Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/5892 K.2025/2757

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5892 📋 K. 2025/2757 📅 17.03.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/5892 E.  ,  2025/2757 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1534 E., 2024/729 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/19 E., 2023/179 K.
Taraflar arasındaki evlatlık ilişkisinin kaldırılması olmadığı takdirde kişisel ilişki kurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacı ile küçük arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Bakanlık vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ve temyiz eden davalı ... vekilleri Avukat ... ... ve Avukat ... ... ... ile davacı ... ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.03.2025 Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3 ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir.
Sözleşmenin 12. maddesi ile çocuklara görüşlerini ortaya koyma, görüşlerini serbestçe ifade etme, kendilerini etkileyen konular ve sorunları öğrenme hakkı tanınmıştır. Ancak bu madde ile çocuklara, kendileri veya başkaları için amaçlanan hedefleri hesaba katmaksızın bütün kararları tek başına alma hakkı vermez(AKYÜZ, ...: Çocuk Hukuku, Ankara 2010, s. 41 vd.). Başka bir deyişle; çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.
Çocukları ilgilendiren davalarda karar verilirken tek dikkat edilmesi gereken husus, çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince; hassas ve kırılgan yapıda olan çocuğun örselenmemesi için her zaman ve her koşulda öncelikli olarak korunması gerekir(Kruger, The Recognition and Protection of Children's Rights, In Word and Deed, 2007'den aktaran ..., ... ..., Çocuk Hukuku, Ankara 2021, s. 82).
Velayet, kişisel ilişki, evlat edinme gibi davalar çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir. Bu tür davalarda; çocuğun bizzat mahkeme hakimi tarafından gerekli önlemler alınarak mümkün olması halinde duruşma salonu dışında dinlenilmesi gerekmektedir.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olayda; dosya arasındaki bütün bilgi ve belgelerden davacı biyolojik annenin çocuğunu doğduğunda dahi kucağına alamadığı ve çocuğunu tanımak için yıllardır çaba sarf ettiği; davalı evlat edinenin ise çocuğa geçici bakım sözleşmesi ile bakmaya başladığı günden bu yana en güzel şekilde bakmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak bu davada korunması gereken öncelikli kişi küçük ...'dır. Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi 2016 yılında açılan bu dava süresince, alınan birçok sosyal inceleme raporunda ayrıntıları ile açıklanmasına rağmen yapılması gereken işlemler, İlk Derece Mahkemesince yapılmamış, raporlar ve çocuğu üstün yararı hiçe sayılarak yargılama yapılmıştır. Sosyal inceleme raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, çocuğun aslında biyolojik annesini merak ettiği ama kendisini terk ettiği(!) için annesine kızgın olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda yapılan birçok psikolojik araştırma ile 0-6 yaş arasında annesinden ayrılan çocuklarda travmatik etkiler görüldüğü gözlemlenmiştir. Bu halde terk edilme sendromu yaşayan küçüğün, annesi hakkında bilgilendirilmesi, özellikle neden bebeğini bırakmak zorunda kaldığı konusunun açıklanması ve annesi ile tanışmasının sağlanmasının gerektiği, bu durumun çocuğun sağlıklı gelişimi açısından da olumlu olacağı belirtilmesine rağmen, dava tarihinden bu yana geçen uzun sürede, bu konuda hiçbir işlem yapılmamış olması ayrıca uzun süredir idrak çağında olan çocuğun görüşüne hiç başvurulmamış olması, bu eksiklerin Bölge Adliye Mahkemesince de tamamlanma imkanı varken bir çocuğun hayatına dair kararın, dosya üzerinden, korunmaya çalışılan çocuğun üstün yararının, yargılamanın doğru yürütülmemesi sebebi ile zedelenmesine sebep olacak şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş; psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşturulacak heyetten, hassas ve kırılgan yapıda olan çocuğun örselenmemesi için gereken şekilde destek alınarak çocuğun tarafsız şekilde bilgilendirilmesinin sağlanması (4787 sayılı Kanun m. 5), bu heyetten tekrar sosyal inceleme raporu alınması ve idrak çağında olan çocuğun bizzat hakim tarafından beyanları da alınmak sureti ile toplanılan tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek biyolojik anne ile kişisel ilişki kurulması konusunda çocuğun üstün yararına uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan sebeplerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL'lik vekâlet ücretinin Saadet'den alınıp, davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.