Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/757 K.2025/4274
3. Hukuk Dairesi 2025/757 E. , 2025/4274 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/510 E., 2024/159 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/1075 E., 2020/817 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı bankadan kredi kullandığını, emekli maaşından muvafakati olmadan kredi nedeniyle kesintiler yapıldığını, muvafakat verilmiş olsa bile yasa ve Yargıtay kararları uyarınca geçersiz olduğunu, davalı bankanın müvekkilinin kullandığı krediye istinaden haksız olarak kesinti yaptığı tutarların tespit edilerek müvekkiline iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek emekli maaşından yapılan kesintilerin kaldırılmasını, yapılan kesintiler nedeniyle şimdilik 100,00 TL'nin kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadını ve konulması halinde blokenin kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; davacıdan muvafakat alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... ve ... A.Ş. vekili; kredi kullanım işlemlerinde tüm kredi değerlendirme ve hesaplamaların ilgili bankalarca yapıldığını, müşteri maaşlarına müvekkili şirket tarafından haciz ya da bloke uygulanmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıdan muvafakat alındığı, kesintinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının iradesi hilafına bu maaşına bloke konulmasına dair işleme izin vermenin, cebrî icra organlarına başvurmadan yapılan bir cebrî tahsilata izin vermek anlamına geleceği, davacının emekli maaşından bloke suretiyle kesinti yapılmasına muvafakatinin olmadığını bildirdiği andan itibaren, alacaklının bu bloke işlemini yapmaya ve buna dayanarak maaşından kesintiler yapmaya hukuken hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüyle, davacının emekli maaşına davalı banka tarafından konulan blokenin kaldırılmasına, davacının alacak talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; kredi kullandırılırken imzalatılan muvafakatnamenin İİK m83/a uyarınca geçersiz olduğunu, davalı bankanın dava tarihinden sonra müvekkilin emekli maaşından yaptığı kesinti tutarlarının iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ...Ş. vekili; davacının sözleşmeleri serbest iradesi ile imzaladığı, borçlu emeklinin imzalı muvafakatinin bulunması halinde emekli maaşın haczedilmesinin mümkün olduğunu, aleyhlerine hükmedilen vekalet ücreti, arabuluculuk ücreti ve sair masrafları kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır.
2. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93, maddesinin birinci fıkrasında; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
4.Kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarihli, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır.
5. Eldeki davada; yargılama sırasında 17.07.2025 tarihli 32958 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı ilamı doğrultusunda tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle emekli maaşına banka tarafından doğrudan bloke konulmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredi kullandırdığının, yine kesintilerin sözleşmeye istinaden yapılmış olup, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
6. Bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371.maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.