Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1316 K.2025/4740

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1316 📋 K. 2025/4740 📅 09.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1316 E.  ,  2025/4740 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/94 E., 2025/52 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tavas Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/185 E., 2023/311 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı yeğenine .. Noterliğinin 19.08.2011 tarihli ve .. yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vekaletnamesi verdiğini, bu vekalete binaen 17 adet taşınmazın resmi satış işleminin yapıldığını, ancak davalının satış bedellerini müvekkiline vermediğini ileri sürerek; belirsiz alacak olarak açtığı davada fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere davalının uhdesinde tuttuğu paranın taşınmazların her birinin satış günündeki rayiç değerleri üzerinden satış günlerinden başlamak üzere yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 21.04.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile, alacak tutarını 462.468,00 TL'ye çıkartarak, her bir taşınmazın satış bedellerine devir tarihinden itibaren %9 yasal faiz uygulanmasını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının yurt dışında oturduğunu ve geçim zorluğu içinde olduğu için Türkiye'ye geldiğinde yazlık harçlığını yeğeni olan müvekkilinden aldığını, davacının oğlunun düğününü müvekkilinin yaptığını, ayrıca davacıya 1.000 Euro gönderdiğini, davacının kayınbiraderine tahsis edilen arsa üzerine kayınbiraderi bina yapamayınca davacının taşınmazlarını satarak parası ile arsa üzerine bina yapmasını müvekkilinden istediğini, müvekkilinin inşaatı tamamladığını, ancak davacının vekâletname ile satılan taşınmaz bedellerini müvekkilinden istediğini, müvekkilinin davacının talebi üzerine, kendisi tarafından satılan davacıya ait parsellerin değerinin çok üzerinde değer taşıyan iki adet taşınmazın tapusunu hiçbir ücret almadan devrettiğini, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, tam tersine alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile dava konusu taşınmazların satış tarihi itibariyle değerlerinin tespit edildiği, 25.01.2023 tarihli raporda, her bir taşınmaz için belirlenen satış bedelleri ile davacının ıslah dilekçesindeki bedeller karşılaştırıldığında, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda 203/9 parsel dışındaki taşınmazların değerinin kaldırma öncesi tespit edilen ve ıslah edilen değerlerden daha yüksek olduğunun tespit edildiği, davacının Mahkeme kararını istinaf etmediği, bu itibarla kaldırma öncesi tespit edilen ve davacı tarafça ıslah edilen daha düşük değerlerin davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği, tapu kaydının incelenmesinde 269/9 parseldeki davacı hissesinin 1/10 olduğu, 244/9 parseldeki hissesinin 1/5 olduğu, ıslah dilekçesinde 269/9 parsel için 1/5 üzerinden yanlış hesaplama yapıldığı, 244/9 parsel için de 1/3 hisse üzerinden yanlış hesaplama yapıldığı, bu taşınmazlar için kaldırma kararından önce tespit edilen bedeller üzerinden doğru hisse oranları esas alındığında 269/9 parsel için 15.624,00 TL talep edilebileceği, 244/9 parsel için de 26.676,00 TL talep edilebileceği, davacının 269/9 parsel ve 244/9 parsel için doğru hisse oranları üzerinden talep edilebilecek bedeller toplamının 427.009,92 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 377.009,92 TL alacağın ıslah tarihi olan 21.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece hükme esas alınan konusunda uzman bilirkişilerden alınan raporun denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli mahiyette olması, dava konusu parsellerin rayiç değerlerinin hesabında Mahkemece davacı aleyhine olacak şekilde hataya düşülmüş olmasına karşılık davacının istinafının bulunmamasına göre, Mahkemece tesis edilen kararda herhangi bir hukuka aykırı yön görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda emsal taşınmazın evsafı hakkında hiçbir bilginin yer almadığını, müvekkilinin sattığı toplam 17 parselden 13'ünün 2013 tarihinde, 4 parselin de 2014 tarihinde satıldığını, değerlendirmenin satış tarihi itibariyle yapılması gerektiğini, dava konusu parsellerin bulunduğu alanın 2013 tarihinden beri on senede gelişme gösterdiğini, bilirkişilerin bugün gördüklerini rapora yazdıklarını, bilirkişilerin kıyaslama kriterlerinin hatalı olduğunu, bilirkişiler önceki bilirkişi raporunda bulunan rakamları aynen almakla geçersiz bir rapor hazırladıklarından raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf sebepleri üzerinde hiç durmadığını, bilirkişilerin raporlarına arazi üzerinde buğday ekili olduğunu yazmış olmalarına rağmen buğdayı münavebe programına almamış olmalarının çelişkili olduğunu, bilirkişilerin ovanın sulama durumu hakkında hiçbir araştırma yapmadan sulu araziye göre değerlendirme yaptıklarını ve %5 yerine %4 kapitalizasyon faizi uygulayarak bedeli yükselttiklerini, tarlaların satış tarihinde sulanıp sulanmadığı konusunun netleştirilmeden karar verildiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
1. Dava, hukuki niteliği bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun 508. maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğüne ilişkin olup, TBK'nın 508. maddesinde; vekilin vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene verme borcu ile vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlü olduğu hususu düzenlenmiştir. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur. Davalı vekaleten işlem yaptığı satışta, satış bedelinden sorumlu olduğu kadar, adına hareket ettiği davacının zararına satış gerçekleştirilmesi söz konusu olmuşsa davacının bundan doğan zararından da sorumludur.
2. TBK'nın 508. maddesi hükmünce, vekilin vekil edeninin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme yükümlülüğü gereği davalı vekil, satış bedelini aldıktan sonra davacıya ödeme yaptığını ispatla mükelleftir. Başka bir deyişle, davada ispat yükü vekil olan davalıdadır. Dosyanın incelenmesinde, davalı vekilin davacının taşınmazlarını davacıdan aldığı vekalet ile dava dışı 3. kişilere sattığı sabit olup, davalının, davacı satıştan elde ettiği bedeli davacıya ödediğini ispat etmekle yükümlüdür. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı hesap verdiğini ispat edememiştir.
3.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının taşınmazlarının satışına dair davalıyı vekil tayin ettiği, taşınmazların davalı vekil tarafından satışının gerçekleştirildiği, vekaleten satışı gerçekleştirilen taşınmazların satış bedelinin davacıya ödendiğinin ispatlanamadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, Mahkemece, davaya konu taşınmazların satış tarihlerindeki rayiç bedelleri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuki isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.