Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3627 K.2025/3635
3. Hukuk Dairesi 2024/3627 E. , 2025/3635 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1602 E., 2024/1066 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 2. Asliye Hukuk ( Tüketici ) Mahkemesi
SAYISI : 2018/274 E., 2022/258 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 18.08.2008 tarihinde Koroner Arter Rahatsızlığı nedeni ile davalı Hastaneye müracaat ettiğini, ilki 22.08.2008 tarihinde olmak üzere birçok defa davalı hastane ve doktorlar tarafından ameliyat edildiğini, ameliyatlar sonrası davacının ağrısı olduğunu ve ameliyat yerlerinden iltihap akıntısı geldiğini, yaklaşık 9 yıl kadar bu şekilde yaşamak zorunda kaldığını, 07.07.2017 tarihinde başka bir doktora tedavi olması sonucunda iyileştiğini, bu durumun özel hayatına olumsuz etkisi olduğunu, tedavi olmak için toplam 59.000,00 TL tedavi gideri sarf ettiğini, davacının tedavi gördüğü 01.09.2008-07.07.2017 tarihleri arası için iş göremezliğinin oluştuğunu ileri sürerek, 10.000,00 TL iş göremezlik ve 59.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere maddi tazminata ve 200.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında verilen 30.05.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile iş göremezlik tazminatına ilişkin talebini 26.576,69 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar vekili; zamanaşımı definde bulunarak, ameliyatın davalılardan ... tarafından yapılmadığını, davacının gerek ağır ve kronik diyabet hastalığı, gerekse sigara kullanımı ve diğer faktörler sebebiyle bypass ameliyatından sonra kaynaması gereken sternumun kaynamadığını, davacının 2008-2011 süresinde, kemik kaynamadığı için defaten operasyonlar geçirdiğini, davalıların kusurlu bir fiilinden söz etmenin mümkün olmadığını, davalı doktorlar tarafından modern tıp biliminin gerektirdiği tüm tanı ve tedavi imkanlarının kullanıldığını, davacının her aşamada bilgilendirildiğini, işlemlerle ilgili onamının alındığını savunarak, davanın öncelikle esasa girilmeden tüm davalılar yönünden zamanaşımı sebebiyle, davalı ... ... yönünden husumet nedeniyle reddine, esasa girilmesi durumunda ise davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
2. İhbar olunan ... Sigorta A.Ş. vekili; davalılardan ...'in dava konusu talep kapsamında kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin tespit edilemediğini, taleplerin ilk ihbar tarihinin bildirilmesi gerektiğini savunarak, ihbar edilen konumundaki sigorta şirketi aleyhine hüküm kurulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminat, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.329,23 TL iş göremezlik tazminatı, 9.751,71 TL tedavi giderinin 01.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 59.000,00 TL maddi (tedavi gideri) tazminatın fatura ödeme tarihlerinden itibaren 13.000,00 TL'sine 16.09.2008 tarihinden, 12.500,00 TL'sine 27.12.2008 tarihinden itibaren, 3.500,00 TL'sine 24.06.2010 tarihinden, 30.000,00 TL'sine 13.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı ... ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... vekili; hastaya kusur yüklenemeyeceğini, diğer davalıların da hatalı tıbbi uygulama nedeniyle sorumlu olduğunu, tedavi giderleri ve işgöremezlik tazminat miktarlarının düşük hesaplandığını, davalılar yararına tek vekalet ücretine takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili; kusur incelemesinin eksik yapıldığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, hesap incelemesindeki itirazlarının dikkate alınmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ilk operasyon nedeniyle kusuru bulunmadığı için 22.06.2010-07.07.2017 tarihleri arasında hesaplama yapılması gerektiğini, mükerrer olarak tedavi giderine hükmedildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan maddi manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan raporun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğunun anlaşılmasına göre davacının ve davalı ...'in aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olayın incelenmesinde; davalı hastanenin gerçekleşen operasyon ve sonrasındaki hatalı tıbbi uygulamalar nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3. Davacı vekili dava dilekçesinde toplam 59.000,00 TL tedavi gideri ödediğini, ödediği bu miktarın ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 30.05.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000,00 TL iş göremezlik tazminatı talebini 26.576,69 TL'ye artırmış, tedavi giderleri yönünden ise talebini artırmamıştır.
Hükme esas alınan 23.05.2022 tarihli hesap raporuyla tedavi gideri olarak dava dosyasına gönderilen müzekkerelerden davalı ve dava dışı hastane tarafından sarf edilen tedavi gideri hesaplanarak davacının talep edebileceği tedavi giderleri toplamının 78.013,68 TL olduğu tespit edilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince davacının dava dilekçesinde talep ettiği tedavi giderinin munzam zarar niteliğindeki ek tedavi ve ameliyatlara ilişkin olduğu değerlendirilerek talebi aşar mahiyette mükerrer olarak tedavi giderine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca yukarıda 2.bentte belirtilen gerekçeyle davacı, 3.bentte belirtilen gerekçeyle davalı ... yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iade,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.