Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/3259 K.2025/4640
3. Hukuk Dairesi 2025/3259 E. , 2025/4640 K.
"İçtihat Metni"
Esas No : 2025/3259
Karar No : 2025/4640
I. BAŞVURU
... vekili Avukat .. tarafından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 392. maddesinde yer alan; "Ödünç alan, ilk istemeden başlayarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü vermekle yükümlü değildir." amir hükmünce, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce talepte bulunması, sonrasında 6 hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılmadığı, bu ibarenin yalnızca temerrütün oluşması ve faiz talep edilmesi için öngörüldüğü hususunda Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 5. Hukuk Dairesi, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 6. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesi, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 43. Hukuk Dairesi kararları arasında çıkan uyuşmazlığın giderilmesi için ilgili Yargıtay Hukuk Dairesi nezdinde gerekli başvurunun yapılmak suretiyle uyuşmazlığın giderilmesini teminen anılan Daireler tarafından verilen kesin nitelikteki kararlar bakımından 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 09.09.2024 tarihli ve 2024/8 E. sayılı kararı ile; Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 5. Hukuk Dairesi, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 6. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesi, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 43. Hukuk Dairesinin kesin nitelikteki kararı arasında; Türk Borçlar Kanununun 392. maddesinde düzenlenen 6 haftalık sürenin ön dava şartı olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunduğu, Daireler arasında uyuşmazlığın görüş bildirilmeksizin 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35. maddesi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 26.02.2025 tarihli ve 2024/1671 E., 2025/302 K. sayılı Kararı
Davacı vekili tarafından davalıya verdiği toplam 160.000,00 TL borç paranın ödenmesi için davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı talepli açılan davada Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.10.2024 tarihli ve 2024/254 E., 2024/576 K. sayılı ilamıyla; 6098 sayılı TBK'nun 392. maddesinden alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunması, sonrasında altı hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılmadığı, bu ibarenin yalnızca temerrüdün oluşması ve dolayısıyla faiz talep edilebilmesi için istemin üzerinden altı hafta geçmesi gerektiğinin vurgulandığının anlaşılmakta olduğu, somut olayda 160.000,00 TL borcun muaccel hale geldiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen kararının davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin olarak karar verilmiştir.
B. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin13.09.2024 tarihli ve 2024/812 E., 2024/1232 K. sayılı Kararı
Davacı vekili tarafından davalıya verdiği toplam 115.500,00 TL borç paranın görüşmeler neticesinde ödenmemesi üzerine davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı talepli açılan davada Ünye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.11.2023 tarihli ve 2022/588 E., 2023/547. sayılı ilamıyla; tüketim ödüncü sözleşmesinde ödüncü geri isteme hususunda kanunda açıkça yazılı şekil şartı aranmasa da davacının bu geri istemeyi ispatlaması gerektiği, eldeki davada ödünç olarak verildiği iddia edilen meblağ tanıkla ispat sınırının üstünde olduğundan HMK'nın 200. maddesi uyarınca senetle ispat zorunluluğu kapsamında olup tüketim ödüncüne konu meblağın geri istendiğinin yazılı olarak ispatının gerektiği, bu yazılılık şartının geçerlilik şartı değilse de ispat şartı olduğu, dolayısıyla davacının ileri sürdüğü tanık anlatımlarına itibar edilemeyeceği, alacağın bu aşamada muaccel olmadığı, bu nedenle de takip ve davanın erken açıldığı, Ünye İcra Dairesinin 2022/5290 E. sayılı dosyasından 67.000,00 TL asıl alacak ve fer'ilerine dair başlatılan takibe ilişkin talebin ileride dava açma hakkı saklı kalmak üzere usulden reddine, takibe konu 48.500,00 TL'lik kısma yönelik talebin ise gerçek bir borç ilişkisinin varlığına dair dosya kapsamına bir delil ibraz olunamadığından esastan reddine dair verilen kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince; 6098 sayılı TBK'nın 392. maddesinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunması, sonrasında altı hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılmadığı, bu ibarenin yalnızca temerrüdün oluşması ve dolayısıyla faiz talep edilebilmesi için istemin üzerinden altı hafta geçmesi gerektiğinin vurgulandığının anlaşılmakta olduğu, somut olayda asıl alacağın tamamına yönelik olarak ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu gözetilerek, davalı usulüne uygun olarak yemin deliline de dayanmış olduğundan, davalı vekiline bu hususta davacı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğunun hatırlatılması ve oluşacak sonuca göre değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi usulsüz olup, davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu nedenle kabulü ile, yerel Mahkeme kararının HMK 353-1/a.6 maddesi gereğince kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın yerel Mahkemesine gönderilmesine dair kesin olarak karar verilmiştir.
C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 2024/1764 E., 2024/1941 K. sayılı Kararı
Davacı vekili tarafından davalıya verdiği toplam 60.000,00 TL borç paranın çeşitli ihtarlara rağmen ödenmemesi üzerine davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı talepli açılan davada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.05.2024 tarihli ve 2022/1337 E., 2024/459 K. sayılı ilamıyla; davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususları yasal delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin 2022/13260 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, dair verilen kararının davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 392. maddesinden alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunması, sonrasında 6 hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılmadığı, bu ibarenin yalnızca temerrüdün oluşması ve dolayısıyla faiz talep edilebilmesi için istemin üzerinden altı hafta geçmesi gerektiğinin vurgulandığının anlaşılmakta olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin olarak karar verilmiştir.
D. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 04.12.2024 tarihli ve 2023/1010 E., 2024/1847 K. sayılı Kararı
Davacı vekili tarafından davalıya verdiği toplam 15.000.000,00 TL borç paranın çeşitli ihtarlara rağmen ödenmemesi üzerine davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı talepli açılan davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2023 tarihli ve 2022/113 E., 2023/306 K. sayılı ilamıyla; davacının davaya konu bedeli banka havalesiyle yolladığı, açıklama kısmında bu bedelin borç olarak gönderildiğini şerh düştüğü, davalının ödeme olgusunu ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün 2022/77 E. sayılı dosyasında takibe itirazının iptali ile takibin 15.000.000,00 TL asıl alacak, 4.704.246,58 TL işlemiş faiz toplamı 19.704.246,58 TL üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, alacak likit olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, dair verilen kararının davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 392. maddesinden alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunması, sonrasında altı hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılmadığı, bu ibarenin yalnızca temerrüdün oluşması ve dolayısıyla faiz talep edilebilmesi için istemin üzerinden altı hafta geçmesi gerektiğinin vurgulandığının anlaşılmakta olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Yargıtay yolu açık olarak karar verilmiştir.
E. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 31.03.2023 tarihli ve 2022/654 E., 2023/553 K. sayılı Kararı
Davacı vekili tarafından davalıya verdiği toplam 1.180.000,00 TL borç paranın ödenmesi için davalı aleyhine yapılan takibe itirazın şimdilik 130.000,00 TL üzerinden (fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla) iptaline ile takibin asıl alacak ve ferileri bakımından devamı ve icra inkar tazminatı talepli açılan davada Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 2020/200 E., 2021/942 K. sayılı ilamıyla; 6098 sayılı TBK'nın 392. maddesinde ödüncün geri verilme zamanı; "ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir" şeklinde belirlendiği, anılan hükümlere göre alacağın muaccel olmadığı, bu nedenle de takip ve davanın erken açıldığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine dair verilen kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince; davacının ödünç verdiğini iddia ettiği paranın tahsili için eldeki davaya konu icra takibini yaptığı ve itiraz üzerine itirazın iptali davasını açtığı, ancak alacağın muaccel olmadığı bu nedenle de takip ve davanın erken açıldığı, davanın esasına girilmeden önce ileride dava açma hakkı saklı kalmak üzere davanın usulden reddine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin olarak karar verilmiştir.
F. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 25.10.2024 tarihli ve 2022/1578 E., 2024/1276 K. sayılı Kararı
Davacı vekili tarafından davalıya verdiği toplam 236.500,00 TL borç paranın ödenmesi için davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptaline ile takibin asıl alacak ve ferileri bakımından devamı ve icra inkar tazminatı talepli açılan davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.06.2022 tarihli ve 2020/300 E., 2022/465 K. sayılı ilamıyla; davalı tarafından süresinden sonra cevap dilekçesinin sunulduğu, alacağın muaccel olup olmadığının maddi hukuka ilişkin itiraz sayılması gerektiği ve savunmanın genişletilmesi kapsamında kaldığı, davalı tarafın ödemeye yönelik bir savunmasının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararının davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince; davalının ödeme emrinin tebliği ile haberdar olduğundan bu tarihten itibaren 6 hafta sonunda borcun muaccel hale geleceği, bu durumda takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş bir borçtan söz edilmeyeceği, her nekadar davacı yargılama sırasında savcılık dosyası nedeniyle paranın istendiğini ileri sürmüş ise de savcılık dosyasındaki beyanlar dikkate alınsa dahi takip tarihi itibariyle yasada belirtilen 6 haftalık sürenin dolmadığı, alacağın muaccel olduğunun alacaklı tarafından ispat edilmesi gerektiği, bu durumda zamanından önce açılan takip nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın reddine ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair kesin olarak karar verilmiştir.
G. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 17.01.2024 tarihli ve 2025/41 E., 2025/38. sayılı Kararı
Davacı vekili tarafından davalıya verdiği toplam 23.500 Euro borç paranın ödenmesi için davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptaline ile takibin asıl alacak ve ferileri bakımından devamı ve icra inkar tazminatı talepli açılan davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2024 tarihli ve 2024/571 E., 2024/643 K. sayılı ilamıyla; davacıya ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün veya bildirim süresi olup olmadığı veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağına dair delili bulunup bulunmadığı sorularak, temerrüte ilişkin kesin süre verildiği ve yemin delilinin hatırlatıldığı, davacının delil sunmadığı ve yemin deliline dayanılmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine dair verilen kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin olarak karar verilmiştir.
H. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 04.10.2022 tarihli ve 2020/1040 E., 2022/1050 K. sayılı Kararı
Davacı vekili tarafından müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirkete verdiği toplam 979.005,72 TL borç paranın defalarca talep edilmesine rağmen davalı tarafça ödenmemesi üzerine davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı talepli açılan davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2018/958 E., 2019/741 K. sayılı ilamıyla; davacı taraf iade talebinde bulunup altı hafta geçtikten sonra takibe geçebileceğii, anılan süreye uyulmadan başlatılan takip usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesince; dava konusu olayda dava ve takip tarihi itibarıyla henüz 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, bilirkişi raporuyla yapılan ödemenin borç niteliğinde olduğunun saptandığı, ancak ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlendiği ve istenildiği zaman muaccel olacağının kararlaştırıldığının davacı tarafça iddia ve ispat edilmediği, takipten önce davalı şirketten ödüncün geri verilmesi hususunda istemde bulunulmadığı ve borcun takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek onanmasına karar verilmiştir.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, Türk Borçlar Kanununun 392. maddesinde düzenlenen 6 haftalık sürenin temerrüt mü, yoksa dava şartı mı olduğu noktasında toplanmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesinde yer alan düzenlemedir.
5235 sayılı Kanun’un 35. maddesinde sayılan kişi ve kurumlara tanınan uyuşmazlığın giderilmesini talep etme hakkı, mutlak biçimde her uyuşmazlığın esasına yönelik çözüm geliştirilmesine imkân vermez. Uyuşmazlığın giderilmesinin gerekip gerekmediği veya hangi Daire kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği yönündeki karar, Yargıtay ilgili hukuk Dairesince verilir. İlgili Daire, uyuşmazlığı mutlaka başvuruya konu Daire kararları çerçevesinde ele alıp gidermek zorunda değildir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.12.2023 tarihli ve 2023/19374 E., 2023/19271 K., 02.02.2024 tarihli ve 2024/972 E., 2024/1476 K. sayılı ilamları).
Uyuşmazlığın giderilmesi başvurusuna konu; (E), (F) ve (G) bendinde belirtilen kararların ticari ödünç ilişkisinden kaynaklandığı, (D) bendinde belirtilen kararın Yargıtay. 11. Hukuk Dairesinin incelemesinde olduğu, (H) bendinde belirtilen kararın ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmakla, incelemenin Türk Borçlar Kanunu anlamında ödünç ilişkisinden kaynaklanan (A), (B) ve (C) bentlerinde belirtilen kararlar hakkında yapılmasına karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Geri verme zamanı başlıklı 392. maddesi "Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir." denilmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 312. maddesi, takip ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 392. maddesi gereğince; ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak 6 hafta içinde geri verilmesi gerekir. Yani, madde metninde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Yine madde gerekçesinde bu husus; "...818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 312. maddesinde kullanılan “6 hafta içinde geri verilmek lâzımdır.” şeklindeki ibare, geri verme borcunun ödünç verenin ilk isteminden başlayarak 6 hafta sonra muaccel olacağı göz önünde tutularak, Tasarıda “6 hafta geçmedikçe, ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.” şeklinde düzeltilmiştir..." şeklinde açıklanmıştır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.1975 tarihli ve 1973/409 E., 1975/242 K. sayılı ilamında da; "...Borçlar Kanunu'nun 312. maddesi ilk talepten itibaren 6 hafta içerisinde borcun geri verilmesi gerekeceğini kabul ettiğinden zamanaşımının başlangıç tarihinin borcun verildiği tarihe, 6 hafta eklenerek tespiti gerekir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu durumda ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacak muaccel olmaktadır (Dairemizin 25.03.2024 tarihli ve 2024/248 E., 2024/1217 K. sayılı ilamı).
Yukarıda açıklandığı üzere Dairemizin uygulamasında ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olduğu, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmadığı, muaccel olmayan bir alacak için açılan davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı ve kanunda yer alan bu ibarenin dava şartına ilişkin olduğu kabul edilmektedir. Ancak Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından aralarında görüş farklılığı bulunduğu tespit edilen Dairemizin görev alanına giren (A), (B) ve (C) bentlerinde belirtilen kararları (Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 5. Hukuk Dairesinin ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kararları) incelendiğinde; her üçününde TBK m.392'ye yer alan düzenlemeyi temerrüt koşulu olarak kabul ettikleri kararlar arasında çelişki bulunmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasında çelişkili kararların bulunmadığı gözetilerek bu kararlar arasındaki çelişkilerin giderilmesine dair talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
V.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2024/8 E. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi talebinin REDDİNE,
2. Dosyanın talepte bulunan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin Hukuk Dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.