Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/681 K.2025/4676
3. Hukuk Dairesi 2025/681 E. , 2025/4676 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2003 E., 2024/3413 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/130 E., 2024/269 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında .. .. .. .. Kurumu İl Müdürlüğü hizmet binası ve altyapısı işlerinin yapılması için 25.04.2012 tarihli “.... Ltd.Şti ...” adi ortaklığı kurulduğunu, ihalenin tüm masrafları ve teminatlarının müvekkili tarafından karşılandığını, söz konusu iş alındıktan sonra tarafların bir araya gelerek adi ortaklık kuruluş sözleşmesinde 10.11.2012 tarihli ''Şantiye Sorumluluk ve Taahhütnamesi ek sözleşmesi'' ile değişiklik yaptıklarını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin kayden ortak görünmesine rağmen, bütün işlerden çekildiğini ve işi tamamen bitirmek üzere gerekli olan bütün harcamaların da davalı şirketçe karşılanması ve kendisine hiçbir mali, idari ve hukuki sorumluluk yüklenmemesi üzerine sözleşme yaptıklarını, ortaklığın devamı sırasında davalı yönetici ortağın müvekkiline ve ortaklığa zarar verecek işlemler yapması, ortaklık adına bono tanzim ederek takip yapılmasına neden olması üzerine ortaklığın amacına ulaşması tehlikesine binaen iki ortağın bir araya gelerek 04.04.2014 tarihli ''sulh ve ibra anlaşması'' ile ortaklığın tasfiye edildiğini, ancak ihale makamının, adi ortaklığın devamını iş bitinceye kadar zorunlu görmesi nedeniyle tasfiyenin resmen yapılmadığını, 04.04.2014 tarihinden itibaren ortaklığa ait iş bitirme görevinin müvekkiline verildiğini, buna göre müvekkilinin; idareden doğmuş ve doğacak tüm hak edişleri tahsil edeceği, önce 04.04.2014 tarihine kadar olan bütün borçları ödeyeceği, kalan para ile gerekli malzemeleri alacağı, bütün işleri tamamlayarak kesin kabulü hazır getireceği hususunda yönetici ortaklığın yetkilerini devraldığını, kesin kabulden sonra idareden alınan hak edişlerden arta kalan para olursa davalı şirkete verileceği ve idareden alınacak para işleri tamamlamaya ve borçları ödemeye yetmediği takdirde aradaki farkın davalı şirket tarafından ödenmesinin kabul ve taahhüt edildiğini, müvekkilinin, idareden aldığı hak edişlere göre ortak işi devir aldığı tarihe kadar her iki ortağın mutabakatı ile hazırlanan listeye göre bütün borçlarını ödediğini, eksik işleri tamamladığını, davalı şirketin yönetici ortak olduğu dönemde ayıplı ve sözleşmeye aykırı olarak yaptığı tüm işleri tamamladığını, idareden aldığı hak edişler yapılan harcamaları karşılamadığından müvekkilinin davalı şirketten alacaklı duruma geldiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50.000,00 TL belirsiz alacağın 31.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18.12.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.419.893,98 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı adi ortaklık ilişkisine bağlı olarak alacak talebinde bulunmuş ise de ortaklığın henüz tasfiye edilmediğini, bu nedenle ortada alacak ve zarar durumunun belli olmadığını, kaldı ki davacının 04.04.2014 tarihli protokol ile ortaklık işlerini bizzat yönettiğini, idareden tüm hak edişleri ve vergi dairesinden tüm nakdi vergi iadelerini aldığını ve bunları uhdesinde tuttuğunu, öncelikle davacının geçmiş hesaplar için müvekkili şirkete 200.000,00 TL ödediğini, müvekkili şirketin davacı işi aldıktan sonra protokol gereği ödeme beklerken böyle bir alacak davası ile karşılaşmasının kötü yönetim veya hesaplarda yapılan hilenin sonucu olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki adi ortaklığın herhangi bir mal varlığının bulunmadığı, düzenlenen son bilançoya göre davacının davalıdan 1.419.893,98 TL alacağının bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 147/4 maddesi gereği belirlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin adi ortaklığın tasfiyesi yapılmadığı ve tarafların birbirlerinden olan hak ve alacakları belirlenmediğinden henüz başlamadığı, bu nedenle de davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine, 1.419.893,98 TL'nin 50.000,00 TL'lik kısmına 01.02.2017 dava tarihinden itibaren, 1.369.893,98 TL'lik kısmına 14.12.2023 tarihinden itibaren değişen ve değişecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki ortaklığa ait vergi kaydının 28.03.2017 tarihinde iş bırakma şeklinde kapatıldığı, yargılama sırasında Mahkemece fesih ve tasfiye ile varsa kâr payı alacağı hususunda tasfiye için yapılan bilirkişi incelemesi yönünden tasfiye heyetinden rapor alındığı, alınan 28.03.2023 tarihli son raporda; söz konusu adi ortaklığın faaliyet başlangıcı olan 2012 tarihinden, işi bırakma olarak görülen 2017 yılına kadar toplamda 410.778,36 TL zarar ettiği, yine son bilançoya göre davacının davalıdan 1.419.893,98 TL alacağı bulunduğunun belirlendiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; alınan raporlarda açıkça birbiriyle uyuşmayan kayıtlar sebebiyle davacının müvekkilinden olduğunu iddia ettiği alacağının somut olarak tespit edilemediğini, ancak tasfiye raporunda ticari defterlerdeki kayıtlar birbirini tutmadığından bahisle salt davacı tarafın sunduğu belgeler ve Mahkemece celbedilen eksik evraklar dikkate alınarak ortaklığın tasfiyesi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, celbedilen evraklar eksik olduğu gibi itirazlarının hiçbir suretle değerlendirilmediğini, davacının ortaklık işini bizzat yönettiğini, dava dışı İdareden tüm hak edişleri ve vergi dairesinden tüm nakdi iadeleri alıp bunları uhdesinde tuttuğunu, davacı zarar ettiğini iddia ediyorsa buna kendisinin neden olduğunu, sunulması gereken ticari defter ve kayıtları tüm itirazlara rağmen sunmadığını, dosyada yer alan ve talepleri doğrultusunda ilgili Kurumlardan celp edilen resmi evraklardan hiçbirinin tasfiye heyetince doğru ve hakkaniyetli biçimde incelenmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesinin tasfiyesi ile alacak talebine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, hükme esas 28.03.2023 tarihli tasfiye raporunda davalı tarafça aşamalarda tasfiyeye yönelik ileri sürülen tüm itirazların yargı ve taraf denetime elverişli şekilde karşılanıp davacının alması gereken tasfiye payının belirlenmesine, ortaklığın sona erdiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde hüküm altına alınan beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.