Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/335 K.2025/3713

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/335 📋 K. 2025/3713 📅 01.07.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/335 E.  ,  2025/3713 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1429 E., 2024/1382 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/484 E., 2022/712 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin miktar itibariyle reddine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadan 13.02.2019 tarihinde 121.000,00 TL tutarlı kredi çektiğini banka nezdinde bulunan emekli maaş hesabından tahsilat yapılmasına muvafakat verdiğini, taksitleri bir süre sonra ödemekte güçlüğe düşünce bankanın emekli maaşının ¼ ine bloke koyarak borca mahsup ettiğini, müvekkilinin önceden verdiği muvafakatın İcra İflas Kanunun 83/a maddesi gereği geçersiz olduğunu, hakkında icra takibi başlatılıp haciz işlemi yapılmadan maaşından kesinti yapılamayacağını ileri sürerek; haksız kesintiler nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL’nin her kesinti tarihinden itibaren işleyecek kredi sözleşmesinde belirlenen orandaki faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yapılan işlemin borç tahsili olduğunu haciz olmadığını, bloke ve tahsilatların takas, mahsup virman ve rehin hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacının emekli maaşından başka kredi geri ödemelerinin teminatının olmadığını, buna güvenerek kredi verdiğini, davacının borcun ödenmemesi halinde banka nezdinde bulunan alacakları, mevduat ve hesapları üzerinde bloke, hapis, mahsup ve takas etme yetkisini bankaya verdiğini, müvekkilinin sözleşme hükümlerine göre kesinti yaptığını, davacının önce kredi taksitlerinin maaşından kesilmesini kabul edip sonra dava açmasının hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, 13.02.2019 tarihli bireysel kredi sözleşmesi 13. maddesindeki düzenleme ve sözleşmeye ek alınan virman talimatı ve temliknameye istinaden; emekli maaşı dahil tüm hak ve alacakları üzerinde Bankanın rehin ve hapis hakkı olduğunu, Bankanın tahsil ve ahzu kabza yetkili olduğunu kabul etmiş olup, yine kendi imzaladığı belgede kredi borcunun aylık/üç aylık maaş hesabından tarafına ihbarda bulunulmaksızın virman yapılarak tahsil edilmesine muvafakat verdiği,5510 sayılı Yasanın 93. maddesine değişiklik getiren ve 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Yasanın 32/2-b maddesindeki "Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." şeklindeki hükmün İİK'nın 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiğinden takibin kesinleşmiş olması şartıyla 28.2.2009 tarihi ve sonrasında artık borçlunun 5510 sayılı Yasanın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklere ilişkin hacze muvafakati geçerli olacağı, bahse konu hükmün haciz, icra takibi olmadan temlik ve taahhütnamelere göre emekli maaşı hesabından kredi ödemeleri yapılmasına ilişkin durumlarda da kıyasen uygulanması gerektiği, somut olayda davacı tarafından imzalanan sözleşmenin 13. maddesindeki düzenleme ve sözleşmeye ek alınan virman talimatı ve temliknameye istinaden borcun ödenmemesi halinde banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve hesapları üzerinde bloke, hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya vermiş olup, SGK'dan aldığı maaşının kesilmesine ve kredinin geri ödemelerinin maaşı üzerinden yapılmasına da muvafakat ettiği, Bankanın bu taahhüdü teminat kabul ederek başka teminat istemeden krediyi kullandırdığı, davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip, sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mevcut delillerin takdirinin ve kararın dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, müvekkilin emekli maaşının ve müvekkilin hesabında bulunan diğer miktarların bir icra takibi ve icra müdürü kararı olmadan, sözleşme ile tek taraflı kararlaştırılarak bloke konulması ve kredi borcuna mahsup edilerek alınmasının emredici hukuk kurallarına aykırı olduğunu,müvekkilin emekli maaşının kredi ödemelerine karşılık alınmasına ilişkin imzalatılan sözleşme maddesinin kişinin doğmamış hak ve alacağından feragat etmesi hukuken mümkün olmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin zayıf tarafı olduğunu sözleşme maddelerinin müzakere edilmediğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa mahsuben borçlunun banka nezdinde bulunan emekli maaşına konulan blokenin kaldırılmasıyla yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır.
2. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesinde, "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
4. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, yine kesintilerin kredi sözleşmelerine istinaden yapılmış olup, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması gerekmiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.