Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1679 K.2025/2052

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1679 📋 K. 2025/2052 📅 17.04.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/1679 E.  ,  2025/2052 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/456 E., 2024/1879 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/184 E., 2022/338 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar murisi ...'ın 16.05.2020 tarihinde öldüğünü, davalılardan ...'ın murisle birlikte yaşadığını, murisin kayden maliki olduğu Kırklareli ili, Babaeski ilçesi, ... köyünde bulunan 240 ada 13 parsel ve Lüleburgaz ilçesi ... köyünde bulunan 1632, 1633 ve 1634 parsel sayılı taşınmazların muris tarafından davalı ...'ın oğlu ...'ya verilen vekaletname ile önce davalı ...'a gerçek değerinin çok altında bir bedelle temlik edildiğini, davalı ...'ın da murisin ölümünden birkaç gün sonra adı geçen taşınmazları davalı ...'a gerçek değerinin çok altında bir bedelle satış suretiyle temlik ettiğini, söz konusu temlikler nedeniyle murise herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalıların dava konusu taşınmazların bedelini ödemelerinin mümkün olmadığını, murisin bu dönemde mallarını satmaya ihtiyacı olmadığı gibi bu yönde bir rızasının da bulunmadığını, muristen alınan vekaletnamenin kötüye kullanıldığını, davalı ...'a yapılan satışın da muvazaalı olduğunu ve davalı ...'ın aynı köyden olması nazara alındığında iyi niyetli olmadığının açık olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların bedeli ödenerek satın alındığını, satıştan sonra davalı tarafından kullanılmaya başlandığını, davalının dava konusu taşınmazları alım gücünün bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacılar murisinin geçmişte yaptığı yatırımlar nedeniyle zarara uğradığını bu suretle malvarlığını tükettiğini, son kalan taşınmazlarını da sağlığında satma girişiminde bulunduğunu, murisin alacaklılarının kendisini rahatsız ettiğini ve bankalara da kredi borçlarının bulunduğunu, murisin hastalığının tedavisinin özel hastanelerde yapıldığını, tedavi sürecinde önemli miktarda paraya ihtiyacı olduğunu köyde herkesin bildiğini, dava konusu taşınmazların satışa çıkarıldığı dönemde ekonomik kriz ve pandemi nedeniyle hemen satılmadığını, bunun üzerine davalı ...'ın murisle anlaşarak dava konusu taşınmazları almaya karar verdiğini, davalının murise ölümünden önce iki ayrı seferde toplamda 100.000,00 TL ödediğini, satış anında 110.000,00 TL ve devamında 26.06.2020 tarihinde 60.000,00 TL ödeneceği konusunda anlaştıklarını, bu anlaşma kapsamında bedellerin ödendiğini, taşınmazlar üzerinde bulunan ipoteklerin de davalı tarafından ödendiğini, murisin ölümünden sonra taşınmaz satış bedelinden murisin banka kredi borçlarının ve 3. kişilere olan borçlarının ödendiğini, bir kısım borçları da alacaklılara bizzat davalının ödediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davalı ... adına kayıtlı olduğunu, bu nedenle eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığını, dava konusu taşınmazların satışının gerçek bir satış olduğunu, davacıların murisinin borçları ve sağlık giderleri nedeniyle ekonomik durumunun iyi olmadığını, murisin borçlarını ödemek için maliki olduğu taşınmazları satışa çıkardığını, bu süreçte murisin yoğun bakıma yatırıldığını, yoğun bakımdan çıktıktan sonra oğlu ...'ya vekaletname vererek taşınmazları satmasını ve borçlarını kapatmasını istediğini, taşınmazın satışı için alıcı ararken pandemi nedeniyle tüm tapu ve resmi işlemlerin aksadığını ve murisin hastalığının da ağırlaştığını, bunun üzerine bizzat murisin talimatıyla dava konusu taşınmazların daha sonra satıp borçları ödemek üzere kendi adına tescil edildiğini, bu süreçte aynı zamanda köylüleri ve komşuları olan davalı ...'dan önemli miktarda borç aldıklarını borçlarını yakın zamanda geri ödeyebilecek durumda olmadıkları için dava konusu taşınmazları davalı ...'a sattıklarını, davalı ...'ın satış bedellerini ödediğini, taşınmazların satışından gelen paranın murisin borçlarına ve hastane masraflarına harcandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların resmi senette gösterilen satış bedellerinin keşfen belirlenen satış tarihindeki bedellerden oldukça düşük olduğu, tanık ...'in beyanı ve davalı ...'in eşinin dosya kapsamına ilişkin çelişkili beyanları, dava konusu taşınmazların vekil ... tarafından annesi davalı ...'a temlik edilmesi, murisin ölümünden 5 gün gibi kısa bir süre sonra da diğer davalıya satış suretiyle temlik edilmesi, murisin adına kayıtlı başkaca bir malvarlığının bulunmaması, murisin tedavi masrafları mevcutsa da aynı zamanda murisin varlıklı olduğuna ilişkin beyanlar nazara alındığında dava konusu taşınmazların devrinde tarafların iş birliği içinde hareket ettikleri ve muvaazalı işlemlerde bulundukları belirtilerek tapu iptal ve tescil istemi yönünden tapu maliki olan davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, diğer davalı ... yönünden ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; dava konusu taşınmazların muris adına kayıtlıyken birlikte yaşadığı davalı ...'ın oğlu ...'ya verilen 10.01.2020 tarihli vekaletname ile vekilin dava konusu taşınmazları 24.03.2020 ve 26.03.2020 tarihlerinde annesi davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği, murisin 16.05.2020 tarihinde ölümünden çok kısa bir süre sonra 20.05.2020 ve 21.05.2020 tarihlerinde dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından davalı ...'a satış suretiyle devredildiği, davalı ...'a ve davalı ...'a yapılan temliklerde satış bedellerinin rayiç değerlerinin çok altında gösterildiği, bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, davalı ... tarafından ...'a yapılan bir kısım ödemelere ilişkin dekontlar dosyaya sunulmuş ise de taşınmazların rayiç değerine göre bu değerlerin cüzi kaldığı, murise elden yapılan ödemelerin ispatlanamadığı, tanık anlatımlarına göre murisin ekonomik durumunun iyi olduğu ve dava konusu taşınmazları satmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, muris adına kayıtlı başkaca da malvarlığı bulunmadığı, bu hali ile muristen alınan vekaletin kötüye kullanılması suretiyle dava konusu taşınmazların davalı ...'a vekil tarafından muvazaalı olarak devredildiği, davalı ... ile davalı ...'ın tanışıklıklarının bulunduğu, aynı köylü oldukları, davalı ...'ın muris ve ... ile olan yakınlığı dikkate alındığında iyi niyetli üçüncü kişi sayılamayacağı, öte yandan davalı ...'ın muris ile sağlığında satış için anlaştığını beyan etmesine karşılık satışın doğrudan bu kişiye yapılmamasının savunmayı doğrulamadığı, bu kapsamda davalı ... yönünden tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, tapu iptal ve tescil talebine yönelik talep bakımından davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalı ... aleyhine davanın pasif husumet yokuluğu nedeniyle reddine dair verilen kararda da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek davacılar ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; savunmalarını yinelemiş, davacılar murisinin ölümünden önce sağlık problemleri yaşadığını, çevresine borçlandığını ve ekonomik darlığa düştüğünü, davacılar murisinin uzun süren hastalıkları nedeniyle çiftçilik dahi yapamayacak duruma geldiğini, başkaca bir geliri de bulunmaması nedeniyle geçimini ve tedavisini sağlamak için taşınmazlarını satmak zorunda kaldığını, davacılar murisinin 2020 yılının başlarında birçok tedavi gördüğünü, bu tedavilerin uzun süreceğinin anlaşılması üzerine tedavi sürecindeyken ...'a dava konusu taşınmazların satışına ilişkin vekaletname verdiğini, taşınmazların satışa çıkartılma amacının mal kaçırmak değil borçlarını ödemek olduğunu, bankalardan gelen yazı cevaplarından murisin yüklü miktarda borçlu olduğunun anlaşıldığını, ayrıca dava konusu taşınmazların ipotekle satıldığını ve borçlarının davalı tarafından ödendiğini, satışta gösterilen bedel ile rayiç bedel arasındaki farkın tek başına muvazaaya delil olamayacağını, dava konusu taşınmazların temlikinin muvazaalı olduğuna dair hiçbir unsurun bulunmadığını, davalılar arasında bir yakınlık ya da akrabalık bulunmadığını, davacı tanık beyanlarının ispata elverişli olmayıp soyut nitelikte olduğunu, davacıların iddiasını ispatlayamadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; 15.02.1959 doğumlu muris ...'ın 16.05.2020 tarihinde ölümüyle geriye mirasçı olarak davacı kızları ... ve ...'in kaldığı, murisin birlikte yaşadığı davalı ...'ın oğlu ... tarafından ... 26. Noterliğinin 10.01.2020 tarih ... yevmiye nolu vekaletnamesiyle muris adına vekaleten 13 parsel sayılı taşınmazın 24.03.2020 tarihinde, 1632, 1633 ve 1634 parsel sayılı taşınmazların da 26.03.2020 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle devredildiği, ...'ın temlik aldığı taşınmazlardan 1632, 1633 ve 1634 parsel sayılı taşınmazları 20.05.2020 tarihinde, 13 parsel sayılı taşınmazı da 21.05.2020 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği, davacıların vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanarak açtığı davada İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacılar ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.09.2024 tarihli ek kararı ile, temyiz dilekçesinin değerden reddine karar verildiği, ek kararın temyizi üzerine Dairenin 20.02.2025 tarih ve 2024/4684 Esas, 2025/821 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin 03.09.2024 tarihli ek kararının kaldırılmasına ve davalı ... tarafından eksik yatırılan temyiz harcının ikmali amacıyla dosyanın geri çevrilmesine karar verildiği, geri çevirme kararı sonrasında davalı tarafça eksik kalan 11.392,73 TL nispi temyiz harcının ikmal edildiği görülmektedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.
4.Öte yandan; kural olarak tapu iptali ve tescil davaları tapu sicilinde adına tescil işlemi gerçekleştirilmiş kişi ya da kişiler aleyhine açılır. Bu durum, tapunun iptaline karar verilmesi halinde kararın infazının gerçekleştirilebilmesi bakımından zorunlu olmakla birlikte duruma göre ilgili köy, belediye veya orman yönetimi ya da Hazineye husumet yöneltilmesi de gerekebilir. Dolayısıyla, bir tapu iptali ve tescil davasında hasım ya da hasımların kim olacağı somut olayın özelliğine ve iddianın ileri sürülüş şekline göre değerlendirilmelidir.
Somut olaya gelince; davacılar, dava konusu taşınmazların vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle davalı ...'a temlik edildiğini, adı geçen davalı tarafından davalı ...'a yapılan temliklerin ise muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil talep etmişlerdir. Bu kapsamda eldeki davada davacı davasını, dava konusu taşınmazı vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle temlik alan ilk el ... ile durumu bildiğinden ve iyi niyetli olmadığından bahisle son kayıt maliki davalı ...'a yöneltmiş olup davacının iddiasını ispat edebilmesi açısından davasını dava konusu taşınmazın kayıt malikinin yanı sıra ara maliklere yöneltmesi de mümkündür. Bu durum, talebin özünden doğan biçimsel bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Zira, davalılar arasındaki el ve iş birliğinin belirlenmesi ve davalı kayıt maliki ya da kayıt maliki olmuş ara malikler arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetinin açıklığa kavuşturulması açısından ara maliklere de husumet yöneltilmesi olayın daha iyi aydınlatılması ve ispatı ile yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından gereklidir. Bu itibarla, Mahkemece vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle dava konusu taşınmazları temlik alan davalı ... yönünden tapu kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilerek davacılar aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde isabetsizdir. Ancak, bahsedilen hususlar temyiz nedeni yapılmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 33.750,60 TL
bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.