Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/478 K.2025/3715
3. Hukuk Dairesi 2025/478 E. , 2025/3715 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1626 E., 2024/2009 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/683 E., 2023/277 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; SGK emeklisi olan müvekkilinin emekli maaşını davalı bankadan aldığını, kullandığı kredi kartının borcunu ödeyemeyen müvekkilinin kart borcunun tahsili için davalı bankaca emekli maaşına bloke konularak kesintiler yapıldığını, davalı bankanın bu eyleminin İİK 83. maddesine ve emekli maaşının haczedilemezlik kuralına aykırı olduğunu, konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintilerin istirdadı için görülen davanın Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/1209 E., 2020/655 K. sayılı kararıyla karara bağlanarak 19.01.2018 ilk kesinti tarihinden 18.12.2019 dava tarihine kadar olan sürede kesilen 13.003,60 TL’nin tahsiline karar verildiğini, 18.12.2019 dava tarihinden sonra yapılan kesintilerin işbu davanın konusu olduğunu belirterek, müvekkilinin emekli maaşı üzerine davalı bankaca konulan bloke işleminin iptaline, şimdilik haksız kesintiler toplamı 14.067,64 TL’nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ıslah dilekçesi ile alacak miktarını 67.553,58 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasında akdedilen Temel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca davacıya kredi kartı ve çeşitli krediler tahsis edilip kullandırıldığını, işbu kredilerden doğan borç ödenmediğinden 23.11.2017 tarihi itibarıyla tüm ürünlerin kat edileceği ve yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine davacı aleyhine Manisa 1. İcra Dairesinin 2018/156 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz edilmeden kesinleştiğini, davacının hesabından takip hesabına yapılan kesintilerin davacı tarafça imzalanmış olan Temel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin 2.2. (b) maddesinde yer alan düzenlemeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporunda özetle dava tarihi itibarıyla, davacının davalı banka nezdindeki maaş hesabına 19.12.2019 - 14.12.2021 dava tarihi arasında SSK Emekli Maaşı olarak toplamda 53.485,94 TL yatırıldığı, bu tutarın toplam 23.924,50 TL’sinin Kredi Kartından kaynaklı borca mahsuben kesildiği davacı tarafça kullanılan kredi kartlarından kaynaklı borcun ödenmemesi üzerine davalı bankaca, davacı borçlu hakkında Manisa 1. İcra Müdürlüğünün 2018/156 E. sayılı dosyasından 09.01.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı ve toplam 48.659,51 TL'nin ödenmesi talep edildiği, davacı tarafça iş bu ödeme emrine karşı itiraz edilmediği, Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/1209 E., 2020/655 K. sayılı dosyasında 19.12.2018-18.12.2019 tarihleri arasında davacının maaşından yapılan kesintiler toplamının 27.071,74 TL olduğu, Mahkemenin 27.071,74 TL'nin 13.003,60 TL'lik kısmının tahsiline karar verdiği, kalan bakiye miktarın 14.067,64 TL olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre iş bu mahkememiz dava tarihine kadar yapılan kesintiler toplamının ise 53.485,94 TL olduğu anlaşılmıştır. Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/1209 E., 2020/655 K. sayılı dosyasındaki bakiye miktarı olan 14.067,64 TL ve iş bu mahkememiz dosyasındaki kesintilerin 53.485,94 TL olduğu, iş bu iki dosyadaki kesintiler toplamının 67.553,58 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davalı banka tarafından, davacının emekli maaşı üzerine konulan bloke işleminin kaldırılması ile 67.553,58 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 2004 sayılı İİK’nun 83/a maddesindeki "İİK’nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun’un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesinde; "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün İİK’nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkân sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki bankacılık hizmet sözleşmesinin 2-2.b maddesinde davacının rehin sözleşmesi, taahhütname ve virman- takas mahsup talimatlarını imzalayarak düzenli olarak tahsil edilmesine muvafakat ettiği, sözleşmede bankaya hesaptan tahsilat yetkisi verdiği, bankanın bu taahhüde güvenerek başka teminat istemeden davacıya kredi kullandırdığını, davacının kredi kartı harcamalarını maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip daha sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; emekli maaşının bloke edilebileceğine veya haczedilebileceğine ilişkin Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesinde bir kabulün bulunmadığını, insanın yaşaması için gerekli asgari bir miktar olması sebebiyle emekli maaşlarının haczedilemeyeceğini, müvekkilinin emekli maaşı dışında bir gelirinin olmadığını davalının bilmesi gerektiğini, emekli maaşının devir veya haczedilebileceğine ilişkin önceden yapılan sözleşmelerin İİK 83/a maddesi gereğince geçersiz olduğunu, bu nedenle bankanın önceden sözleşme olsa dahi kendiliğinden maaş üzerine bloke koymasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, temel bankacılık hizmetleri sözleşmesinden kaynaklanan alacağa mahsuben borçlunun banka nezdinde bulunan emekli maaşına konulan blokenin kaldırılmasıyla yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır.
2. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93, maddesinin birinci fıkrasında; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
4. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredi kartı kullandırdığının, yine kesintilerin sözleşmeye istinaden yapılmış olup, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.