Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/4155 K.2025/4618
3. Hukuk Dairesi 2024/4155 E. , 2025/4618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/327 E., 2024/1454 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/127 E., 2022/547 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ve davalılar vekili Avukat ..'ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkil şirket ile davalılar arasında .. 1. Noterliğinin 04.08.2010 tarihli ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye göre 1.000.000 Euro bedelin aynı gün peşin olarak davalılara ödendiğini, sözleşmeye konu taşınmazın müvekkil şirkete devredilemediğini, bunun üzerine bedelin iadesi için icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe yapılan haksız itiraz nedeniyle açılan itirazın iptali davası sonucunda davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın onandığını, ancak dosya borcunun 9 yılı aşkın bir süre sonunda ödenebildiğini, geçen sürede hem söz konusu paranın alım gücünün azaldığını, hem de o tarihte ticari projeleri için taşınmazın bulunduğu mevkide başka bir taşınmaz almaktan mahrum kalarak müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesi gereğince şimdilik 10.000,00 TL’nin dava tarihinden ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.12.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebini 2.082.895,29 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; borçlanmanın döviz üzerinden olduğunu, davacının yabancı para üzerinden de takip yapabileceğini, munzam zarar koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/11-938 E., 2022/401 K. sayılı 29.03.2022 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, davacının alacağına geç kavuşmasının kendi mamelekine olan etkisini somut bir biçimde göstererek kanıtlaması gerektiği, ekonomik koşullardaki olumsuzluklar ve enflastyonist ortamın tek başına munzam zararın oluştuğunu kabule yetmeyeceği, eldeki davada böyle bir iddia olmadığı gibi zararın olgusal dayanaklarının da gösterilmediği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aşkın zarar koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, aşkın zararın genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, davanın niteliği gereği alacak istemine ilişkin olduğu, alacak istemine ilişkin davanın tümden reddi halinde harçlandırılan dava değeri üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, müvekkili şirketin tacir olması nedeniyle ödemiş olduğu 1.000.000 Euro'yu sermayesine katıp kullanamadığı gibi paranın da alım gücünün azaldığını, müvekkilinin temerrüt faiziyle karşılanmayan munzam zararının oluştuğunu, munzam zarar iddiasının somut olarak ispatlanamadığı şeklindeki gerekçenin Anayasa Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2014/2267 sayılı ihlal kararına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, karara dayanak yapılan Hukuk Genel Kurulu kararının aksine munzam zararın somut olarak ispatlanmasına ilişkin yorumun tüm Yargıtay Dairelerince benimsenmediğini, aksi yönde de kararların bulunduğunu, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. maddesi gereğince müvekkili aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, alacağın geç ödenmesinden kaynaklı munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
1. Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, davacının alacağını döviz üzerinden talep etme hakkı varken seçimlik hakkını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği
Türk Lirası yönünden kullandığı, seçimlik hakların bir kez kullanılmakla sona erdiği, bunun dışında davacının uğradığını iddia ettiği munzam zarar iddiasını kanıtlayamadığı anlaşılmakla aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13/4. maddesi gereği; Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
Davacının talebi munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup talep maddi tazminat niteliğinde bulunduğundan davanın tümden reddi nedeniyle davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine ''Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. maddesi gereği 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.