Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/843 K.2025/4606
3. Hukuk Dairesi 2025/843 E. , 2025/4606 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1877 E., 2024/2380 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/38 E., 2024/87 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl davada; 10 yıl boyunca her yıl yenilenen vekalet sözleşmesi uyarınca davalının vekili sıfatıyla dosyaları takip ettiğini ve danışmanlık hizmeti verdiğini, davalı tarafça düzenlenen ihtarname ile 2013 yılı için sözleşmesinin yenilenmeyeceği bildirilerek sözleşmesinin feshedildiğini, cevabi ihtarname ile devam eden dosyalar nedeniyle hakettiği 146.789,40 TL vekalet ücretinin ödenmesini bildirmesine rağmen ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2013/6458 Esas sayılı dosyasıyla başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise; İstanbul 4. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/53 E., 2011/55 K. sayılı ilamının İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2011/8689 E. sayılı dosyasında icra takibine konu yapılmış olması nedeniyle hakettiği 28.632,00 TL vekalet ücretinin dosya borçlusundan davalı tarafından tahsil edilmesi nedeniyle, söz konusu alacağın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacı tarafın vekalet ücretine hak kazandığını iddia ettiği icra takiplerinin ve davaların halen derdest olması nedeniyle davacının vekalet ücretini talep edemeyeceğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1.Mahkemenin 02.03.2017 tarihli kararıyla; sözleşmenin 7. maddesi kapsamında dava dosyaları için kesinleşme, icra dosyaları için tahsil tarihinden itibaren kesinleşme ve tahsil tarihindeki TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklara dair dava dosyalarında Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen davalar için öngörülen maktu vekalet ücretinin ödenmesi gerektiği kabul edilerek alınan bilirkişi raporuna göre, davacının davasının kısmen kabulüne 3.960,00 TL asıl alacak 50,49 TL faiz ve 712,00 TL KDV için itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine; ... tarafından davadan feragat edilerek icra dosyasının kapatıldığı ve davacının vekalet akdinin fesih tarihi 31.01.2013 itibarıyla kesinleşmemiş olduğundan davacı avukatın bu icra dosyasından talep edebileceği vekalet alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2018 tarihli kararıyla; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairenin 11.11.20120 tarihli ilamıyla; Dairenin 11.11.2020 tarihli ilamıyla; asıl-birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin karara yönelik temyiz istemi ile asıl-birleşen davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin karara yönelik temyiz isteminin miktar itibariyle reddine karar verildikten sonra, taraflar arasında imzalanan davaya konu sözleşmenin 8.maddesinin taraflara fesih yetkisi tanıdığı, sözleşmenin .. tarafından feshi halinde ücretin sözleşmedeki hükümlere göre ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu durumda sözleşmenin feshi yetkisinin taraflara tanınmış olması karşısında artık kusur durumuna bakılmaksızın sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar dava ve icra takipleri ve buna bağlı hukuk ve ceza davaları nedeniyle tamamlanmış işlerde sözleşme hükümlerine göre hak ettiği ücretin tamamını, tamamlanmamış işlerde ise davacının harcadığı emek ve mesaisine, yapılan işin niteliği geldiği safhaya göre hak ve nesafete uygun olarak vekalet ücretleri tespit edilerek, belirlenecek miktarların ödetilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
3.Bozma uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bozma ilamındaki gerekçeye dayanılarak alınan bilirkişi raporuna göre; asıl davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın 55.811,14 TL asıl alacak 711,59 TL faiz ve 10.046,00 TL KDV açısından iptali ile takibin bu tutarlar açısından devamına, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine, birleşen davanın reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 21.11.2024 tarihli kararıyla Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın 55.811,14 TL asıl alacak, 711,59 TL faiz ve 10.046,00 TL KDV alacağı yönünden iptali ile takibin bu miktar alacaklar yönünden devamına, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/113 Esas sayılı dosyasında Mahkemece verilen ilk karar Yargıtay bozma ilamı gerekçesine göre kesinleştiğinden birleşen dosya yönünden kesinleşme nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kararın denetiminin Yargıtay'a ait olduğunu, birleşen davanın kesinleştiğini, yeniden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından müvekkilinden talep edilen vekalet ücretlerinin yasal dayanağının bulunmadığını, davanın konusunu oluşturan sözleşmenin vekalet ücretine ilişkin hükümlerinin müvekkili aleyhine orantısız şekilde ağır olduğunu, davacı tarafından mükerrer vekalet ücreti talep edildiğini, davacının hem aylık ücret aldığını hem de her dava için tarifeye göre ücret ödenmesinin haksız kazanç niteliğinde olduğunu, sözleşmenin imzalanması sırasında davacının bedel ve sözleşme hükümleri açısından müvekkilinin deneyimsizliğinden ve bilgisizliğinden yararlandığını, sözleşmenin müvekkilinin aleyhine olan ağır hükümlerinin aşırı yararlanma nedeniyle iptalinin gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince hem birleşen dosyanın kesinleştiği belirtildiği halde hem de istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak birleşen dosya yönünden de hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet ücret sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsili istemiyle başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; Yargıtayın bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verilmesi halinde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
Mahkeme tarafından verilen 02.03.2017 tarihli karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine, Dairenin 11.11.2020 tarihli ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bu aşamadan sonra İlk Derece Mahkemesince verilecek kararın doğrudan temyiz incelemesine tabi olacağı, istinaf incelemesi yapılması mümkün olmayan kararda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 21.11.2024 tarihli kararın kaldırılmasına ve taraf vekillerinin istinaf başvuru dilekçesinde yer alan sebeplerin temyiz istemi olarak kabul edilerek temyiz incelemesinin İlk Derece Mahkemesi kararı üzerinden yapılmasına karar vermek gerekmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, 6100 sayılı Kanun’un 362. maddesinde öngörülen kesinlik sınırına tabidir.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararda, temyize konu edilen miktar (kabul ve reddedilen miktarlar) karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 21.11.2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2.Davacı ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.