Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/6 K.2025/4102
3. Hukuk Dairesi 2025/6 E. , 2025/4102 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/271 E., 2021/405 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ... Mahallesi, ... Sokak, No: ... adresinde 24.01.2005 tarihinde kaçak su kullanıldığı tespit edilerek bu durumun aynı tarihli ve 14620 sayılı tutanakla kayıt altına alındığını, akabinde apartman yönetiminin resen idare nezdinde abone yapıldığını, su ve kanalizasyon hizmetlerinden mukavele imzalamak suretiyle yararlanmanın yasal bir yükümlülük olduğunu, davalının ise bu yükümlülüğü yerine getirmeksizin kaçak su kullandığını, 26.01.2005 tarihinden 02.08.2005 tarihine kadar 5 adet fatura toplamı 5.481,72 TL olup 21.05.2014 tarihi itibariyle bu bedele işlemiş gecikme cezasının ise 10.944,65 TL olduğunu, kaçak su tutanağında dava dışı ... ismine yer verilmiş ise de adı geçen apartman yöneticisi olmadığından tutanağın hatalı isme tutulduğunu, kullanılan suyun apartmanın ortak ihtiyaçlarıyla birlikte kısmen de aynı binada kiracı olan ... tarafından kullanıldığının anlaşıldığını, adı geçen aleyhine Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1525 E. sayılı dosyasıyla açılan davada, bilirkişi tarafından kullanım süresi ve miktarı belirlenerek hüküm altına alınan tutarın adı geçen tarafından ödendiğini, bu davanın ise güncel borcun tahsili için açıldığını ileri sürerek; su sözleşmesinden doğan 5.481,72 TL ana para, 10.944,65 TL gecikme cezası, 261,04 TL hukuksuz bedel, 7,00 TL açıp kapama bedeli olmak üzere toplam 16.694,41 TL'nin ana paraya işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı apartman yöneticisi; kaçak su kullanıldığı iddiası 10 yıldan eskiye dayandığından davanın zamanaşımına uğradığını, apartmanda bütün dairelerin ayrı su sayaçlarının bulunduğunu, kaçak bağlantının iş yeri tarafından yapıldığından, apartman ve diğer kat malikleri ile ilgisi bulunmadığını, fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığını, kaçak su bedeli dava dışı ...'den tahsil edildiğinden davacının kayıtlarını düzeltmesi gerektiğini, ödenmeyen su bedeline dair bir bildirim yapılmadığından gecikme cezasının da dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.02.2015 tarihli kararıyla; binadaki dükkana ait abonelik sözleşmesinin ... , ... adına kayıtlı olduğu, bu sayaçtan ayrıca bir musluk ile bina temizliği için su kullanılmasının İSKİ Tarife Yönetmeliği'nin 50. maddesi gereğince usulsüz kullanım olduğu, bunun ... , ... adına düzenlenen abonelik cari hesabına ilave edilmesi gerektiği, apartman yönetiminin bundan sorumlu olmadığı, yöneticiye karşı husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 17.04.2017 tarihli ilamla;"... Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının dava dışı ... , ... adına kayıtlı sayaçtan ayrıca bir musluk ile bina temizliği için su kullandığını belirttiği anlaşılmaktadır. Davalı; fiili kullanıcı ise, abone ile birlikte su bedelinden sorumludur.
Mahkemece, talep edilen dönemde dava konusu sayacı davalının kullandığı saptanır ise, sorumlu olduğu miktar belirlenip, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar önceki hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının dava dışı ... , ... adına kayıtlı sayaçtan ayrıca bir musluk ile bina temizliği için su kullandığı belirtilse de, bilirkişilerin davacı idare tarafından dosyaya sunulan 18.02.2005 tarihli abone hesap kartı altında el yazısı ile "2 dükkan 1 musluk binaya ait temizlik için takılmış aynı sayaçtan su kullanıyor" ibaresini içeren belgeden bu kanıya vardıkları, talep edilen dönemde dava konusu sayacı davalının kullandığı hususunun dosya kapsamındaki belgelerden ispat edilemediği, davalının talep edilen dönem için sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili süresi içinde temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; eldeki davanın güncel borcun tahsili amacıyla abonelik sözleşmesinden doğan kullanım bedelleri için açıldığını, davaya ilişkin önceki beyanlarını tekrar ettiklerini, bilirkişi raporunun iddialarını doğruladığını, kullanılan su bedelinde hata bulunmadığını, yalnızca kullananların tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, olağan ve kaçak tüketimine dayalı su faturasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtayca re'sen dikkate alınması gerekir. Hâkimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Somut olayda; Mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki; ... nolu kaçak su ve usulsüz su kullanım tutanağında, tespitteki abone bilgilerinin mal sahibi ... , kiracı ... olduğu, 18.02.2005 tarihli abone hesap kartında," 2- dükkan 1- musluk binaya ait temizlik için takılmış, aynı sayaçtan su kullanıyorlar, 26.01.1999- 26.01.2005 arasına ilişkin 1.157 m³ su karşılığı 5.320,20 TL kaçak su bedeli" ifadelerine yer verildiği; davalı adına düzenlenen 19.07.2005 tarihli abone hesap kartında ise yukarıda yer verilen kaçak su bedeli 5.320,20 TL yanısıra 2005 yılı 1. dönem su borcu 24,00 TL, 2. dönem su borcu 84,00 TL, 3. dönem su borcu 53,00 TL, 9. dönem su borcunun 0,52 TL olmak üzere toplam 5 adet fatura karşılığı 5.481,72 TL borç göründüğü; davalının 02.12.2014 tarihli beyan dilekçesinde, "...apartmanın içinde bulunan ancak apartmanın giriş katındaki dükkana ait olduğunu bildikleri sayaca musluk takıldıktan iki ay sonra sayacın kaçak su kullanıldığı gerekçesi ile mühürlendiği, ancak 5 kova su kullanıldığı, kaçak su kullanıldığını bilmedikleri", 23.10.2018 tarihli beyan dilekçesinde de, "...apartman temizliği için musluktan su kullanıldığı," ifadelerine yer verildiği; yine dava dışı kiracı aleyhine açılan davada ise, 01.03.2004- 26.01.2005 tarihleri arasında kiracı olması sebebiyle kaçak su bedeli hesaplandığı, diğer 4 adet fatura bakımından bir hesaplama yapılmadığı görülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sayaca sonradan takılan musluktan, davalı tarafından temizlik amacıyla su kullanıldığı sabittir. Ne var ki, dosya arasındaki 02.12.2014 tarihli dilekçe ekindeki belgelerden abonesiz sayacın bulunduğu dükkanın 1999 yılından bu yana başkaları tarafından da kullanıldığı, buna göre kullanılan suyun tamamından davalının sorumlu bulunmadığı hususu da değerlendirilmiştir.
O halde Mahkemece, dosyanın yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetine tevdii ile tesisata takılan musluk marifetiyle bina için usulsüz kullanılan su miktarının tespiti, ayrı musluğa ait tüketim miktarı tam olarak tespit edilemiyorsa olayın oluş biçimi göz önünde tutularak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi (6098 sayılı TBK 50.maddesi) uyarınca davalının sorumluluğunun hakkaniyete göre tespit ve ulaşılacak sonuca göre, olağan ve kaçak tüketime dayalı su bedelinin belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.