Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/2864 K.2025/9967

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2864 📋 K. 2025/9967 📅 20.11.2025

2. Hukuk Dairesi         2025/2864 E.  ,  2025/9967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2581 E., 2025/43 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/486 E., 2023/112 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, manevî tazminatın miktarı, velâyet yönünden; davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevî tazminat, reddedilen kendi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri, iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince tarafların uzun zamandır fiilen ayrı yaşadıkları, kadına; erkeği ve onun ailesini etrafa ve üçüncü kişilere karşı sürekli kötülediği, fitne-fesatlık çıkartarak aile huzurunu bozduğu, yemek yapmadığı, evin temizliği ve çocuğun bakımı ile ilgilenmediği, sürekli yalan söylediği, etrafa çeşitli borçlar yaparak ödemediği, yaptığı borçlarla erkeği ve onun ailesini karşı karşıya bıraktığı, erkeğe küfür, hakaret ve tehdit ettiği, evlilik birliği içerisinde başka erkeklerle görüştüğü, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, erkeğe ise; yabancı bir kadınla ilişkisinin bulunduğu, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği vakıaları kusur olarak yüklenmiş birliğin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu oldukları kabul edilerek her iki davanın kabulü ile boşanma ve fer'îlerine karar verilmiştir. Karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece her ne kadar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadına kusur olarak yüklenen "erkeği ve onun ailesini etrafa ve üçüncü kişilere karşı sürekli kötülediği, fitne-fesatlık çıkartarak aile huzurunu bozduğu, yemek yapmadığı, evin temizliği ve çocuğun bakımı ile ilgilenmediği, sürekli yalan söylediği, etrafa çeşitli borçlar yaparak ödemediği, yaptığı borçlarla erkeği ve onun ailesini karşı karşıya bıraktığı, erkeğe küfür, hakaret ve tehdit ettiği" vakıalarına yönelik dinlenen tanık beyanlarının soyut nitelikte, yer ve zamanı belli olmayan, duyuma dayalı beyanlar olduğu, bu nedenle usulünce ispatlanamayan bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, tüm dosya kapsamından her iki tarafın da karşılıklı olarak "sadakat yükümlülükleri ihlal ettiklerinin" sabit olduğu anlaşılmaktadır. O halde belirlenen ve gerçekleşen bu kusur durumuna göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit derecede kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle iken Mahkemece kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesine göre, boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre az kusurlu olması gerekir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Somut olayda yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere taraflar eşit kusurlu olup somut olayda erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesinin yasal koşulları oluşmamıştır. Hal böyle iken, İlk Derece Mahkemesince kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocukların ihtiyaçlarına nazaran ortak çocuklar yararına takdir edilen iştirak nafakaları azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
5.Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının daha ağır kusurlu olmadığı anlaşılmakta ise de boşanma sebebiyle yoksulluğa düşüp düşmeyeceği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Şöyle ki; dosyanın yapılan incelemesinde; kadının yemek fabrikasında asgari ücret karşılığında çalıştığı, kira ödemediği, erkeğin ise çiftçilik yaptığı, muz deposu işlettiği, bir adet evinin ve bir adet arsasının olduğu anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece tarafların yeniden sosyal ve ekonomik durumlarının etraflıca araştırılarak, tarafların sahip oldukları varsa taşınmazların edinme tarihi, niteliği, değeri, kira gelirlerinin bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa güncel kira gelirleri, taraflar çalışıyorsa güncel maaşları, kadının elde ettiği gelirler var ise düzenli ve sürekli olup olmadığı, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığı, tarafların gelirlerinin denk olup olmadığı tespit edilerek kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve sonucu uyarınca kadının yoksulluk nafakası talebi ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesi ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevî tazminat, iştirak nafakasının miktarı ile reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen manevî tazminat, iştirak nafakasının miktarı ile reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
3.Erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ...ye iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ...'e yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.