Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1111 K.2025/4684

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1111 📋 K. 2025/4684 📅 08.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1111 E.  ,  2025/4684 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/448 E., 2023/820 K.
Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 19.12.2024 tarihli ilamla kararın bozulmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirket ile imzaladığı 28.05.2006 tarihli ortaklık sözleşmesi ile .. İli, .. İlçesinde başlatmış olduğu inşaatların tamamlanması ve yapılan işten elde edilen kârın paylaşılması hususunda anlaştıklarını, sözleşme kapsamında davalı tarafından 7 adet villa teslim alınıp, üçüncü şahıslara satılmasına rağmen alınan bedelin müvekkiline verilmediğini, davalının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek; söz konusu sözleşmenin haklı feshine, sözleşme konusu 7 adet villanın dava tarihindeki satış bedelinden şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının tahsiline, taşınmazların bedelinin esas alınması suretiyle sözleşmedeki %15 tazminat (ceza) bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiş; 09.10.2012 tarihli dilekçesi ile talebinin 28.05.2006 tarihli ortaklık sözleşmesinin haklı feshinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, diğer hukuki ve cezai hakların saklı tutulmasına ilişkin olduğunu açıklamıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; 28.05.2006 tarihli ortaklık sözleşmesi ile 7 adet villanın satımı ve kârın paylaşımının amaçlandığını, sözleşmenin imzalanmasından kısa bir süre sonra tarafların anlaşması ile sözleşme konusu villaların satım işini başka bir taşeron firmaya verilmesine karar verildiğini, bu şekilde sözleşmenin hükümsüz kaldığını, daha sonra aynı bölgeden 7 adet villanın satımıyla ilgili ve tapusu dava dışı .. isimli kişiye ait gayrimenkulleri satmak için anlaşma yapıldığını, dava konusu uyuşmazlık ile ilgisi bulunmadığını, karşılıklı edimler ifa edilmediğinden sözleşmenin fiili olarak münfesih olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.05.2013 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile davalının sözleşme gereğince satış bedelinden davacıya ortaklık payı vermediği ve sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı gerekçesiyle feshin haklı olduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairemizin 29.09.2015 tarihli ilamıyla; taraflar arasında düzenlenen iş ortaklığı sözleşmesi ile geçerli bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu ve tasfiye edilmediği, davacının talebi uyarınca adi ortaklık ilişkisinin tasfiyesinin gerektiği ancak adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 12.03.2020 tarihli kararla; taraflar arasındaki adi ortaklığın karşılıklı edimler yerine getirilmediği için sona erdiği, davacı tarafın davalının taşınmazların devrinin gerçekleşmediğine dair beyanlarına karşı ispatlı bir durum ortaya koyamadığı gibi 7 adet villanın yapım ve satışa hazır hale gelmesinde katkısı ve dahlinin olduğunu ispatlayamadığı, bilirkişilerce gerek taraf kayıtlarında gerek taraflarca sunulan belgeler ve dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemelerde de bu durumun tespit edilemediği, bozma ilamı doğrultusunda taraflar arasındaki adi ortaklık için tasfiye konusu olacak alacak-borç durumu tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddi kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairemizin 04.02.2021 tarihli ilamıyla; "Somut olayda, mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki; mahkemece uyma kararı verilen bozma ilamıyla; taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu ve bunun tasfiye edilmediği, davacının bu davadaki taleplerinin adi ortaklığın fesih ve tasfiye talebini içerdiği, buna göre, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılması gerektiği, ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre, hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin BK'nın 539. (TBK'nın 643.) maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Her ne kadar mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle, tasfiyeye konu edilecek alacak ve borç durumu durumunun tespit edilemediği belirtilmiş ise de dosyada mevcut 09.08.2007 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile .. Köyü ... nolu parselin 1/60 'şar arsa paylı A Blok Z+1. kat 1 nolu dubleks, .. Blok Z+1. kat 1 nolu dubleks, .. Blok Z+1. kat 3 nolu dubleks, .. Blok Z+1. kat 2 nolu dubleks, .. Blok Z+1. kat 4 nolu dubleks, .. Blok Z+1. kat 10 nolu dubleks, .. Blok Z+1. kat 18 nolu dubleks olarak bağımsız bölümler halinde bulunduğu ve bu bağımsız bölümlerin davacı şirket tarafından satın alındığı, ancak mahkemece söz konusu bu bağımsız bölümlerin güncel tapu kayıtları dosyaya celp edilmediğinden, davacıya ait taşınmazların devrinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilemediği anlaşılmıştır.
O halde, mahkemece; adi ortaklık sözleşmesi kapsamında davacının iddiasını ispat ve tasfiye işlemlerine esas olmak üzere davalı tarafından davacı şirkete ait 7 adet villanın tapu kayıtlarında teslim alınıp alınmadığı, üçüncü şahıslara satılıp satılmadığı hususunda; dosyada mevcut bulunan 09.08.2007 tarihli resmi senette özellikleri belirtilen bağımsız bölümlerin tüm tedavül kayıtlarının (resmi akitler ve bu akitlere esas alınan vekaletname vs.) okunaklı suretleriyle dayanağı tüm belgelerin ilgili merciiden istenilerek dosyaya kazandırılması, akabinde davacının iddialarının 29.09.2015 tarihli bozma ilamımız doğrultusunda incelenip varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
3.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki adi ortaklığın karşılıklı edimlerin yerine getirilmediği için sona erdiği, davacının taşınmazların devrinin gerçekleşmediğine dair beyanlarına karşı davalının ispatlı bir durum ortaya koyamadığı, yedi adet villanın yapım ve satışa hazır hale gelmesinde davacının katkısı ve dahlinin olduğunun ispatlanamadığı, bağımsız bölümlerin satışlarının dava dışı kişi ve firmalara yapıldığı, davalı tarafa satış yapıldığına ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı, taraflarca sözleşme konusu ..-.. İş Ortaklığı'na ait ticari defter kayıt ve belge ile ortaklığın tüm mal varlığının belirlenmesine yönelik ortaklık hesabını gösterir herhangi bir bilgi veya belge ibraz edilmediği, dolayısıyla davacı tarafın ileri sürdüğü iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
Dairenin 19.12.2024 tarihli ilamıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu 7 adet villanın satışına ilişkin olarak kat mülkiyeti defterine göre yapılan incelemede, taşınmazların dava dışı üçüncü kişilere ve firmalara satışının yapıldığı, davalı tarafa satış yapıldığına ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece de bu bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği, oysa ki 04.02.2021 tarihli bozma ilamında bağımsız bölümlerin tüm tedavül kayıtlarının (resmi akitler ve bu akitlere esas alınan vekaletnameler vs) ilgili merciiden istenilerek davacının iddialarının 29.09.2015 tarihli bozma ilamı doğrultusunda incelenip sonucu dairesinde karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde ve davacı taşınmazların satışının vekil vasıtasıyla yapıldığı iddiasında da bulunduğu gözetilmeden eksik hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğu, bu durumda öncelikle taşınmazların devrine ilişkin resmi akitler ve bu akitlere esas alınan vekaletnamelerin ilgili merciiden istenilmesi, satışın vekil vasıtasıyla yapıldığının anlaşılması halinde vekaleten satışı yapan vekil ile vekil eden arasında SGK kaydının olup olmadığı, ticaret kayıtları ile yöntemince araştırılarak gerekirse sözleşme taraflarının da dinlenilip varılacak sonuç çerçevesinde bozma ilamları doğrultusunda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiş, davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı vekili; bozma ilamının yerinde olmadığını, hem ilk yargılamalarda, hem de bozmalardan sonra yapılan ikinci ve üçüncü yargılamalarda davaya konu taşınmazlara ait tedavüllü tapu kayıtlarının sürekli celp edildiğini, bozma ilamları uyarınca tanzim edilen bilirkişi heyet raporlarının önceki bozma ilamları gözetilerek hazırlandığını, her iki raporda adi ortaklığın fiili olarak hiç kurulmadığından tasfiyesinin de mümkün olamadığı, yine bahse konu 7 adet villanın hiçbir şekilde müvekkili ile ilgisi olmadığının görüldüğünü, Mahkemece sözleşmeye göre en başta davacının en önemli edimini yerine getirmediği ve bunu davacının dilekçesindeki beyanıyla bile kabul ettiği tespit edilerek sözleşmenin hükümsüz olduğu ve yürürlüğe girmediğinin de açıkça belirtildiğini, Mahkemece son bozma ilamı gereğince tüm tapu kayıtlarının defaatle incelendiğini, müvekkilinin taşınmazlarda alıcı-satıcı veya eski-yeni malik gibi sıfatlarının bulunmadığı, bu sebeple de taşınmazlar sebebiyle bir hak ediş veya bir ortaklık borcu bulunmadığının sabit olduğunu, dosyada iş ortaklığına ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmadığının bir kez daha teyit edildiğini ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve onanmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında kurulan adi ortaklık sözleşmesinin feshi ve sözleşme gereğince davalı tarafta kalan satış bedelinden payının tahsili istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen kararda yer verilen gerekçeye ve özellikle uyulan 04.02.2021 tarihli bozma ilamında bağımsız bölümlerin tüm tedavül kayıtlarının (resmi akitler ve bu akitlere esas alınan vekaletnameler vs) ilgili merciiden istenilerek, davacının iddialarının 29.09.2015 tarihli bozma ilamı doğrultusunda incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmesi ve davacının taşınmazların satışının vekil vasıtasıyla yapıldığı iddiasında da bulunduğu gözetildiğinde bozma ilamlarının gereklerinin yerine getirilmediğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.