Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/6110 K.2023/6219

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/6110 📋 K. 2023/6219 📅 02.11.2023

1. Hukuk Dairesi         2022/6110 E.  ,  2023/6219 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/854 E., 2022/1079 K.
DAVA TARİHİ : 17.06.2014
HÜKÜM/KARAR : Kabul / Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kulu Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/182 E., 2021/457 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; çekişmeli 134 ada 97 parsel, 170 ada 54,55 ve 57 parsel ve 371 ada 20 parsel sayılı taşınmazların davacılara miras ve taksim yoluyla intikal ettiğini, taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak Hazine adına tespit edildiğini, dava konusu tarla vasfındaki özel mülkiyete konu taşınmazların eklemeli olarak 80 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kesintisiz kullanıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına 1/2 şer pay ile tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazların 03.01.1963 tarihli tapu kaydına istinaden Hazine adına tescil edildiği, bilirkişi raporlarına göre taşınmazların tarım arazisi olarak kullanıldığı, mera vasfı bulunmadığı, hava fotoğraflarına göre 1955 yılında tarla olarak kullanıldığı, mahalli bilirkişilerin taşınmazların İsmail Okur'a ait olduğunu ancak oğlu Rüstem'in ekip biçtiğini Rüstem ölünce davacılara kaldığını beyan ettikleri, yapılan yargılama sonucunda iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; en eski hava fotoğrafının 1955 yılına ait olduğunu, zilyetlikle kazanmayı sağlayacak süreleri kapsamadığını, mahalli bilirkişilerin yaşlarının zilyetliğin başladığı tarihi bilmeye yetmediğini, davacıların iddialarını ispatlayamadıklarını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1955 yılı hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın işlendiği yönünde rapor sunulmuşsa da yaşları itibariyle mahalli bilirkişi ve tanıkların somut olaylara dayalı beyanlarından, tapunun oluştuğu 1963 yılından geriye doğru 1943 yılından itibaren olağanüstü zamanaşımı yoluyla mülk edinmeye elverişli zilyetlik ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, 1955 yılı hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazlarda tarımsal faaliyetin sürdürüldüğünün tespit edildiğini, bu tespitin dahi davanın ispatı için yeterli olduğunu, davanın uzaması nedeniyle yaşlı mahalli bilirkişilerin öldüğünü ve beyanlarının alınamadığını, taşınmazların müvekkillerinin dedelerinden intikal ettiğini, malik sıfatıyla zilyetliğin kesintisiz olarak devam ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 46 ıncı maddeleri, 4753 ve 5618 sayılı Toprak Tevzi Çalışmalarının Usul Ve Esaslarına İlişkin Kanun hükümleri
3. Değerlendirme
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli 170 ada 54 parsel sayılı taşınmazın 03.01.1963 tarih ve 709 sıra nolu, 55 parsel sayılı taşınmazın 03.01.1963 tarih ve 708 sıra nolu, 57 parsel sayılı taşınmazın 03.01.1963 tarih ve 706 sıra nolu, 134 ada 97 parsel sayılı taşınmazın 03.01.1963 tarih ve 616 sıra nolu ve 271 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 03.01.1963 tarih ve 505 sıra nolu tapu kayıtları uygulanarak Hazine adına tescil edildiği, Toprak Tevzi komisyonunca tanzim edilen belirtmelik tutanakları incelendiğinde, taşınmazların İsmail oğlu ... mirasçılarının işgalinde olduğunun yazıldığı anlaşılmaktadır.
2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye onama harcının davacılardan alınmasına
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
- KARŞI OY -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) 1955 yılı hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazların işlendiği yönünde rapor sunulmuş ise de yaşları itibariyle bilirkişi ve tanıkların beyanlarından zilyetliğin ispatlanamadığı belirtilerek istinaf başvurusunun kabulüyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da anılan karar onanmıştır.
Sayın Çoğunlukça davacının davasını ispatlayamadığı, hava fotoğrafının 1955 yılına ait olduğu, bilirkişi ve tanıkların yaşları itibariyle beyanlarının zilyetliği ispatlamaya yeterli olmadığı gerekçeleriyle davanın reddi yönündeki kararın onandığı anlaşılmaktadır.
Hazine adına oluşan tapu 1963 tarihli olup davacı tarafın bayileriyle birlikte 1963'ten geriye doğru 20 yıl boyunca dava konusu yerde zilyet olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Dosya arasında kazandırılan hava fotoğrafı üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dava konusu taşınmazların 1955 tarihinde de tarımsal amaçlı kullanıldığı bildirilmiştir. Mahalinde dinlenen tüm mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazların davacı ve bayileri tarafından kullanıldığını ifade etmişlerdir.
Ziraat Bilirkişisi raporunda da dava konusu taşınmazların tarım arazisi olduğu, merayla bir ilgisinin bulunmadığı, uzun yıllardır tarım yapıldığı bildirilmiştir.
Dosyaya kazandırılan bu deliller karşısında davacının davasını ispatlayamadığını söylemek zordur. Zira tüm mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazın davacı ve bayilerince kullandığını ifade ettikleri gibi alınan 1955 tarihli hava fotoğrafı da söz konusu durumu doğrulamaktadır. Burada zilyetliğin 1943 yılından itibaren bulunduğunun ispatlanması gerektiği açık olmakla birlikte anılan tarihin çok eski olması nedeniyle bu durumu gözlem yoluyla bilebilecek mahalli bilirkişilerin bulunmamasının doğrudan mülkiyet iddiasında bulunan davacı birey alehine yorumlanmasının Anayasa'daki temel hakların geniş yorumlanması gerektiği ilkesi ile bağdaştırılması pek mümkün görünmemektedir. Nitekim Dairemizce de yakın tarihte verilen 9/11/2023 tarihli, E. 2022/6540, K. 2023/6488 ve E. 2022/6534, K. 2023/6489 sayılı kararlarla 1963 tarihinden önceki 20 yıllık zilliyetliğin ispatlanmasının gerektiği davalarda 1930, 1937 ve 1938 doğumlu mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibar edilmiş, yine 1943 yılından 11 yıl sonraya 1954 yılına ait hava fotoğrafı da diğer delillerle birlikte bir bütün olarak yorumlanıp davacının davasını ispatladığı kabul edilmiştir.
Öte yandan Toprak Tevzi Komisyonunca tutulan belirtmelik tutanağında da taşınmazların davacı tarafın bayiisi olduğu anlaşılan İsmail oğlu ...'un işgalinde olduğunun belirtilmesi de davacının zilyetlik iddiasını doğrular niteliktedir.
Açıklanan nedenlerle davanın ispatlandığı gerekçesiyle BAM kararının bozulması gerekirken, aksi yöndeki Sayın Çoğunluğun onama kararına iştirak edilememiştir.