Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/260 K.2025/3882

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/260 📋 K. 2025/3882 📅 08.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/260 E.  ,  2025/3882 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1199 E., 2024/2654 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2023/253 E., 2024/112 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında devre tatil sözleşmesinin yapıldığını, sözleşme gereğince davalıya toplam 450.000,00 TL ödendiğini, sözleşmeden sonra yapılan araştırmada tesisin davacının ihtiyaçlarına cevap vermeyeceğinin anlaşıldığını bu nedenle cayma hakkını kullandığını ve 19.01.2023 tarihli ihtarname ile kep üzerinden davalıdan satış bedelinin iadesini talep ettiğini, bedelin iade edilmemesi üzerine Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2023/9762 E. sayılı dosyası ile yapılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; usule uygun olarak cayma hakkının kullanılmadığını, taraflar arasında geçerli ve aktif devre tatil sözleşmesinin bulunduğunu, 45.000,00 TL peşinatın davacı tarafından ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; devre tatil sözleşmesi gereğince tecrübe ve muayenenin gerçekleşmemesi nedeniyle davacının cayma hakkını kullanabileceği, davalının da satış bedelini iade etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Ankara 1. İcra Dairesinin 2023/9762 sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin tahsilde tekerür olmamak kaydıyla aynen devamına, yasal koşulları oluşmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, devre tatil sözleşmesi gereğince tecrübe ve muayenenin gerçekleşmediği ve davacının cayma hakkını kullanabileceği, ancak borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2023/9762 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, İİK'nın 67/2. maddesi gereğince dava ve takip konusu asıl alacağın %20'sine tekabül eden 90.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; taraflar arasında yapılan devre tatil sözleşmesinin aktif ve geçerli olduğunu, satış bedelinin 450.000,00 TL olarak belirlendiğini ve 45.000,00 TL'lik kısmının dava dışı kişi tarafından ödendiğini, cayma bildiriminin usulüne uygun olmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, cayma hakkı kullanılan devre tatil sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Dava dosyasının incelenmesinde; taraflar arasında 24.07.2022 tarihli ve ... no.lu ... Evleri Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin imzalandığı gün 24.07.2022 tarihli 45.000,00 TL peşinatın davacıdan tahsil edildiği, ödemenin sözleşmenin altına derç edildiği ve yine sözleşmede yer alan ödeme planına göre davacının 15.08.2022 tarihinde 405.000,00 TL ödeme yapmak üzere borçlandırıldığı, sözleşme toplam tutarının 450.000,00 TL olduğu, ibraname başlıklı 29.08.2022 tarihli belge ile davacının borcunun kalmadığının belirtildiği, 19.01.2023 tarihinde elektronik ortam üzerinden davacının cayma isteğini davalı tarafa bildirdiği, ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren en geç 90 iş günü içinde bedelin iade edilmesinin istendiği, ancak bu sürede içinde ödeme yapılmadığından 27.04.2023 tarihinde davalı aleyhine takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; dava konusu yapılan devre tatil sözleşmesi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 24.03.2022 tarihli son yasal değişikliğinden sonra yapılmıştır. 7392 sayılı Kanun ile 6502 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmelerinin kurulamayacağı, yine tüketicilerle ön ödemeli devre mülk ve devre tatil sözleşmelerinin yapılamayacağı, devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre tatil satışı yapamayacağı düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeye paralel olarak 6502 sayılı Kanun'un 50/8., 9., 10. fıkra hükümleri de değiştirilmiştir.
Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Kanun'un 50/6 maddesinde cayma hakkı düzenlenmekle birlikte cayma hakkı süresi içinde tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme alınamayacağı yer almıştır. Söz konusu düzenleme "Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. (Ek cümleler:24/3/2022-7392/8 md.) Bu yasağa rağmen, tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedel tüketiciye derhâl iade edilir. Ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge tüketici yönünden geçersizdir. Devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri ve bu sözleşmelerle birlikte düzenlenmiş olan yeniden satım, değişim ve ilgili diğer tüm sözleşmeler cayma hakkının kullanılması ile birlikte kendiliğinden sona erer." şeklindedir. Yine aynı Kanun'un 50/9. fıkrasında da "Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için kurulur." düzenlenmiştir.
Yasal mevzuat değerlendirildiğinde tüketicinin devre tatil sözleşmesi için 14 günlük cayma hakkının olduğu, ancak cayma hakkı süresinde içinde tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapılması veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belgenin verilmesinin istenemeyeceği, bu yasağa rağmen tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedelin tüketiciye derhâl iade edileceği ve ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı, devre tatil sözleşmelerinin en fazla 10 yıl için kurulacağı emredici şekilde düzenlenmiştir. Emredici yasal düzenlemelere aykırı şekilde yapılan devre tatil sözleşmeleri ise geçersiz olacaktır.
Tüm bu açıklamalar özelinde dava konusu sözleşme incelendiğinde; taraflar arasında akdedilen devre tatil sözleşmesinde cayma süresi içinde sözleşmenin kurulması ile birlikte 45.000,00 TL ödeme alındığı, bu hususun sözleşmenin 5. sayfasında ödeme şekli açıklaması içerisine işlendiği, sözleşmenin 7. maddesine göre devre tatil sözleşmesinin 31 yıllık süre için kurulduğu anlaşılmakla emredici hükümlere aykırı şekilde düzenlenen devre tatil sözleşmesinin geçersiz olduğu değerlendirilmektedir. Geçerli olmayan sözleşmede bulunan hükümlerin de geçersiz bulunması nedeniyle tarafların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını geri vermekle yükümlü oldukları, davacı ile davalı arasında imzalanan geçersiz sözleşmede yer alan hükme göre 450.000,00 TL yapılan ödemenin davalıdan iadesi talebinin haklı olduğu anlaşılmaktadır.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan yasal düzenlemeler gereğince taraflar arasında akdedilen devre tatil sözleşmesinde cayma süresi içinde sözleşmenin kurulması ile birlikte 45.000,00 TL ödeme alınması, devre tatil sözleşmesinin 31 yıllık süre için kurulması nedeniyle emredici hükümlere aykırı şekilde düzenlenen geçersiz devre tatil sözleşmesi olduğu ve geçerli olmayan sözleşmede bulunan hükümlerin de geçersiz bulunması nedeniyle tarafların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını geri vermekle yükümlü oldukları, davacı ile davalı arasında imzalanan geçersiz sözleşmede yer alan hükme göre 450.000,00 TL yapılan ödemenin davalıdan iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibariyle doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/4 maddesi hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.