Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1238 K.2025/4777
3. Hukuk Dairesi 2025/1238 E. , 2025/4777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2023/289 E., 2024/476 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı ...'ten .. İli .. İlçesi 4006 parsel 1, 2, 3, 4 no.lu bağımsız bölümleri ipotekli olarak devraldığını, Banka ile arasında 39.540,00 TL'lik borç tasfiye sözleşmesi imzalandığını, 20.06.2011 tarihinde ödemekle yükümlü olduğu borç tasfiye sözleşmesinin tamamını ödeyerek kapattığını, imzaladığı borç tasfiye protokolünün (4.) maddesi gereğince protokolde yazılı miktarla sorumlu olduğunu, sorumluluğunu yerine getirdiğini, .. . Noterliğinin 21.06.2011 tarihli ve ... yevmiye numarası ile davalı bankaya ihtarname gönderdiğini, ihtarname 30.06.2011 tarihinde davalı Banka tarafından tebliğ alınmasına rağmen ipotek fek edilmediği gibi herhangi bir cevap da verilmediğini ileri sürerek; .. İli .. İlçesi 4006 parsel, 1, 2, 3, 4 numaralı bağımsız bölümlerdeki taşınmazların tapu kaydı üzerindeki ipoteğin fekkine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı .. A.Ş. vekili; ipoteğin sadece ...'ün konut kredisini kapsayan nitelikte olmadığını, kefili olduğu kredileri de kapsadığını, davacının ileri sürdüğü borç tasfiye belgesinde ipotek belgesindeki kayıtları değiştiren veya kaldıran hükümler bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir, 11.07.2013 tarihli dilekçesiyle davalı vekili alacağın temlik edildiğini belirtmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.10.2013 tarihli ve 2011/105 E., 2013/379 K. sayılı kararıyla; taşınmaz malikinin sözleşmeden doğan alacağın sona ermesi halinde tapu sicilindeki kaydın terkinini isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; karar, süresi içinde davalı .. .. .. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 02.04.2015 tarihli ve 2014/12323 E., 2015/10388 K. sayılı ilamıyla; taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığından Mahkemece, uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi sıfatı ile görülmesi gerekirken genel Mahkeme sıfatı ile görülüp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin 03.12.2015 tarihli ve 2015/639 E., 2015/802 K. sayılı ilamıyla; ipotekle temin edilen borçların tamamının ödenmediği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli 2016/15926 E., 2019/7247 K. sayılı ilamıyla; davacının, "borç tasfiye protokolü" başlıklı protokolde belirtilen şartlarda ve belirlenen miktarda dava dışı ...'ün bankaya olan borçlarını ödediği iddiasıyla ilgili araştırma ve inceleme yapılmadığı, Mahkemece, borç tasfiye protokolü başlıklı protokole göre Banka tarafından yapılan işlemlerin neler olduğu hususu sorulup, davacının protokol hükümleri uyarınca yaptığı ödemelere ait hesap dökümleri celp edilip, tarafların iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin 24.05.2022 tarihli ve 2019/409 E., 2022/272 K. sayılı kararıyla; davacı tarafa HMK'nın 31. maddesi gereği borç tasfiye protokolünden sonra yapılan ödeme varsa buna ilişkin delillerini sunmak üzere kesin süre verilmesine rağmen beyanda bulunmadığı ve herhangi bir belge sunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.11.2022 tarihli ve 2022/7034 E., 2022/8740K. sayılı ilamıyla; "Bozma ilamında sonra alınan bilirkişi raporlarında, Mahkemenin tasfiye protokolünden sonra davalılarca ibraz edilen belgeler ile sadece ne kadar miktar ödeme yapıldığının tespit edilmesini sağlayabildiğini, yapılan ödemenin protokol hükümlerinin yerine getirildiğini gösterdiğini söylemenin mümkün olmadığını,.. .. Bankası A.Ş. tarafından sunulan 02.12.2019 tarihli yazıda; ...’ün 02.12.2019 itibariyle 712,40 TL, .. Tur. İnş. Pet. Paz. İt. İh. Ltd. Şti.nin ise 6.369,63TL borcunun bulunduğunun bildirildiği ancak bu borcun borç tasfiye protokolünden önce mi sonra mı doğduğunun yazı içeriğinden anlaşılmadığı, 01.12.2011 olan dava tarihi itibariyle protokolden kaynaklı borç kalıp kalmadığı, borç varsa ne kadarının ana para ne kadarının faiz olduğunun belirlenemediği (Yargıtay bozma ilamında belirtilen şekilde tespit edilemediği) rapor edilmiştir, Davacı yana tasfiye protokolünden sonra yapılan ödeme varsa buna ilişkin delillerini sunması için kesin süre verilmiş ise de söz konusu ödemelerin tamamının banka kayıtlarında mevcut olacağından, davalı bankaca davacının tasfiye protokolü çerçevesinde ödemelerin tamamlanıp tamamlanmadığının tereddüte yer verilmeyecek şekilde cevaplaması gerekmektedir. Bu nedenle bilirkişiye mahallinde incelemeye yetkisi verilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." şeklinde Mahkeme kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre ipotekle temin edilen borçların tamamının ödenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 20.06.2011 tarihinde müvekkilinin ödemekle yükümlü bulunduğu borç tavsiye sözleşmesinin tamamını kapattığını, müvekkilinin imzaladığı borç tasfiye protokolünün 4-lV maddesi gereğince protokolde yazılı miktarla sorumlu olduğunu, sorumluluğunu yerine getirdiğini, bilirkişi yaptığı incelemede de bankada ... 'e ait çek yaprakları dışında bir borcun olmadığını tespit ettiğini, borcun olmadığına dair bilirkişi raporu olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacının dava dışı ...'ten dava konusu taşınmazı ipotekli olarak satın aldığı, davalı Banka ile tasfiye protokolü imzaladığı, tasfiye protokolünün "kabule konu borç" başlıklı 3. maddesinde; "İşbu borç tasfiye protokolü çerçevesinde ve yalnızca işbu protokolün tam ve zamanında uygulandığı süreye mahsus olmak ve hiçbir şekil ve surette herhangi bir temerrüt halinde hüküm ifade etmemek kaydıyla, 22.07.2010 tarihi itbbariyte 39.540 TL olarak kabul edilmiştir." ve yine ödeme şekli başlıklı 4. maddesinde "borçlu'nun işbu protokol şartlarına uyması kaşuluyla, yukarıda 3. maddede yazılı nakdi barçları, aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde, borçlu tarafından nakden, defaten ve tamamen ödeme yapılmak suretiyle tahsil ve tasfiye edilecektir." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, 12 eşit taksit halinde 3.295,00 TL olarak 22.08.2010-22.07.2011 tarihleri arasında ödemelerin yer aldığı, davacı tarafından ödeme belgesi sunulmadığı, davalı Banka tarafından sunulan belgeler üzerinden yapılan incelemede dava dışı ... adına 22.11.2010 tarihinde 3.295,00 TL ödeme ile dava dışı .. ... Tu. İnş. Pet. Paz. İt. İh. Ltd. Şti. adına 09.07.20 11... .08.2011 tarihleri arasında toplam 4.340,00 TL ödemenin olduğu, bozma sonrası aldırılan ve davacı tarafça da itiraz edilmeyen bilirkişi raporunda da "...Banka kayıtlarında bulunmayan ve Banka kaşe – imzasını içermeyen protokolde belirtilen ilk taksit tarihinden sonra yapıldığı belirlenebilen toplam ödemenin 09.07.20 11... .08.2011 tarihlerinde yapılmış olan toplam 4.378,02 TL olduğu, bu ödeme mahsubu sonrasında ... ve .. .. 712,40 TL + 6.369,63 TL = 7.082,03 TL toplam borcundan 4.378,02 TL’nin mahsubu sonrasında 2.704,01 TL borç bakiyesinin kalacağı..." açıklandığı, davacının tasfiye protokolü kapsamında tüm ödemeleri yaptığını ispat edemediği anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.