Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1170 K.2025/5001
3. Hukuk Dairesi 2025/1170 E. , 2025/5001 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/44 E., 2023/237 K.
Mahkeme kararının davacı- karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararının bozulmasına dair verilen kararın davacı- karşı davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkili arasında 2001 yılından bu yana süregelen bir vekalet ilişkisinin mevcut olduğunu, avukatlık hizmet sözleşmesinin her yıl aynı şartlarla yenilenmek suretiyle 01.03.2009 tarihine kadar varlığını sürdürdüğünü, ancak davalı şirketin 26.01.2009 tarihli ihtarname ile vekalet ilişkisinin 01.03.2009 tarihi itibariyle sona ereceğini, bu tarihten itibaren sözleşme konusu hukuki hizmetin alınmayacağını ihtar ederek azil iradesini bildirdiğini, müvekkilinin vekalet sözleşmesinden haklı bir nedeni olmaksızın azledildiğini beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmeden ve kanundan doğan toplam 40.000,00 TL alacaklarının dava tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05.09.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebi 18.581.808,99 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı- karşı davacı vekili; müvekkili şirketin, taraflar arasındaki Avukatlık Sözleşmesinin süresinin dolması sebebi ile davacıya sözleşmenin yenilemeyeceği bildiriminde bulunulduğunu, davacının iddialarının aksine haksız azil olarak nitelendirilecek bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafından hapis hakkının usulüne uygun bir şekilde kullanılmadığını, müvekkili şirketin zor durumda kaldığını ve vekil - müvekkil arasındaki güven ilişkisini önemli ölçüde zedelediğini, müvekkili şirketin alacağı olan 475.741,40 TL bedel üzerine bloke konulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini, karşı davalarının kabulü ile davacı - karşı davalı tarafından haksız bir şekilde 475.741,40 TL bedel üzerinden konulan "hapis hakkı"nın kaldırılmasına, bu bedelin blokenin uygulandığı 03.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece 06.03.2014 tarihli, 2009/421 Esas, 2014/71 Karar sayılı kararla; feshin haksız olduğu, davacının 01.01.2001- 31.12.2007 dönemine ilişkin olarak tahakkuk ettirilen avukatlık ücretinin 523.699,27 TL'sinin ödenmiş olmasının, azlin haklı olduğu savunmasının dinlenilmesini mümkün kılmadığı, karşı dava yönünden davacı ile arada akdedilen vekalet sözleşmesinin feshinin haksız olduğu kanaatine ulaşıldığından ve hapis hakkının usulüne uygun kullanıldığı belirlendiğinden, karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın ıslah talebi de dikkate alınarak kabulüne, toplam 18.581.808,99 TL vekalet ücreti alacağının, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davalı- karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 30.06.2015 tarihli ilamıya; davalının sözleşmeyi 26.01.2010 tarihli ihtarla, yeni dönem itibariyle yenilemeyeceğini bildirmesinin, haksız bir fesih olarak kabul edilemeyeceği gibi, “haksız azil” olarak da kabul edilemeyeceğinden, olayda Avukatlık Kanunu’nun “haksız azle” ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağı, o halde mahkemece, dava konusu ihtilafın, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle davacı avukatın sözleşmenin belirtilen hükümleri gereğince hak etmiş olduğu vekalet ücreti miktarı tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğundan ve yapılan fesih ihbarının da haksız olduğundan bahisle, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün temyiz eden davalı-karşı davacı yararına bozulmasına, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamı neticesinde düzenlenen 07.01.2021 tarihli bilirkişi kök raporunun hükme esas alındığı, davacı- karşı davalı avukatın hapis hakkından fazla tutarda bedeli hapsetmesi sebebiyle taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin en önemli unsurundan olan güven duygusunun zedelendiği, bu haliyle davalı- karşı davacı şirketin azlinin haksız olmadığı, karşı dava yönünden ise avukatın toplamda hapsettiği 475.741,40 TL'den bilirkişi raporunda hesaplanan vekalet ücreti alacakları mahsup edilerek toplam 225.256,82 TL yönünden fazladan hapis hakkı kullandığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 68.946,93 TL vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 225.256,82 TL'nin hapis hakkının kullanıldığı tarih olan 03.12.2008'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı- karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
Dairenin 05.11.2024 tarihli ilamıyla, davacı- karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, açıkça uyulmasına karar verilen bozma ilamında; davalının sözleşmeyi 26.1.2010 tarihli ihtarla, yeni dönem itibariyle yenilemeyeceğini bildirmesinin, haksız bir fesih olarak kabul edilemeyeceği gibi, “haksız azil” olarak da kabul edilemeyeceği gözetilerek, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri, boma ilamının 2 ve 3 üncü bentlerde yapılan açıklamalar doğrultusunda taraf itirazlarını karşılar, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda taraflar arasında sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı- karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı- karşı davalı vekili; Mahkemece asıl davada reddedilen kısıma ilişkin davalı- karşı davacı vekili lehine vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, davanın konusunun maddi tazminat olduğunu, AAÜT'nin 13/3. Maddesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada vekalet sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen ücretlerin tahsili istemine, birleşen davada ise aynı sözleşme nedeniyle hapis hakkının usulsüz kullanılmasından dolayı alacak istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; asıl davada vekalet sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen ücretlerin tahsilinin talep edildiği, davanın konusunun maddi tazminat olmadığı, bu nedenle asıl davada reddedilen kısıma ilişkin davalı- karşı davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre ileri sürülen karar düzeltme nedenine göre Daire kararı yerinde olduğundan davacı- karşı davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı- karşı davalı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının düzeltme isteyene yükletilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.