Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/722 K.2025/4082
3. Hukuk Dairesi 2025/722 E. , 2025/4082 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/341 E., 2024/444 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı mükellefin vergi borcu nedeniyle davalıya 07.04.2012 tarihli haciz bildirimi gönderilerek 20.04.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından 24.04.2012 tarihli dilekçe ile dava dışı vergi borçlusunun kendisinde hiçbir mal, alacak ve hakkının bulunmadığı, vergi borçlusu ile aralarında sürekli bir ticaret ilişkisi olmadığı belirtilerek haciz ihbarnamesine itiraz edildiğini, davalı ile dava dışı vergi borçlusu arasındaki ticari ilişkinin devamlılık arz ettiğini, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek; davalının haciz bildirimine itirazının iptalini ve davalının davacı İdareye borçlu olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin dava dışı mükellefe bir borcunun bulunmadığını, ilgili tarih itibariyle süreklilik arz eden bir iş veya ticari sözleşmesi olmadığını, daha önce alışverişinin bulunmadığını, ilerde doğacak muhtemel bir hakkın haczinin mümkün olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.04.2014 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile 195.521,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20.12.2016 tarihli ilamıyla; hükme esas alınan raporun yetersiz olduğu, 03.04.2013 tarihli bilirkişi raporu ile 20.01.2014 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan Mahkemece hem davalı ... hem de kamu borçlusu dava dışı ...'in ticari defterlerinin birlikte incelenmesi ve raporlar arası çelişkinin giderilmesine yönelik üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, kabule göre de; hükme esas alınan 20.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda davalı ...'in haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği 20.04.2012 tarihi itibarıyla kamu borçlusuna 138.708.30 TL borcu bulunduğu belirlendiğinden 138.708,30 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken 195.521,00 TL üzerinden davanın kabulünün de hatalı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin 07.12.2017 tarihli kararıyla; önceki raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 25.122,16 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07.10.2020 tarihli ilamıyla; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilam gereğinin yerine getirilmediği, bu itibarla hem davalının hem de dava dışı vergi borçlusu ...'in ticari defterleri temin edilip haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibarıyla davalının, vergi borçlusu dava dışı ...'e borçlu olup olmadığının tespiti hususunda üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
4.Bozmaya uyan Mahkemenin 27.10.2022 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporunda dava dışı ...'in defter ve belgelerine göre alacaklı olup olmadığı tespit edilememiş ise de; davalının defter ve belgelerine göre 13.567,84 TL borcunun bulunduğu, önceki karar gereğince ödemelerin davalı tarafından yapıldığı anlaşılmakla belirlenen miktar yönünden konusuz kaldığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, ile haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle davalının dava dışı vergi borçlusuna 13.567,84 TL borçlu olduğunun tespiti ile yargılama sırasında önceki kararlar gereğince davacıya ödemeler yapıldığı görülmekle bu kısım yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Dairece verilen 14.12.2023 tarihli ilamla; bilirkişi raporuna göre haciz bildiriminin tebliğ tarihi itibariyle dava dışı kişinin davacıdan alacaklı olduğu miktarın belirlenmesi nedeniyle davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; Mahkemece verilen 07.12.2017 tarihli kararla; 25.122,16 TL’nin davalıdan tahsiline karar verildiği, hükmün sadece davacı tarafından temyiz edildiği, buna göre, davacı yönünden bu miktarın usuli kazanılmış hak oluşturmasına karşın, Mahkemece aleyhe hüküm verme yasağı ihlal edilerek 13.567,00 TL üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğu, yine, 1136 sayılı Kanun'un 168/2 maddesinde 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirleneceğinin ifade edilmesine göre, davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
6.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı uyarınca davalının dava dışı vergi borçlusu ...'e haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle usuli kazanılmış hak ilkesine göre 25.122,16 TL borçlu olduğunun tespitinin yapıldığı, dosyaya sunulan önceki müzekkere cevapları ve davalı vekilinin geri ödemeler konusundaki beyanlarına göre Mahkemenin önceki kararlarına göre ödemeler yapıldığı tespit edilmekle davanın bu miktar kadar konusuz kaldığının anlaşıldığı, fazlaya ilişkin alacak talebi ispat edilemediğinden reddedildiği, konusuz kalan kısım yönünden dava açılmasına davalı taraf sebebiyet verdiğinden bu yönden yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılması ve reddedilen kısım yönünden ise davacı üzerinde bırakılması gerektiği, bozma ilamında da bahsedildiği üzere 1136 sayılı Kanun'un 168/2 maddesi uyarınca vekalet ücretinin de maktu olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle; davalının dava dışı vergi borçlusu ...'e haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle 25.122,16 TL borçlu olduğunun tespiti ile yargılama sırasında Mahkemece verilen önceki kararlar gereğince davacıya ödemeler yapıldığı görülmekle bu kısım yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davanın yapılan ödemeler yönünden konusuz kaldığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, fazlaya ilişkin taleplerinin reddinin de yerinde olmadığını, hükme dayanak bilirkişi raporları arasında miktar itibariyle ciddi farklılıklar bulunduğunu, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin de yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesine göre haciz bildiriminin iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, temyizin kapsamına, Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde ve usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek karar verilmiş olmasına, hüküm altına alınan vekalet ücreti ve yargılama giderinin de yerinde bulunmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.