Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/61 K.2025/4801

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/61 📋 K. 2025/4801 📅 14.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/61 E.  ,  2025/4801 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/137 E., 2022/381 K.
Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın taraf vekillerince düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ...'in .. . .. görev yaparken, rahatsızlığı nedeniyle pilotajının kesildiğini ve yeniden sınıflandırılarak göreve devam edebilecekken askeri mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan malülen emekliye ayrılmayı tercih ettiğini, davalının rahatsızlığının Hava Kuvvetlerinden yapmış olduğu görevden dolayı meydana gelmediğini, zaten kendisinin şu anda ..'de pilot olarak çalışmaya devam ettiğini, 926 sayılı Kanun'un 112. maddesi gereğince mecburi hizmet süresini tamamlamadan ordudan ayrılan, subay, astsubaylardan, askeri öğrencilik sırasında ve subay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan eğitim, öğretim ve yetiştirme masraflarının yükümlülük süresinden eksik kalan kısmı ile orantılı olarak kanuni faizi ile birlikte tahsil edilmesi gerektiğini, davalıya tebligat gönderilerek davaya konu borcun ödenmesi talep edildiğini, ancak davalının ödemesi gereken hazine alacağını ödemediğini ileri sürerek; 85.794,00 TL hazine alacağının ayrılış tarihi olan 17.03.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep etmiş, 21.06.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 322.441,90 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; öncelikle hesap cetvelindeki üç rakamın nereden ve nasıl çıkmış olduğunun belli olmadığını, borç ilişkisini doğurduğu iddia edilen yüklenme ve kefalet senedinin borçlunun serbest iradesi sonucu imzalanmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.05.2015 tarihli kararıyla; davalı tarafın muvafakati olmadığından dava dilekçesinde talep edilmeyen harcama kalemlerinin değiştirilemeyeceği gerekçesiyle ıslah talebi reddedilerek; davanın kısmen kabulüne, 32.225,88 TL'nin 11.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacı tarafa verilmesine, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/10489 E., 2016/12416 K. sayılı ilamıyla; davacı vekilinin 19.06.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle dava dilekçesinde 85.794,00 TL olarak belirttikleri alacağın sehven hatalı hesaplandığını, bu nedenle alacağı 322.441,90 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmelerine rağmen ıslahın karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı dikkate alınarak Mahkemece, ıslah edilen miktar üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği, kabule göre de; davalının borçlu olduğu miktar, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar ve yönetmelik değişikliği hükümlerine göre belirlenmiş olduğundan; taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin, dava tarihindeki haklılık miktarlarına göre tespitinin gerektiği, Mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6000 sayılı Kanun, 6318 sayılı Kanun ile 09.11.2013 tarihli Yönetmelik değişikliği yürürlüğe girmemiş olsaydı davaya konu miktarın red ve kabul edilecek miktarları bilirkişiye hesap ettirilip bu miktarlar üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren taraflar yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın davalı ... yönünden kabulüne, 216.793,93 TL'nin 11.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacı tarafa verilmesine, davalı ... yönünden ise davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
IV. TEMYİZ
Dairenin 17.09.2024 tarihli ilamıyla; davacının 21.06.2013 tarihli dilekçesi ile talep miktarını 322.441,90 TL'ye yükselttiği, Mahkemece davalı ... yönünden 216.793,93 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, gerekçeli kararın son paragrafında ve hüküm fıkrasında davacının davasının kabulüne karar verildiği belirtilmekle karar ile gerekçeli karar arasında ve gerekçe içinde çelişki yaratıldığı, Yargıtay denetimine de elverişli olmayacak şekilde hüküm tesis edildiği, Mahkemece; gerekçe ile hükmün birbiriyle uyumlu olduğu, yeterli, açık, denetlenebilir bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirdiği, Bununla birlikte, davalının borçlu olduğu miktar, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar ve yönetmelik değişikliği hükümlerine göre belirlenmiş olduğundan; taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin, dava tarihindeki haklılık miktarlarına göre tespitinin gerektiği hususunun gözetilmemesinin de de usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenlerine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
1. Davacı vekili; dava sırasındaki yasa ve yönetmelik değişikliği dikkate alınarak hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılış tarihindeki yasa ve yönetmelikler dikkate alınarak tazminat miktarı ve diğer kalemlerin hesaplanması gerektiğini, müvekkil idarenin uğradığı zarar kesin olarak 322.441,89 TL iken bunun altında tazminata hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca diğer davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesine yönelik temyiz itirazlarının incelenmemesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın itirazları doğrultusunda bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili; dosya temyiz aşamasında iken yürürlüğe giren 669 sayılı KHK'nın 105/2 maddesi ile “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar herhangi bir sebeple Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı askeri okullardan ayrılan veya çıkarılan askeri öğrencilere ilgili mevzuatı uyarınca borç çıkarılmaz, çıkarılmış borçlar tahsil edilmez ve başlatılmış işlemler durdurulur.” hükmü getirilmiş olup söz konusu hükmün, eldeki dosya açısından da uygulanması gerektiğini, dava konusu alacak zamanaşımına uğradığından bu sebeple kararın lehe bozulması gerektiğini, müvekkil sağlık sebebiyle TSK’dan ayrılmak zorunda kaldığından kendisinden eğitim, öğretim ve yetiştirme masraflarının talep edilemeyeceğini, davacı vekilinin 10.06.2013 tarihli dilekçesiyle eğitim ve yetiştirme masraflarının yanlış hesaplandığından bahisle yeni vakıalar ileri sürülerek yeni deliller sunduğunu, bu hususun iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, ıslah dilekçesiyle arttırılan taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilin eğitim ve yetiştirilme dönemine tekabül eden uçuş giderleri NATO tarafından karşılandığından, davacının müvekkilden yetiştirme masraflarına ilişkin alacak talebinde bulunmasının açıkça haksız ve hukuksuz olduğunu ileri sürerek kararın müvekkili lehine bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'ndan kaynaklanan eğitim ve öğretim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK'ye göre; bozma ilamına uyulmasına karar veren Mahkemenin, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm vermesi gerektiği, Dairemiz bozma ilamında tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığı hususunun açıkça belirtildiği anlaşılmakla tarafların karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin karar düzeltme taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davalıya ve para cezalarının karar düzeltme isteyenlere yükletilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.