Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1053 K.2025/4300
3. Hukuk Dairesi 2025/1053 E. , 2025/4300 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/231 E., 2024/504 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından, davalı ...'a ait ... binası ve eklentilerinin diğer davalı şirketten kiralandığını, iş yerinde mısır boşaltılan silo duvarının yıkılması sonucu çalışanın öldüğünü, ölenin yakınlarına 03.06.2011 tarihinde 140.000,00 TL ve 10.06.2011 tarihinde ise 20.000,00 TL tazminat ödendiğini, olaya ilişkin ceza yargılamasında müvekkili şirket yetkilisi, iş yeri sorumlu müdürü, davalı şirketin yetkilisi ve taşınmazın maliki olan davalı ... hakkında taksirle ölüme neden olmak suçundan ceza verildiğini, bilirkişi raporunda sanıkların ayrı ayrı birinci derecede asli kusurlu olduklarının tespit edildiğini, bu durumda meydana gelen zarardan müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında davalıların da 1/3 oranında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek; ödenen toplam 160.000,00 TL tazminatın 1/3'ü olan 53.333,30 TL'den, 46.666,67 TL’sinin ödeme günü olan 03.06.2011 tarihinden, yine 6.666,63 TL’sinin ise ödeme günü olan 10.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; taşınmazın davalı şirket adına kayıtlı olması nedeniyle diğer davalı ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, kazada kusurlarının bulunmadığını, ceza kararının temyiz denetimden geçmediğini, iş yerinde bilgileri dışında kapasite artırımı yapıldığını, davacının tam kusurlu olduğunu, ölenin ailesine SGK ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini, her halde davacı şirketten kira alacağı bulunduğundan alacağın takas edilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.01.2016 tarihli kararıyla; borç ilişkisinden kaynaklı dava bulunması nedeniyle takas talebi kabul edilmediği gerekçesiyle, alınan kusur ve hesap bilirkişi raporları uyarınca, davanın kabulüne, 53.333,30 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairenin 01.03.2018 tarihli ilamıyla; ölen kişi için tazminat davası açılsaydı talep edilebileceği tazminat miktarlarını gösterecek şekilde uzman bilirkişiden rapor alınıp, davalıların kusurları oranında sorumlu olacakları miktarın tespit edilmesi ve davalı tarafından kira alacağına ilişkin takas-mahsup def'i değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 23.02.2022 tarihli kararla; taraflar arasında kira sözleşmesi hususunda ihtilaf bulunmadığından davalının takas-mahsup def'inin kabul edildiği, davalı şirketin davacıdan 130.902,52 TL alacaklı, davacının ise davalı şirketten 215.992,04 TL, davalı ...'tan 30.856,00 TL tazminatı talep edebilecek olması karşısında takas-mahsup farkı çıkarıldığında dava değerini karşılamadığı, resen yapılan hesaplamada davacının kusuru oranında sorumlu olduğu tazminat miktarı hesap dışı bırakılarak, davacının davalılardan ve dava dışı ... ve ...'ten talep edebileceği tazminatın 213.351,81 TL, davacının talebinin ise 53.333,30 TL olduğu, talep edebileceği toplam tazminat miktarının dava değerine oranı bulunup davalıların ayrı ayrı kusur durumlarına göre sorumlu oldukları tazminat miktarı üzerinden yeniden yapılan hesaplama uyarınca; davanın kısmen kabulüne, 37.321,63 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten, 5.331,66 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Dairece verilen 02.03.2023 tarihli ilamla; davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra,".... (2) (...) Bu durumda Mahkemece ölüm ile vekalet ilişkisi son bulduğu halde davalı ...'ın mirasçılarından vekaletname alınmadan ve yöntemince davaya katılmaları sağlanmadan davaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
(3) Mahkemece, kusur oranına ve tazminat miktarına ilişkin alınan raporların, taraflar için usulü kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek, dava değeri üzerinden davalıların sorumlu olduğu tazminat miktarının hesaplanması konusunda uzman bilirkişiden açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak, varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken resen hesaplama yapılarak hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
(4) Mahkemece; davalının takas-mahsup definin kabul edildiği belirtilerek, davalı şirketin davacıdan 130.902,52 TL kira bedeline ilişkin alacaklı, davacının davalı şirketten 215.992,04 TL, davalı ...'tan ise 30.856 TL talep edebileceği tazminatının olması karşısında takas-mahsup farkı çıkarıldığında dava değerini karşılamadığı ifade edilmiş ise de; dava değerinin 53.333,30 TL olduğu nazara alındığında, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. " gerekçesiyle, hüküm bozulmuştur.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının %50 kusurlu bulunması nedeniyle ödemekle yükümlü olduğu miktarın 231.351,81 TL, başta yaptığı ödeme miktarının ise 160.000,00 TL olduğu, davacının rücu edebilmesi için sorumlu olduğu miktardan daha fazlasını ödemesi gerektiği ancak davacı sorumlu olduğu miktardan daha fazla bir ödeme yapmadığından rücu hakkının olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ayrıntılı hesaplamalar içeren bilirkişi raporunun Mahkemece hükme esas alınmadığını, bekletici mesele talebinin davanın esasını etkileyecek nitelikte olduğunu ancak bu konuda bir karar verilmediğini, ödenen miktar dava dışı ölenin ailesi tarafından kabul edildiğinden kusurları oranında davalıların da ödeme yükümlülükleri bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, yapı malikinin sorumluluğuna dayanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma ilamına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma ilamında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtayca re'sen dikkate alınması gerekir. Hâkimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Temyize konu kararda, Mahkemece; bozma ilamına uyulduğu halde, bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki; uyulan bozma ilamıyla, kusur oranına ve tazminat miktarına ilişkin alınan raporların, taraflar için usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek, dava değeri üzerinden davalıların sorumlu oldukları tazminat miktarının hesaplanması gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece davacının rücu edebilmesi için sorumlu olduğu miktardan daha fazlasını ödemesi gerektiği, ancak davacının sorumlu olduğu miktardan daha fazla bir ödeme yapmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Bozma ilamına uyulmakla bozma gereğinin yerine getirilmesi zorunludur.
O halde, Mahkemece; bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak, davacı tarafça ödenen miktara göre tarafların kusur oranları değerlendirilip varılacak sonuç çerçevesinde, davalı şirket yönünden takas-mahsup def'i de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; Mahkemece verilen 23.02.2022 tarihli kararda, davalı ...'dan 5.331,66 TL tazminatın tahsiline dair hüküm kurulmuş olup, söz konusu karar, adı geçen davalı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan, davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.