Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3398 K.2025/2010
1. Hukuk Dairesi 2023/3398 E. , 2025/2010 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1382 E., 2023/596 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/75 E., 2022/174 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... ile temyiz edilen davalı vekili Av. ... geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; şirketinin girdiği zor durum nedeniyle dava konusu paydaşı olduğu 4207 ada 56 parsel sayılı taşınmazdaki payını bedelsiz olarak ve istediği zaman geri almak üzere davalı oğluna devrettiğini, yapılan anlaşmaya istinaden 19.12.2013 tarihinden 15 gün kadar sonra 03.01.2014 tarihinde Kocaeli 1. Noterliğinin 57 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile taşınmazın satışına ilişkin davalı tarafından kendisine yetki verildiğini, işleri düzeldikten sonra davalıdan taşınmazın devrini talep ettiğini, davalının “masraf etmeye gerek yok, bana güven, merak etme” şeklinde mesaj attığını ve aramalarına çıkmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ve tüm kötüniyetli haciz, ipotek ve şerhlerden ari bir şekilde adına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; borca karşılık taşınmazın devredildiğini, diğer paydaş amcası ... ile buna ilişkin anlaşma imzalandığını, vekaletin amcasının borcu karşılamayan taşınmaz payına ilişkin taşınmazın satılması durumunda buradan alınması için verildiğini, düşük bedelle satışına engel olmak için davacının da vekalette yer aldığını, bakiye kısım için amcasının ödeme şartlarını kabul etmesi nedeniyle azilname düzenlendiğini, azilden 4 yıl sonra dava açıldığını, davacının iyi niyetli olmadığını, mesaj çekmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından inanç sözleşmesine dair yazılı bir delil sunulmadığı, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge bulunmadığı, davalı tarafça mesaja verilmiş cevap olduğuna dair ekran görüntüsünde gönderi olmaması nedeniyle bu e-yazışmanın davalı tarafından sadır olmuş bir belge olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, 6100 sayılı Kanun’un 203. maddesindeki istisnai düzenlemenin 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirlenen ispat şartının istisnası olmadığı, davacı tarafın kendi muvazaasına dayanmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddianın ispatına yarar yazılı delil ve yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK) 353/1-b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın devrine rağmen vergilerinin ödendiğini, kira bedellerinin alındığını, delil başlangıcının yazılı olma şartı olmadığını, temlik döneminde borca batık olduğuna ilişkin deliller, davalının maddi gücünün olmaması, bedel ödendiğinin ispat edilemediği hususları verilen vekaletname ile birlikte değerlendirildiğinde delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, HMK’nın 203/1-a gereği alt soy ve üst soy arası senetle ispat kurulanın istisnası olduğunu, tanık dinlenmesi ve mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin delillerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçeli
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; 4297 ada 56 parsel sayılı 9.257 m² miktarlı fabrika ve arsası nitelikli taşınmaz 1/2’şer payla davacı ... ve kardeşi ... adına kayıtlı iken 19.12.2013 tarihinde toplam 2.710.000 TL bedelle davacının oğlu davalı ...’a devredildiği, taşınmazın 01.03.2019 tarihinde imar işlemi ile 5210 ada 2 ve 5212 ada 6 parsel sayılı taşınmazlara gittiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 435,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.