Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/367 K.2025/3614

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/367 📋 K. 2025/3614 📅 30.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/367 E.  ,  2025/3614 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3526 E., 2024/2754 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/337 E., 2023/277 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı tarafın İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyü 513 ada 1 parsel sayılı taşınmazı üzerinde bulunan 2 katlı bina ile birlikte davacıya sattığını, davalının parasını aldığını ancak taşınmazın tescilinin yapılmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 4.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiş; ıslah ile talebini 3.479.854 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı; açılan davayı kabul etmediklerini, zamanaşımı, hak düşürücü süre husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının aynı gerekçe ile Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/232 E. sayılı dosyası ile dava açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Kapatılan Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi) 2011/232 E., 214/151 K. sayılı dosyasından aynı taşınmaz ile ilgili olarak dava açtığı, Mahkemenin 06.05.2014 tarihli ve 2011/232 E., 2014/151 K. sayılı kararı ile enkaz bedeli ile ilgili davanın reddine, arsaya ilişkin talebin bedel yönünden kabulü ile ıslah edilmiş hali ile 137.760,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verdiği, Mahkeme kararının Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/13052 E., 2017/2675 K. sayılı kararı ile bozularak aynı Mahkemenin 2018/302 E. sayısına kaydedildiği, Mahkemenin 2018/302 E., 2021/169 K. sayılı 02.03.2021 tarihli kararıyla; "davanın kısmen kabulü ile enkaz bedeli talebinin reddine, arsaya ilişkin ödenen bedelin 1.248,86 TL olarak kabulü ile dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verildiği kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.06.2022 tarihli ve 2021/8435 E., 2022/4027 K. sayılı ilamı ile onanarak 18.07.2022 tarihinde kesinleştiği, eldeki davada aynı taşınmaz için davalı kurumdan tazminat talep edildiği, konularının örtüştüğü, İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın bu davadan önce açılıp kesinleştiği anlaşıldığından davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Yargıtay ve Danıştay Dava daireleri Genel Kurulunun 2017/2078 E., 2017/2792 K. sayılı ilamında tapu tahsis belgeleri tapu statüsüne kavuşturulduğunu, bu taşınmazın keşifte saptanan bedelinin ödenmesi gerektiğini, önceki dava ile eldeki davanın ilgisi olmadığını, bu belgenin tapu statüsüne kavuştuğunu, dava sebepleri aynı olmadığını, adil yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı idare tarafından taşınmazın satılarak bedelinin tahsil edildiği, tapusunun verilmediği iddiasına dayalı taşınmazın güncel değerinin tahsili istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Kanun’un 303/1 maddesi; “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır.
2. Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK m. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, HMK'nın 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E., 2013/421 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
3. Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.
4. Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar.
5. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye göre her iki dava dosyadaki talebin davalı idareye ödenen bedelin iadesi talebine ilişkin olduğu, ilk dava neticesinde verilen kararın kesinleşmesiyle kesin hüküm oluştuğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.