Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/8886 K.2025/7730

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/8886 📋 K. 2025/7730 📅 23.09.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/8886 E.  ,  2025/7730 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/21 E., 2024/755 K.
DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/421 E., 2023/592 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek vekili tarafından asıl davada aleyhine hükmedilen alacak ve birleşen davada tasfiye konusu 483 ada 9 parsel sayılı taşınmaz yönünden duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı-davacı ... ile vekili Avukat ... ve karşı taraf davacı-davalı ... vekili Avukat .. .. geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davalı-davacı erkek vekilinin asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, davalı-davacı erkek asıl davada aleyhine tespit edilen, hükmedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 352.976,98 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı-davacı erkek vekilinin asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı-davacı erkek vekilinin birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde;
a. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı-davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Davalı-davacı erkek vekilinin tasfiye konusu 483 ada 9 parsel sayılı taşınmaza yönelik diğer temyiz itirazlarının incelemesinde;
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (TMK md. 227). Denkleştirme (TMK md. 230) hariç, tasfiyeye konu mal varlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK md. 227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK md. 227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddî veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.
Somut olayda, taşınmazın kadın adına tescili evlilik birliği içinde yapılmış ise de, dosya kapsamında sunulan satış vaadi sözleşmesine göre, taşınmazın evlenme tarihinden önce bedeli ödenerek kaba inşaat olarak satın alındığı, davalı-davacı erkeğin taşınmazın evlilik birliği içinde tamamlandığını iddia ettiği, davacı-davalı kadının da taşınmaza evlendikten sonra iyileştirmeler yapıldığını kabul ettiği, satış vaadi sözleşmesi ve tanık beyanlarına göre taşınmazın edinildiğinde kaba inşaat seviyesinde olduğu, taşınmaza yapılan iyileştirmelerin tarafların kişisel malları ile yapıldığının da mevcut delil itibariyle taraflarca ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemenin 483 ada 9 parsel sayılı taşınmazın edinme tarihi dikkate alınarak kişisel mal olduğuna yönelik kabulü yerinde ise de; öncelikle taşınmaza evlilik birliği içinde yapılan iyileştirmelerin taşınmazın kaba inşaat seviyesi dışındaki, diğer ifade ile taşınmazın kaba inşaat halinden taşınmazın oturulabilir hale getirilmesi için yapılan iyileştirmeler olduğu kabul edilerek ve bu konuda konusunda uzman bilirkişi/bilirkişilerden raporda alınarak ve son olarak iyileştirmelerin edinilmiş mallardan karşılandığı da gözetilerek; iyileştirmeler yönünden davalı-davacı erkek lehine değer artış payı alacağına hükmedilmesi gerekirken taşınmaza evlilik birliği içinde yapılan iyileştirmeler ispatlanamadığı gerekçesiyle karar verilmesi hatalı ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Asıl Dava Yönünden
Davalı-davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Birleşen Dava Yönünden
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının tasfiye konusu 483 ada 9 parsel sayılı taşınmaz yönünden BOZULMASINA,
3. Davalı-davacı erkek vekilinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin ..'dan alınarak ...'a verilmesine,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.