Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/594 K.2025/4275
3. Hukuk Dairesi 2025/594 E. , 2025/4275 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1804 E., 2024/1348 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/236 E., 2022/429 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının mülkiyetinde olup müşterek kullanım protokolü kapsamında 49 yıl süreyle davacıya tahsis edilen... ve Santral binası zemin katının, davalı tarafından binanın 2. ve 3. katlarının yıkılmasına, mevcut sistemlerin zemin ve 1. kata yerleştirilmesine karar verildiğinden zemin katın tahliyesi gerektiğine dair 22.02.2013 tarihli yazısı üzerine tahliye edildiğini, 05.12.2013 tarihinde yeni bir iş yeri kiralandığını ve tadilat yapılarak 08.09.2014 tarihinden itibaren faaliyete devam edildiğini, ancak aradan geçen süreye rağmen 2 ve 3. katların yıkılmadığını ve zemin katın davalı şirket tarafından kullanılmaya devam edildiğini, 49 yıllık süre dolmadan tahliye edildiklerini, tahsis edilen alanın iadesi taleplerinden sonuç alamadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, yeni iş yeri için ödenen 820.352.00 TL kira bedeli ile yeni iş yerine yapılan KDV hariç 286.084,48 TL bakım onarım giderinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davada sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı ile imzalanan 24.04.1995 tarihli "müşterek hizmet verecek gayrımenkullere ilişkin protokol" ile tahsis edilen gayrımenkuller için tarafların birbirlerinden kira talep edemeyeceğinin düzenlendiğini, tahliye talebinin ek protokole uygun olduğunu, davalının temerrüde düşürülmediğini, yıkım kararından vazgeçilerek tadilat kararı verildiğini, tahliye sonrası üçüncü kişiye kiralamanın söz konusu olmadığını, kullanılmaya devam edildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi gereğince herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, davacıya tahliye edilen alanların müşteri hizmetleri için kullandıkları mevcut alanların korunması koşulu ile zemin ve bodrum katta bulunan boş kısımlardan eski kullanım oranı miktarındaki alanın kuruma tahsis edileceğinin bildirildiğini, söz konusu bildirime rağmen davacının taşınmaza tekrara taşınmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan 24.04.1995 tarihli ''müşterek hizmet verilecek gayrimenkullere ilişkin protokol'' isimli sözleşmeyle, taraflarca birbirinin kullanımına bırakılan gayrimenkullerin tahsis süresinin 49 yıl olduğunun, tahsis edilen gayrimenkul için tarafların birbirlerinden kira ödenmesinin ve tahsis süresi dolmadan gayrimenkulün kısmen veya tamamen tahliyesinin talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 03.01.2013 tarihli ''müşterek hizmet verilecek gayrimenkullere ilişkin protokole ek protokol" başlıklı ek protokolle; ekonomik ömrünü tamamlayan, deprem güçlendirmesi maliyetinin yüksek olması veya teknik yönden uygun olmaması vs. nedenlerle yıkım kararı verilen gayrimenkulü kullanan kurumun, mülk sahibi kurumun yıkım kararının bildirim kararından itibaren gayrimenkulleri şartsız, hiçbir bedel ve hak talep etmeksizin terk edeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme kira sözleşmesi vasfında olmamakla taraflar tacir olduğundan mahkemenin görevli olduğu, protokol gereğince söz konusu yerin güçlendirme çalışmaları yapılacağından tahliyesinin istenmesi üzerine davacının taşınmazı tahliye ederek yeni bir iş yerinee taşındığı, bu tarihten sonra güçlendirme çalışması yapılmadığının tespit edildiği, gayrimenkulün tahsis süresinin 49 yıl olduğu halde bu süre dolmadan gayrimenkulün tahliyesi talep edildiğinden davacının davalı tarafından protokol hükmünün haksız olarak ihlali nedeniyle davacının uğradığı zararların davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 820.352,00 TL kira ödemesinden kaynaklı ve 286.084,48 TL bakım ve onarım giderinden kaynaklı olmak üzere toplam 1.106.436,48 TL'nin dava tarihinden itibaren 3905 sayılı Kanunun 2/2 maddesinde ön görülen şekilde avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının güçlendirme çalışması yapmadığının tespit edildiği, 31.05.2015 tarihinden başlamak üzere değişik tarihlerde söz konusu yerin kendilerine iadesi aksi halde ödenen giderlerin karşılanması taleplerinin davalı tarafından nazara almadığı, davalının bu yeri kendisinin kullandığı ve bir kısmını kiraya verdiği, 49 yıllık tahsis süresi dolmadan gayrimenkulün tahliyesi talep edildiğinden protokolün ihlali nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; taleplerin zamanaşımına uğradığını, Mahkemenin görevli olmadığını, sözleşmenin ödünç sözleşmesi olarak değerlendirilmesi halinde de ödünç verenin gereksinim duyması halinde geri isteme hakkı olduğunu, dayanak analiz raporu ve proje kapak sayfalarının sunulduğunu, yıkım kararı alınan ancak daha sonra işletmesel kararla tadilatına karar verilen ve sonrasında üçüncü kişiye kiraya verilmeksizin bizzat davalı tarafından kullanılan taşınmaz için tazminat istenemeyeceğini, rızai tahliye olduğundan tazminat talep edilemeyeceğini, ek protokol uyarınca tahliye için yıkım kararı alınmasının yeterli olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı değerlendirme içerdiğini, 09.10.20 18... .09.2018 tarihli yazılarla kiralanana tekrar taşınılabileceği belirtilmesine rağmen davacının tekrar taşınmadığını, bu tarihlerden sonrası için tazminat talep edilemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı tazminat ve alacak istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, uyuşmazlığın dayanağı olan sözleşmenin kira sözleşmesi unsurlarını içermemesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin görevli olmasına, sözleşmeden kaynaklı istemin zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmüş olmasına ve özellikle yıkım kararından vazgeçildiği davalı tarafın kabulünde olmakla, davalının taraflar arasındaki 24.04.1995 tarihli tahsis protokolünü ihlali nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince; davacının yeni kiraladığı iş yerine yaptığı 286.084,48 TL bakım ve onarım giderinin de tahsiline karar veriliş ise de, söz konusu masraf üçüncü kişinin taşınmazına yapılan kazandırma niteliğindedir. Bu itibarla, bu kaleme yönelik talebin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.