Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/534 K.2025/4110

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/534 📋 K. 2025/4110 📅 17.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/534 E.  ,  2025/4110 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/369 E., 2024/1808 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/149 E., 2024/44 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile 13.07.2019 tarihinde evlendiklerini, dava konusu ... marka 2009 model aracı davalı ile evlenmeden önce 10.09.2018 tarihinde satın aldığını, geçirdiği büyük bir trafik kazası sonucunda sigorta bedelinin çok yüksek çıkması üzerine hiçbir bedel almaksızın muvazaalı satış işlemi ile aracı 30.12.2020 tarihinde davalıya devrettiğini, davalı ile yaşadıkları boşanma sürecinde aracın iadesini istediğini, davalının kötü niyetli olarak 100.000,00 TL manevi tazminat ödemesi halinde aracı iade edeceğini söylediğini, aracın güncel piyasa değerinin 500.000,00 TL olduğunu, davalının banka kayıtları incelendiğinde araç için herhangi bir ödeme yapılmadığının görüleceğini, aracın fiilen kendisinde olduğunu ileri sürerek dava konusu aracın davalı adına olan trafik tescil kaydının iptali ile adına kayıt ve tesciline, talebin uygun görülmemesi halinde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, aracın rayiç bedelinin tespiti ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.01.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların 2019 yılında evlendikleri, davaya konu aracın 30.12.2020 tarihinde davacı tarafından davalıya 30.000,00 TL bedel ile satıldığı, davanın açıldığı tarihte taraflar arasında anlaşmazlık bulunduğu ve boşanma aşamasına geldikleri, ancak açılmış bir boşanma davası olmadığı, farklı aile mahkemelerinde davacı tarafından açılan değişik iş dosyalarının bulunduğu, davalı tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacının satıştan önce araç ile 5 kaza geçirdiği, aracın davacının fiili kullanımında olduğu, davacı tarafından aracın davalıya kasko poliçe bedeli yüksek çıkmasın diye devredildiği, aslında yapılan işlemin inançlı işlem olduğu ve davalı tarafından aracın davacıya devrinin gerektiği gerekçesiyle; aracın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, tescil işlemi idari işlem olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; araç satışının muvazaalı olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, ispat yükü üzerinde bulunan davacının iddiasını yasal ve yazılı delillerle ispatlayamadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hatalı kabul ve gerekçeye dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yasa ve usule aykırı olduğu gerekçesiyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b/2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; araç satımının mutlak muvazaa ile batıl olduğunu, HMK'nın 203. maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnalarının düzenlendiğini, tarafların karı-koca olmaları nedeniyle her türlü delille iddianın ispat edilebileceğini, dosyada bulunan banka hesap dökümleri, anlaşmalı boşanma evrakları, keşif ve bilirkişi raporuyla, dava süresi boyunca müvekkilinin aracın zilyetliğini elinde bulundurduğunun ve beş defa kazaya karışmış olduğunun ispat edildiğini, usul ve yasaya uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı değerlendirme ile Bölge Adliye Mahkemesince kaldırıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesinden kaynaklı aracın mülkiyetinin tespiti ve tescili ile tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; her ne kadar araç satışının muvazaalı olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, ispat yükü üzerinde bulunan davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmişse de, uyuşmazlığı özünde İlk Derece Mahkemesince kanaat edildiği üzere inanç sözleşmesi olduğu, ancak 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inançlı işlemin yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, bunun yanı sıra HMK'nın 203. maddesinde yer alan senetle ispat istisnalarının inançlı işlemde uygulama alanı bulmayacağı, davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanını İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.