Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/629 K.2025/4284
3. Hukuk Dairesi 2025/629 E. , 2025/4284 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/968 E., 2024/2412 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; vergi borcu bulunan dava dışı mükellefin davalıya mal satışı yaptığının belirlenmesi üzerine alacağa yönelik 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 79. maddesi uyarınca haciz bildirimi gönderildiğini, davalı tarafından sunulan itiraz dilekçesiyle çeşitli tarihlerde ödeme yapılarak borçlarının kalmadığının iletildiğini, itiraz dilekçesi ve ekleri incelendiğinde ödeme tarihlerinin farklı tarihleri ihtiva etmesine rağmen aynı gün ve aynı kalemle düzenlendiği kanaatine varıldığını, ilgili Kanun hükmü gereği 7.000,00 TL üzeri ödemelerin finans kurumları aracılığıyla yapılabileceğini, geçerli bir ödeme bulunmadığını, davalının halen mükellefe borçlu olduğunu ileri sürerek; davalının itirazının iptaline, haciz bildirimindeki 170.500,00 TL'nin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve 6183 sayılı Kanun'un 79/6 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili ile dava dışı mükellef arasında 2018 ve 2019 yıllarında su ürünleri alım satımı olduğunu, bedellerin tamamı ödenerek makbuz alındığını, haciz bildiriminden sonra ticari ilişki bulunmadığını, mal teslimi yapıldıkça makbuz verildiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli kararıyla; ispat yükünün ödeme iddiasında bulunan davalı tarafa ait olduğu, davalı şirketin ve gerektiği takdirde dava dışı borçlu şirketin ticari defterleri incelenerek ve karşılaştırılarak davalının ödeme savunmasının yerinde olup olmadığının araştırılması gerektiği, bu hususta alınan bilirkişi raporunda; davalıya tebliğ tarihi itibari ile dava dışı ...'a KDV hariç 170.500,00 TL borcu bulunduğu, her fatura bedeli 7.000,00 TL'nin üzerinde olduğu halde, bankalardan ödenmesi gerekirken elden yapılan ödemeye ilişkin makbuzların davalının muhasebe kayıtlarına alınmadığı, ödeme savunmasının ispatlanmadığı, cezalandırılma talebinin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 338. maddesi gereği cezalandırılması talebinin reddine, davalının, davacı tarafın gönderdiği 04.10.2019 tarihli ve 23856279-250.04-E.69660 sayılı haciz bildirisine itirazın iptaline ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli kararıyla; somut olayda, defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, ödemeler konusunda çelişkili muhasebe kayıtlarının bulunduğu, davalının sunduğu ödeme makbuzlarının muhasebe kayıtlarının bulunmadığı, kayıtlardan davalının dava dışı ...'a KDV hariç 170.500,00 TL borçlu olduğu, davacı lehine maktu vekalet ücreti verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davalının 2004 sayılı Kanun'un 338. maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, davalının davacı tarafın gönderdiği 04.10.2019 tarihli ve 23856279-250.04-E.69660 sayılı haciz bildirisine itirazın iptaline ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine, davalı (sanığın) eylemine uyan 2004 sayılı Kanun'un 338. maddesi uyarınca takdiren ve asgari hadden olmak üzere 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, davalıya (sanığa) verilen cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 50/1-a maddesi uyarınca günlüğü 20 TL'den paraya çevrilmek suretiyle neticeten davalı (sanığın) 1.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, şartları oluşmadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun (5271 sayılı Kanun) 231. maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yer olmadığına, davalı (sanığa) 2004 sayılı Kanun'un 354. maddesi gereği şikayetçinin şikayetten vazgeçmesi veya borcun ödenmesi halinde davanın ve bütün neticeleriyle beraber cezanın düşeceğinin hatırlatılmasına karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 22.02.2024 tarihli ilamla; temyizen incelenen kararda belirtilen davalının haciz bildiriminin tebliğ tarihi itibariyle dava dışı şirkete borcunun bulunduğu ve ödeme savunmasını ispatlayamadığının belirlenmesine göre davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Bölge Adliye Mahkemesince; 2004 sayılı Kanun'un 338. maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılması talebine yönelik ilamda açıklanan yargılama usulüne göre ihtarlı tebligat yapılarak karar verilmesi gerekirken, belirtilen usullere uyulmadan cezalandırma kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda taraflara meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, davalının talimat mahkemesince savunmasının alındığı, somut olayda defterlerin usuluüne uygun tutulmadığı, ödemeler konusunda çelişkili muhasebe kayıtlarının bulunduğu, davalının sunduğu ödeme makbuzlarının muhasebe kayıtlarının bulunmadığı kayıtların incelemesinden davalının dava dışı ...'a KDV hariç 170.500,00 TL borçlu olduğunun anlaşılması nedeniyle itirazın reddi gerektiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, 5904 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 168. maddesindeki “6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.” hükmü gereğince davacı lehine maktu vekalet ücreti verilmesi gerektiği, davacının 2004 sayılı Kanunun 338/1. maddesi kapsamında cezaldırılmasının istenildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının davacı tarafın gönderdiği 04.10.2019 tarih ve 23856279-250.04- E.69660 sayılı haciz bildirisine itirazın iptaline ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine, davalı (sanığın) eylemine uyan 2004 sayılı Kanunun 338. maddesi uyarınca taktiren ve asgari hadden olmak üzere 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, davalıya (sanığa) verilen cezanın 5237 sayılı Kanunun 50/1-a maddesi uyarınca günlüğü 20 TL' den paraya çevrilmek suretiyle neticeten davalı (sanığın) 1.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yer olmadığına, davalı (sanığa) 2004 sayılı Kanunun 354. maddesi gereği şikayetçinin şikayetten vazgeçmesi veya borcun ödenmesi halinde davanın ve bütün neticeleriyle beraber cezanın düşeceğinin hatırlatılmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası kurulan hükümde temyiz yargılaması yönünden başlığı altındaki 14. bendin yasaya aykırı olduğunu, davalının temyiz isteminin kabul edildiğini, ancak sonuçta davanın kabulüne karar verildiğini, bu durumda davada haklı çıkan taraf olan müvekkili Kuruma davalının temyiz masraflarının yükletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; hükmün bu yönden bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; ispat yükünün davacı Kurumda olduğunu, fakat bilirkişi raporlarında kanun maddesinin tam aksine müvekkilinin dava dışı borçlu ...'a borçlu olmadığının ispatlanmasının istendiğini, davacının sadece dava dışı ...'ın Vergi Dairesine verdiği Bs formlarına dayanarak müvekkiline haciz ihbarnamesi göndermesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten 5 ay önce ticari defterlerde bu borç ilişkisinin kapatıldığını, bu durumda müvekkiline haciz bildirimi tebliğ edildiği tarihte müvekkilinin dava dışı ...'a hiçbir borcunun bulunmadığının ticari defterle de ispatlandığını, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, yeniden rapor alınması yönündeki taleplerinin Mahkemece reddedildiğini, taraflar arasında yapılandırma anlaşması yapıldığı için müvekkiline gönderilen haciz ihbarnamesinin de hükümsüz kaldığını, bu sebeple öncelikle davanın reddine karar verilmesi, bu talep yerinde görülmez ise davanın konusuz kaldığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince verilen cezanın da hem usul hem esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 2004 sayılı Kanun'un 338. maddesindeki suçu işlemediğini, müvekkilinin bu madde gereğince cezalandırılmasına karar verilecek olsa dahi müvekkili hakkında bu suçtan dolayı ceza vermeye yetkili mahkemenin İcra Ceza Mahkemesi olduğunu, müvekkili hakkında verilen cezanın hem esas hem de 2004 sayılı Kanunun 346 - 347 maddeleri yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca haciz bildirimine itirazın iptali, alacak ve 2004 sayılı Kanun'un 338. maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılması istemine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2. Yargılama harçları ve giderleri, kural olarak davada haksız çıkan, diğer bir değişle aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 326.). Davada haksız çıkan tarafa yükletilecek olan yargılama harç ve giderleri hem davayı kazanan tarafın daha önce peşin olarak ödediği, hem de karar ve ilam harcı ve devlet hazinesi tarafından peşin olarak ödenen giderler gibi, devlete ödenmesi gereken harçlar ve giderlerdir.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk karar davalı tarafından temyiz edilmiş ve Dairece verilen bozma kararında peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edene iadesine karar verilmiştir.
Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince; dava tam kabul edilmiş olmakla "temyiz yargılaması yönünden" başlığı altında yer alan yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulacağı ve ilk kararın temyizi sırasında davalıdan peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde iade edileceği gözetilmeden davacıdan tahsiline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ''temyiz yargılaması yönünden'' başlığı altına yer alan (14) numaralı bendinin çıkartılarak yerine '' 14-Davalı tarafından yapılan 783,10 TL posta ve tebligat giderinin üzerinde bırakılmasına,'' bendinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davlıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.