Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/5488 K.2025/1839
2. Hukuk Dairesi 2024/5488 E. , 2025/1839 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/487 E., 2024/832 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/404 E., 2021/714 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2).
Somut uyuşmazlıkta yapılan yargılama ve toplanan delillerden Mahkemece davalı kadına kusur olarak yüklenen vakıalarla ilgili tanık beyanlarının bir kısmının yer ve zaman unsuru içermediği, bu nedenle sonrasında evlilik birliğinin devam etmesi nedeniyle bu vakıaların af ve hoşgörü kapsamında kalabileceği, bir kısım beyanların ise sebep ve saiki açıklanamayan inandırıcılıktan uzak soyut ve davacıyı davada haklı çıkarmaya matuf beyanlardan ibaret olduğu, bu sebeple bu vakıaların da davalı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği; kaldı ki erkeğin sadakatsiz davranışlar sergilemesi karşısında, davalı kadının eşini kıskanmasının tepkisel nitelikte bulunduğu, bu nedenle bu vakıanın da davalı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği; bu durumda davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek kusurlu bir davranışının ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Davacı erkeğin istinaf edilmeyerek kesinleşen "kadına ve çocuklara şiddet uyguladığı, sadakatsiz davranışlarda bulunduğu, hastalığı sürecinde kadına inanmayarak yeterli destekte bulunmadığı, geç saatlerde eve geldiği" şeklindeki kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken, kanun hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.