsel sayılı taşınmazın tamamının (asıl dava tarihindeki) değerinden, her bir bağımsız bölümün arsa paylarına karşılık gelen kısmın belirlenmesi suretiyle bağımsız bölümlerin değerlerinin hesaplanması ve buna göre tazminata hükmedilmesi doğru değildir.
Öte yandan; Dairenin geri çevirme kararı ile getirtilen kayıtlara göre Ticaret Sicil Müdürlüğünün 07.04.2025 tarihli yazısında davalılardan ... İnşaat Turizm Gıda Emlak San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ünvan ve işletme kaydının sicilden silindiğinin 26.12.2008 tarihinde sicile tescil edildiği, faaliyet durumunun ise terk olarak bildirildiği anlaşılmakla, Mahkemece söz konusu husus araştırılmadan, bu durum gözetilmeksizin hüküm tesis edilmesi de isabetsizdir.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmaz başında yapılacak keşif sonucu bilirkişilerden alınacak rapor doğrultusunda birleştirilen davalarda dava konusu bağımsız bölümlerin ayrı ayrı değerlerinin usulüne uygun olarak tespit edilmesi, 6100 sayılı HMK'nın 281. maddesi uyarınca taraflara bilirkişi raporuna itiraz hakkı tanınması, Mahkemece davalılardan bedelin tahsiline dair verilen hükmün davacı tarafça temyiz edilmediği, sadece davalılar ... (...) ve ... tarafından temyize getirildiği de gözetilmek suretiyle bedel isteği yönünden bir karar verilmesi gerekmektedir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar ... (...) ve ... vekilinin asıl dava yönünden tüm, birleştirilen davalar yönünden sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar ... (...) ve ... vekilinin birleştirilen davalar yönünden değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.