Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1447 K.2025/2042

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1447 📋 K. 2025/2042 📅 16.04.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1447 E.  ,  2025/2042 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/220 E., 2023/1534 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/793 E., 2020/1084 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I .DAVA
Asıl davada davacı ... vekili; dava dilekçesine ekli krokide gösterilen 349 parsel sayılı taşınmazda kalan 79.280,00 m2'lik yerin davacıya ait olduğunu, bu bölümün davacıya dedesi ve babasından kaldığını, imar-ihya edilerek çekişmesiz ve aralıksız en az 50-60 yıldır malik sıfatı ile zilyet edinildiğini ileri sürerek irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak bu kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı ... vekili; dava dilekçesine ekli krokide gösterilen 349 parsel sayılı taşınmazda kalan 79.280,00 m2'lik yerin davacıya ait olduğunu, bu bölümün davacıya dedesi ve babasından kaldığını, imar-ihya edilerek çekişmesiz ve aralıksız en az 50-60 yıldır malik sıfatı ile zilyet edinildiğini ileri sürerek irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak bu kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen yerin öncesinde mera vasfında olduğundan özel mülkiyete konu teşkil edilemeyeceğini ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli 349 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin, 349 parsel sayılı taşınmazın ihdasen Hazine adına tescil tarihi olan 14.01.2013 yılına kadar imar-ihya işleminin tamamlanmadığı, fasılasız ve nizasız 20 yıllık malik sıfatıyla zilyetlik süresinin dolmadığı, asıl ve birleştirilen davada davacılar imar -ihyanın tamamlandığını ve davasız aralıksız malik sıfatı ile ekonomik amacına uygun kullanım ile 20 yıllık zilyetliklerini ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) ile gösterilen kısımlarının 1985-1992 yıllarına ait hava fotoğraflarında imar-ihya çalışmasının yapılmadığı, toprak renginin çevrede kullanılan taşınmazlarla aynı olmadığı, sınırlarının belirgin olmadığı, 1999 yıllarına ait hava fotoğraflarında da imar-ihya çalışmasının tamamlanmadığı, sınırlarının belirgin olmadığı tespit edilmiş olup açıklanan maddi deliller karşısında mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, dolayısıyla kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacılar lehine gerçekleşmediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlarda 20 yılı aşkın süredir tarım yapıldığının açık olduğunu, imar-ihya çalışmalarına 20 sene öncesi itibariyle başlanıldığını, dosya kapsamında toplanan bilirkişi raporları incelendiğinde raporların usuli işlemlerinde eksiklik olduğunun görüleceğini, zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil talepleri kabul edilmesi gerekirken reddedilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın komşu parselleri ile ilgili zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil davası taleplerinin kabul edildiğini belirterek ve re'sen tespit edilecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ihdasen Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1961 yılında Şanlıurfa ili, Karaköprü ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışması sırasında taşınmaz taşlık olması nedeniyle tescil harici bırakılmış, daha sonra 14.01.2013 tarihinde 332 parsel sayısı ve hali arazi vasfıyla Hazine adına tapuya idari yoldan tescil edildikten sonra 332 parselin 334, 335, 336 parsellere bölündüğü, dava konusu yerlerin 334 parsel içerisinde kaldığı, 334 parselin 337, 338, 339 parsellere bölündüğü, dava konusu yerlerin 339 parsel içinde kaldığı, 339 parselin 346, 347, 348, 349 parsellere bölündüğü, dava konusu yerlerin 349 parsel içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının asıl ve birleştirilen davalarda davacılardan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.