Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/2029 K.2025/5395
3. Hukuk Dairesi 2025/2029 E. , 2025/5395 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/446 E., 2022/213 K.
DAVA TARİHİ : 29.11.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin eczane sahibi olduğunu, iki adet reçeteye ilişkin olarak 11.05.2017 tarihli davalı Kurum yazısı ile SGK kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2016 Yılı protokolünün 5.3.10. maddesi uyarınca, davalı Kuruma sahte reçete fatura ettiği gerekçesiyle, hakkında 2.058,90 TL reçete bedeli, 231,53 TL faiz ve 20.589,00 TL cezai koşulu tahsili ile uyarı cezası yaptırımı uygulandığını, ancak dava konusu reçetelerdeki ilaçların teslimi sırasında hastanın ya da ilacı alan şahsın kimlik numarasının sisteme girilmesinin ve sistemin onay vermesinin yeterli olduğunu, başkaca bir belgenin aranmayacağını belirterek, cezai işlemin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.01.2019 tarihli kararıyla; 2016 yılı protokol hükümleri gereği e-reçetelerle ilaçları alan kişilerin kimlik numaralarının girilmesi durumunda e-reçetelerle ilgili olarak eczacının ilaçları teslim etmiş sayılacağı, dava konusu reçetelerin de e-reçete olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı hakkında uygulanan 10.11.2017 tarihli uyarı ve 22.879,43 TL para cezası verilmesine yönelik işlemin iptaline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2020 tarihli kararıyla; 04.03.20 16... .03.2016 tarihli e-reçete muhteviyatı ilaçların MEDULA sisteminde dava dışı ... Ş. ile ... Ş.'e teslim edildiği görülmesine rağmen ..... Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğünce sınırda yakalandığının sabit olduğu, dava dışı ... Ş. ve .. Ş.'nin davalı Kurum İnceleme ve Kontrol Ekibine verdikleri beyanlarda ilaçları almadıklarını söyledikleri, davacı hakkında 2016 yılı Eczane Protokolünün 5.3.10.maddesine aykırı davrandığından bahisle cezai işlem uygulandığı, her ne kadar SGK Sağlık Uygulama Tebliğinin "kimlik tespiti" başlıklı 1.6 maddesi eczacıya kimlik doğrulaması yapması zorunluluğu yüklemekte ise de 2016 yılı Eczane Protokolünün 3.2.15.1. ve 3.2.15.2.maddelerinin bu zorunluluğu kaldırdığı, bu protokol hükümlerine göre, eczaneden ilaçları alan kişinin T.C. Kimlik Numarasının ve istenmesi halinde ilacı alan kişi ile ilgili diğer ek doğrulama bilgilerinin MEDULA eczane provizyon sistemine kayıt edilmesi ile işlemin tamamlanağı ve eczacının hastaya ilaçları teslim etmiş sayılacağı, teslime ilişkin herhangi bir belge aranmayacağı, buna rağmen eczacının sorumlu tutulabilmesi için eczacı yada eczane çalışanlarının kurumu zarara uğratmak amacı ile kasıtlı olarak sahte reçete fatura etmesi gerektiği, UYAP üzerinden yapılan sorgulamada, davacı-eczacı hakkında bir soruşturma ve ceza davası bulunmadığının görüldüğü, eczacı çalışanları hakkında da bu yönde bir iddianın olmadığı, Mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Dairece verilen 23.09.2021 tarihli ilamla; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Dosya kapsamından dava konusu reçetelerin hastaların bilgisi dışında düzenlenerek davacı eczaneden temin edilmesi suretiyle Kurumun zarara uğradığı ve söz konusu reçetelerdeki ilaçların teslim edildiği kişilerin taraflar arasındaki SGK kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine İlişkin Protokol’e göre eczacı veya çalışanları tarafından kimlik kontrolünün yapılmadığı, bu durumda eczacı tarafından, taraflar arasındaki protokol hükümlerinin ihlal edildiği sabit olduğu, ayrıca davalı Kurum sorumluluğunda olmayan reçetelerle ilgili davacının, davalı Kurumdan reçete bedellerini tahsil etmesinin mümkün olmadığı, aksi halde reçete bedellerinden sorumlu olmayan kuruma külfet yüklenmiş olacağı, davacının reçete bedellerini ancak sahtecilik yapan kişilerden isteyebileceği, 3. kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı Kurumun sorumlu tutulamayacağı, bu nedenlerle davalı Kurumun protokolün 4.3.6. maddesinde yer alan hüküm uyarınca yersiz ödemelerini geri isteme hakkı olduğu kabul edilerek, davacının reçete bedeline ilişkin işlemin iptali talebinin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan İlk Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı gereğince, eczacı veya çalışanları tarafından kimlik kontrolünün yapılmadığı, dolayısıyla eczacı tarafından, taraflar arasındaki protokol hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; bozma ilamında ''reçete bedeli yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş olmasına karşın yerel mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dairece reçete bedelinin düzenleyen protokolün 4.3.6 maddesinin yanlış değerlendirildiğini, müvekkilinin sahtecilik eylemine bir dahili olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Kurum davacı eczacı aleyhine uyguladığı cezai işlemin iptali istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan kararın bozmaya uygun bulunmasına, bozma dışında kalarak kesinleşen yönlere ilişkin yeniden inceleme yapılamayacağının anlaşılmasına göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13. maddesinin birinci fıkrası; bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 10. maddenin üçüncü fıkrası ile 12. maddenin birinci fıkrası, 16. maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı vekili tarafından temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına "Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT tarifesine göre 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," alt bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.