Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/135 K.2025/3718
3. Hukuk Dairesi 2025/135 E. , 2025/3718 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1394 E., 2024/1754 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/1089 E., 2023/753 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 93.268,99 TL olup, karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Dahili davacılar vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili;.... mevkiinde kain 571, 572 ve 542 parsel sayılı toplam 15 dönüm taşınmazın Yeşilyurt Belediyesi Encümen Kararı ile 28.07.1972 tarihinde 75.000,00 TL bedel karşılığında müvekkiline satıldığını, satış bedelinin tamamen ödendiğini, müvekkilinin taşınmazları satın aldığı tarihten beri 40 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kullandığını ve bağ haline getirdiğini, ancak tapusunu alamadığını, müvekkilinin davalı ... aleyhine 17.01.2013 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açtığını, belediyelere ait taşınmazların satışının belediye başkanı veya belediye encümen kararı ile değil, ancak belediye meclisi kararı ile yapılabileceğinden bahisle davanın 23.12.2014 tarihinde reddedildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere, müvekkili tarafından 1973 tarihinde ödenen 75.000,00 TL'nin denkleştirici adalet gereği güncellenerek dava tarihi itibariyle değerinin tespiti ile bu bedelden şimdilik 100.000,00 TL'nin, müvekkilinin malik sıfatıyla iyi niyetle yaptığı faydalı masraf olan bağın dava tarihi itibariyle değerinin tespit edilerek bu bedelden şimdilik 10.000,00 TL'nin, taşınmaz üzerine yapılan evin dava tarihi itibariyle değerinin tespit edilerek bu bedelden şimdilik 10.080,00 TL'nin ve taşınmaz üzerine açılan ruhsatlı elektrikli sondaj kuyusunun dava tarihi itibariyle değerinin tespit edilerek, bu bedelden şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 17.02.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, bağ bedelini 562.857,50 TL, taşınmaz üzerine yapılan bağ evi bedelini 10.598,40 TL, taşınmaz üzerine yapılan ruhsatlı su kuyusu bedelini 14.000,00 TL'ye artırmış; yargılama sürecinde davacı ... 21.12.2021 tarihinde vefat etmiş; mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, Encümen Kararı ile 542 parselin satışına karar verilmiş olmasına rağmen davacının 572 parsel sayılı taşınmazı kullandığını, bu nedenle iyi niyetli olmadığını, taşınmaz üzerindeki yapının ruhsatının bulunmadığını, bu nedenle taşınmaza yapılan masraf olarak değerlendirilemeyeceğini, bağdan elde edilen gelirlerin de mahsup edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini, aksi kanaat hasıl olunursa mahsubun uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının satın aldığı tarihten bu yana taşınmazı kullandığı, taşınmaz üzerinde ev inşa ettiği, bağ diktiği ve sondaj kuyusu açtığı, taşınmazı Belediye Meclis Kararı ile almamış olması nedeniyle satışın geçersiz olduğu ve tapu iptal tescil davasının bu nedenle reddedilip kesinleştiğinin anlaşıldığı, tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarih itibariyle eldeki davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının anlaşıldığı, davacının 15 dönümlük taşınmaz için 75.000,00 TL ödediğinin dosya arasında bulunan belgelerle sabit olduğu, taşınmaz satışının geçerli olmaması karşısında ödenen bedelin iade edilmesinin hakkaniyet gereği olup, bilirkişi raporu ile hesaplanan 75.000,00 TL'nin güncellenmiş değeri üzerinden talebin kabulüne karar verildiği, taşınmaz üzerinde bulunan ev, bağ ve sondaj kuyusu yönünden yapılan değerlendirmede; sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için bir tarafın mal varlığının diğer tarafın mal varlığı aleyhine çoğalması gerektiği, bu azalma ve çoğalmanın dava konusu taşınmazın davacılar tarafından davalılara teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulünün zorunlu olduğu, Mahkemece 08.03.2023 tarihinde dava konusu taşınmazda keşif icra edildiği, mahalli bilirkişilerin ortak beyanında, davanın açıldığı 2017 yılında davacı ...’ın hastalığından dolayı bakamadığı, kendi akrabaları tarafından dava konusu taşınmazla ilgilendiği, keşif tarihi itibariyle davacı ...’ın mirasçıları adına dava dışı kişiler tarafından ortakçı sıfatıyla bakıldığının anlaşıldığı, somut olayda; dava konusu taşınmazın davalıya teslim edilmediği, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava konusu taşınmazı kullanmaya devam ettiği, bu şartlar altında davacı aleyhine davalının sebepsiz zenginleşmediği nazara alınarak, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 93.268,99 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının talepte bulunduğu bağ bedeli alacağı, bağ evi bedeli ve su kuyusu bedelinin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların murisi tarafından ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanması hususunda yargılama sırasında uzman bilirkişilerden alınan denetimine elverişli 04.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğu, bağ evi, bağ bedeli ve sondaj kuyusu bedeline yönelik talepler bakımından; davacı söz konusu yerleri teslim etmediğinden davalının sebepsiz zenginleşmediği, bu anlamda davacının bu talepleri yönünden hukuki yarara yönelik dava şartı eksikliği sebebiyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen kararın yerinde olduğu, ayrıca davacının bağ evi, sondaj kuyusu talepleri bakımından davanın usulden reddine karar verilmiş olup, bu anlamda davalı lehine bu taleplere yönelik dava yönünden maktu vekalet ücreti hükmedildiği ve İlk Derece Mahkemesince verilen 17.06.2020 tarihli ve 2017/624 E., ve 2020/280 K. sayılı ilama yönelik davacının istinaf başvurusu olmadığından 93.268,99 TL'nin davacı yönünden kesinleştiği gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; talep olmadan ve kök raporlara yapılan itirazlar değerlendirilmeden 05.03.2023 tarihli ek rapor aldırıldığını, kök rapor ile ek raporun birlikte taraflarına tebliğ edilmesinin usule aykırı olduğunu, müvekkillerinin murisinin yaptığı ve taşınmazın değerini tümüyle arttıran bağ, bu bağın yanında bulunan bağ evi ve su kuyusu bedelinin talep edilmesinde hukuki yararın olduğunu, Mahkeme tarafından verilen kararda yalnızca bir Yargıtay Kararının yer aldığını, bunun dışında herhangi bir gerekçenin olmadığını, muris Süleyman'ın, 2015 yılında açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddedilmesi ve kesinleşmesinin ardından dava konusu taşınmazdan el çektiğini, 2015 yılından bu yana taşınmazın kullanılmadığını ve buradan herhangi bir menfaat de elde edilmediğini, itiraza uğrayan bir bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; geçersiz satış sözleşmesi nedeni ile sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı ödenen bedel ve taşınmaza yapılan faydalı masrafların iadesi istemine ilişkindir.
1. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olması gerekir.
İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için, bir tarafın mal varlığının diğer tarafın mal varlığı aleyhine çoğalması gerekir. Bu azalma ve çoğalmanın, dava konusu taşınmazın davacılar tarafından davalıya teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
2. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın davacılar tarafından kullanılmaya devam edildiği, davacılar yararına sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşmadığı, davacının faydalı masraf talepleri yönünden dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı anlaşılmakla dahili davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE,
2. Dahili davacılar vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden dahili davacılar a yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.