Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1363 K.2025/5066

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1363 📋 K. 2025/5066 📅 22.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1363 E.  ,  2025/5066 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1382 E., 2025/107 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/52 E., 2024/345 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı .. Turizm Ltd. Şti. ile dava dışı Av. .., Prof. Dr. .. ve Av. ..arasında 31.07.2017 tarihinde hukuki danışmanlık ve avukatlık sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme ile .. Turizm Ltd. Şti.'nin Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2016/3179 E., 2017/2064 K. sayılı dosyasının Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından bozulup İlk Derece Mahkemesinin de bu karara uyması halinde 1.250.000,00 TL vekalet ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede müvekkilin isminin de vekil eden adına kefil olarak yer aldığını, ancak kefil olarak imzasının bulunmadığını, sözleşmeyi iş sahibi ... Turizm Ltd. Şti. adına imzaladığını, sözleşmenin taraflarından dava dışı ... ve ... tarafından sözleşme gereğince 850.000,00 TL asıl alacak ve faizi üzerinden aleyhine Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/3775 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ve müvekkiline ödeme emrine karşı geç itiraz da bulunması sebebiyle icra takibinin durdurulmadığını ve halen devam etttiğini, sürekli haciz tehdidi altında bulunduğunu, ardından dava dışı ... ve ... tarafından icra dosyasındaki alacağın Ankara 6. Noterliğinin 04.07.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile davalıya temlik edildiğini, her ne kadar ... ve ...'un sözleşmede taraf olarak isimleri bulunmakta ise de dava dışı ... Turizm Ltd. Şti. tarafından kendilerine herhangi bir şekilde vekaletname düzenlenmediğini, şirketin vekili dava dışı Av. ... tarafından da kendilerine yetki belgesi de düzenlenmediğini, davanın bütün aşamaları ve takibinin şirketin vekili Av. ... tarafından yerine getirilerek sonuçlandırıldığını, bu nedenle bu şahısların anılan sözleşmeye dayanarak herhangi bir ücret talep etme haklarının bulunmadığını, hukuka ve ahlaka, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na (1136 sayılı Kanun) ve ücret tarifesine, Yönetmeliklerine, meslek kurallarına aykırı olarak düzenlenen sözleşmenin geçersiz olduğunu, icra takibinin kötü niyetli olarak başlatıldığını ileri sürerek; sözleşme nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tesbitini ve davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; sözleşmeden anlaşılacağı üzere davacının kefil sıfatıyla sözleşmede yer aldığını, imza kısmında ise o tarihte aynı zamanda şirketin yetkilisi olduğundan şirket kaşesiyle birlikte imzasının mevcut olduğunu, Ankara 4.İdare Mahkemesi 2016/3179 E. sayılı dosyanın sözleşme tarafı olan dava dışı Av. ... tarafından takip edildiğini, sözleşmede taraf olan dava dışı ...'ın dilekçelerde dava dışı ...'ın ise hukuki mütalaa ile hukuki hizmet sağladığını, mail kayıtlarından da görüleceği üzere anılan dosyanın istinaf dilekçesinin 17.08.2017 tarihinde dava dışı ...'a gönderilerek dilekçede gerekli hukuksal düzenlemelerin yapılmasının istendiğini, dava dışı ... tarafından 02.10.2017 tarihli hukuki mütalaanın hazırlandığını, davacının almış olduğu hukuki hizmetin karşılığını parça parça ödeyeceğini belirterek 26.07.2018 tarihinde borcuna mahsuben 300.000,00 TL ve iki parça halinde 50.000,00 TL olmak üzere 100.000,00 TL dava dışı ...'a ödeme yaptığını, bunun dışında başkaca ödeme yapılmadığından dava dışı ... .. . ve .. tarafından icra takibi yapıldığını, müvekkiline dosyanın temlik yoluyla devredildiğini savunarak; davanın reddini ve davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkumiyetini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1- İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli ve 2020/822 E., 2021/807 K. sayılı kararıyla; davacının dava dışı ... Turizm Ltd. Şti. adına olan borç kendi nam ve hesabınaymış gibi ödeme yaptığı, kefil olarak üstlendiği borcun ödemelerini gerçekleştirdiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, tarafların istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 28.12.2023 tarihli ve 2022/1046 E., 2023/3190 K. sayılı kararıyla; kefalete ilişkin yasada yer alan hususlar, kefaletin niteliği, türü ve şartları Mahkemece incelenip değerlendirilmediği gerekçesiyle, kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 maddesinin üçüncü fıkrası gereği, sözleşmede de ticaret siciline kayıtlı bir şirketin temsilcisi tarafından kefil olunduğundan eş rızası şartının aranmayacağı, aynı Kanun'un 583 maddesinin birinci fıkrası uyarınca kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin geçerlilik şartı olduğu, dava konusu sözleşmede kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihi kefilin el yazısı ile yazılmadığından kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, davalı tarafın takipte kötüniyetli olduğu yönünde bir delil bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacının Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2019/3775 E. sayılı takip dosyasındaki alacak ve fer'ileri nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Kanun'un 583. maddesi kapsamında geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmaması, davacının şirket yetkilisi olarak şirket adına sözleşmeyi imzaladığının anlaşılması, makbuzlardan da davacının kendi adına ödeme yaptığının anlaşılamaması gerekçesiyle, Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, dava dilekçesinde davacının kefaletin şekil yönünden geçersiz olduğuna ilişkin bir iddiası bulunmadığını, bu hususun Mahkemece re'sen gözetilerek karar verilmesinin yerleşik Yargıtay kararları uyarınca hatalı olduğunu, ödeme dekontları ve dosyada dinlenen dava dışı şirket muhasebecisinin kısmi ödemelerin şirkete muhasebeleştirilmediği beyanı ile davacının borçlu sıfatıyla ödeme yaptığının aşikar olduğunu, kısmi ödeme yaptıktan sonra kalan borcunu ödememek için kefaletin geçersizliğine dayanmanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinde yer alan kefalet hükmünün geçersiz olduğu iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davaya konu avukatlık sözleşmesini davacının şirket yetkilisi olarak ve şirket adına imzaladığı, 6098 sayılı Kanun'un 583. maddesinde kefalet sözleşmesi için öngörülen şeklin geçerlilik şekli olduğu, dava konusu sözleşmede borçlu lehine olan kefalette kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ile yükümlülük altına girildiğinin kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden kefaletin hükümsüz olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.