Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/278 K.2025/3722

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/278 📋 K. 2025/3722 📅 01.07.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/278 E.  ,  2025/3722 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1923 E., 2024/2219 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2024/90 E., 2024/304 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı oto galeri şirketinden 11.10.2021 tarihinde 2013 model Renault marka araç satın aldığını, müvekkilinin aracı satın almadan 1 gün önce ekspertize götürdüğünü, buradan alınan ekspertiz raporunda; sol ön ve sağ ön çamurluğun sökülüp takıldığı, sağ ön kapının sökülüp takıldığı, sağ arka kapının kuru çekiç olarak raporlandığını, müvekkilinin aracı bu durumda olduğunu kabul ederek ve inanarak satın aldığını, ancak müvekkilinin bu aracı satmadan önce başka bir ekspere götürdüğünü, buradan alınan raporda; sağ ön kapının çıkma, sürücü airbaginin ve ön göğsün(torpido) çıkma olarak değiştiği, aracın yolcu airbaginin patlak tamirli, aracın emniyet kemerinin dirençli, aktif olmadığının belirtildiğini, müvekkilinin dava konusu aracı hem davalının hem de oto ekspertizin hazırladığı rapora güvenerek satın aldığını, ancak aracın raporda belirtildiği gibi olmadığının ortaya çıktığını, işbu dava açılmadan önce Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/29 E. sayılı dosyası ile tespit davası açıldığını ve bilirkişi raporu alındığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere ayıplı aracın rayiç bedeli olan 141.500,00 TL ile müvekkilinin yaptığı 10.000,00 TL masraftan kaynaklı tüm zararının mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 18.10.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, aracın misli ile değişimi ile 10.000,00 TL masrafın davalıdan tahsilini istemiş, 23.04.2024 tarihli 2. ıslah dilekçesiyle, aracın ayıpsız misliyle değişimini ve 10.000,00 TL masrafın davalıdan tahsilini, bunun mümkün olmaması halinde, aracın rayiç bedelinin iadesini ve 10.000,00 TL masrafın davalıdan tahsilini, bunun mümkün olmaması halinde ise, ayıp oranında bedel indirimi yapılmasını ve 10.000,00 TL masrafın davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, dava konusu araçtaki hasarların belli olduğunu ve müvekkili şirketin bunları saklamadığını, ekspertiz raporunun doğru hazırlanmamış olduğu durumda ise müvekkilinin kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının zararını ekspertiz raporu veren firmadan talep etmesi gerektiğini, davacının tramer kaydındaki hasarları bilerek aracı satın aldığını, aracın satıldığı tarihteki hasar kaydına göre fiyatın belirlendiğini ve satımın gerçekleştiğini, davacının talep ettiği zarar olan 10.000,00 TL'ye dair herhangi bir fatura sunulmadığını, davacının aracı aldıktan sonra kendisinin kaza yapmış olabileceğini veya işlem yaptırmış olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyetince hazırlanan raporda; kaporta aksamındaki ayıpların araç satın alınırken bilindiği, daha sonra aldırılan tespit raporlarında kaportaya dair ilave ayıp tespit edilemediği, aracın hava yastıklarındaki hasarın ve emniyet kemerlerine direnç atılma olayının 01.03.2016 tarihinde yaşanan kazada meydana gelmesi ve bu ayıbın olağan bir gözden geçirme ile fark edilmesinin mümkün olmaması sebebiyle bu hususun gizli ayıp niteliğinde olduğu, araçtaki değer kaybının ise 14.150,00 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, misli ile değişim yönünde kullanılan seçimlik hakkın somut olayda mümkün olmadığı, ayrıca her ne kadar yapılan masraflar talep edilmiş ise de dosya arasında yapılan masrafa dair herhangi bir belge bulunmadığı, bu talep yönünden de davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; TKHK'nın 11/3 maddesi kapsamında, davacının misli ile değişim talebinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getireceğinin tespit edildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 23.04.2024 tarihli ıslah dilekçelerine hiç değinilmediğini, aracın ayıpsız misliyle değişimine karar verilmesi gerektiğini, 10.000,00 TL masraf için dosyada belge bulunduğunu, dava konusu araç için delil tespiti yapıldığını, aracın eksper raporu için yapılan ödemelerin yapılan masrafları ispata yeterli olduğunu ve bu belgelerin dosyaya sunulduğunu, ayrıca dosya kapsamında dinlenen tanığın da talep edilen masrafı doğruladığını, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında aracın ayıplı olduğunun belirtildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin hatalı olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aracın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme, bedel iadesi ve masrafların tahsili istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesine göre, Mahkemece hükme esas alınan (3 makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyetten alınan) raporda; dosyadaki SBGM bilgi ve belgelerinden yola çıkılarak, dava konusu aracın 01.03.2016 tarihinde yaşanan kazada, aracın sürücü ve yolcu hava yastıklarının hasara uğradığının tespit edildiği, araçtaki hava yastıklarındaki hasarın ve emniyet kemerlerine direnç atılma olayının 01.03.2016 tarihinde yaşanan kaza sonucu aracın tamir edilmesi sırasında meydana geldiği ve bu ayıbın olağan bir gözden geçirme ile fark edilmesinin mümkün olmaması sebebiyle gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, raporun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinde, malın ayıplı olması durumunda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Öğretide ve uygulamada da kabul edildiği üzere tüketicinin seçimlik haklarını tek yanlı ve varması gereken bir irade açıklamasıyla kullanması gerekmektedir. Tüketici bu haklardan hangisini seçtiğini, bir kez bildirmekle, seçim hakkını kullanmış olur ve artık tercihini değiştiremez. Çünkü, satıcı kayıtsız şartsız, bildirilen tercihi yerine getirmek zorundadır. Bu nedenle tüketicinin seçim hakkı, bir kez kullanılmakla sona ermekte ve onun yerine tercih ettiği hak geçmektedir. Bu haklar kullanılmakla da tükenirler. Bu özelliği nedeniyle, tüketicinin seçimlik hakkı yenilik doğurucu (inşai) haklardandır.
3. 6502 sayılı Kanun'un 11/3. maddesinde; "Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır." düzenlemesi mevcuttur. Yine aynı Kanun'un 83/1. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmıştır. Görüleceği üzere yasa koyucu, 11/1 maddesi ile tüketicinin seçimlik haklarını sıralama yoluyla düzenlemiş, bu seçimlik haklardan "ücretsiz onarım" ve "malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi" seçimlik haklarının kullanılması halinde karşı taraf için hakkaniyete aykırı olarak orantısız güçlüklerin ortaya çıkması halini ise tüketici insiyatifinde olan seçim hakkının bir istisnası olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasında hüküm altına almıştır.
4. Bu düzenleme ile paralel mahiyette olan bir düzenlemeye de 6098 sayılı TBK'nın 227/3. maddesinde yer verilmiş olup, buna göre, "Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir." Her iki düzenlemede esas olarak kullanılan seçimlik hakkın ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da hakime yüklemiştir.
5. Somut olayda, davacı tarafın dava dilekçesinde sözleşmeden dönerek araç bedelinin iadesini talep ettiği ve seçimlik hakkını bu şekilde kullanmakla tükettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının sunduğu ıslah dilekçesi ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiği ancak bir kez kullanılmakla sona eren seçimlik hakların ıslah ile değiştirilemeyeceği değerlendirilerek, davacının dava dilekçesindeki sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebi hakkında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılıp bir karar verilmesi, ayrıca değişik iş dosyası nedeniyle yapılan masrafların yargılama giderlerine dâhil edilmesi ve haklılık durumuna göre taraflar arasında paylaştırılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.