Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/109 K.2025/4270

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/109 📋 K. 2025/4270 📅 24.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/109 E.  ,  2025/4270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3442 E., 2024/3570 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/25 E., 2023/290 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ev satın almak üzere ... Emlak isimli emlak bürosuna gittiğini, emlak bürosunun işletmecisi davalı ...'in önerisi üzerine daireyi görmek için davalılardan ...'in müteahhiti olduğu binaya gidildiğini, davalılardan ...'ın kapısını açtığı daireye girmek isteyen davacının 5 metre yükseklikten aşağıya düşerek yaralandığını, omuriliğinin kırıldığını ve beline platin takıldığını, davalı ile müvekkili arasında alım-satıma dayalı bir sözleşmenin görüşmeleri yapıldığını, müvekkilinin zararından davalıların sorumlu olduklarını belirterek; 500.000,00 TL manevi tazminatın ve belirsiz alacak olarak 5.000,00 TL kazanç kaybı, 5.000,00 TL efor kaybı tazminatının olay tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili; davacının dikkatsizliği nedeniyle düştüğünü, müvekkilinin bir kusurunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar ... ve ... vekili; taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, davalıların kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının haksız fiil sebebiyle efor ve kazanç kaybından doğan maddi zararlarının tazmini için alınan kusur raporunda, davalı ...'ın kusursuz, ...'in %30, ...'in ise %70 oranında kusurlu olduğunun, davacının kusurunun bulunmadığının belirlendiği, alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının E cetveline göre %37,2 oranında maluliyete uğradığının tespit edildiği, 08.06.2023 tarihli hesap bilirkişisi raporuna göre pazarcı olarak çalışan davacının kaza sebebiyle 637.926,32 TL maddi zararının bulunduğu gerekçesiyle; davacı ...'a yönelik davanın reddine, taleple bağlılık ilkesi gereği davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulü ile 444.011,15 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılardan ... vekilince istinafa başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; davalının ceza dosyasına göre kusuru bulunmadığından hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, Mahkemece alınan kusur ve hesap raporlarının hatalı olduğunu, ...'ın kusursuz olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız fiil sebebiyle tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre, hukuk hâkimi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmadığı gibi, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, ceza mahkemesince verilen beraat kararı; kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacaktır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacaktır. Bu doğrultuda maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayıcı olup, ceza mahkemesince bir maddi vakıanın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında; somut olay değerlendirildiğinde; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yer verilen tespitlere göre, davalı ...'in emlak şirketi sahibi olması nedeniyle satış vecibelerini yerine getirmediğinin tespiti karşısında fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğuna ve Adli Tıp Kurumunca belirlenen davacının maluliyet oranı doğrultusunda kazanç kaybının hesaplandığının anlaşılmasına göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.