Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/4376 K.2025/3616

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4376 📋 K. 2025/3616 📅 30.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/4376 E.  ,  2025/3616 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/445 E., 2019/104 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı avukata işçilik alacaklarının tahsili için vekaletname verdiğini, açtığı davada özen borcuna aykırı davrandığını, zarara uğradığını ileri sürerek; 105.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; dava açılış tarihinde net kesin ve sonucu öngörülebilir durumda olmadığından tahkikat aşamasından sonra ıslah edilmek üzere kısmi alacak davası açıldığını, dava süreci boyunca tüm işlemler ve gelişmeler hakkında davacının bilgilendirildiğini, davacının iddia ettiği sözde açığa çıkan mağduriyetlerden davalının herhangi bir kusuru olmadığını, oluşan zamanaşımından dolayı herhangi bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.10.2015 tarihli kararıyla; 6502 sayılı Yasa gereğince mahkemenin görevsizliğine, görevli Mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğuna karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (Kapatılan)13. Hukuk Dairesi verilen 11.10.2016 tarihli ilamla; somut uyuşmazlıkta davacı işçinin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Yasa kapsamı dışında kaldığı, davaya bakma hususunda genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı avukatın avukatlık mesleğinin gerektirdiği biçimde özenli davranmaması ve davaları zamanında açmaması nedeniyle davacının uğradığı hak kaybından (zarardan) sorumlu olduğu, 23.03.2018 tarihli bilirkişi raporunun denetime uygun ve hüküm vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle davacının manevi tazminat yönünden talebinin reddine, davacının maddi tazminat yönünden talebinin kısmen kabulü ile asıl alacak miktarı olan toplama 76.813,70 TL'nin; 61.562,91 TL'sinin 15.10.2007 tarihinden itibaren, 1.982,22 TL'sinin 16.03.2009 tarihinden itibaren, 299,35 TL'sinin 13.11.2012 tarihinden itibaren,12.969,22 TL'sinin 26.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; dava açılırken davanın kısmi dava olduğunu, fazlaya ilişkin tüm hakların saklı kalmak kaydının dava dilekçesinde mevcut olduğunu, ıslah için bilirkişi raporunun hesaplamasının beklendiğini, sözde açığa çıkan mağduriyetlerden avukatın herhangi bir kusuru olmadığını, iş mahkemelerinde belirli ve belirsiz alacak davaları, kısmı belirsiz alacak davalarına ilişkin Hukuk Genel Kurul kararlarının sürekli değiştiğini, dava açılış tarihinde bu tip davalar ile ilgili olarak henüz belirsiz alacak şeklinde alacağın açılabileceğine ilişkin bir genel kurul kararı olmadığını, 2007 tarihindeki belirlenemeyen işçi alacağına ilişkin açılan davanın kısmi olarak açılması ve kesin itiraz gelmeyen bilirkişi raporuna göre davayı ıslah etmesinin genel hukuk kaidesi olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı avukatın özen borcuna aykırı davranması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın istemine ilişkindir.
Mahkemece; uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına göre ve özellikle vekilin işin başarılı olması için hayat deneyimlerine ve işlerin normal oluşuna göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunması ve başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınması, basiretli hareket etmesi özen borcunun konusunu teşkil eder. Bir avukatın dava süresini korumak için başvurduğu yolun yeterli olmadığını kestiremeyip, ihtiyatsızca hareket ederek süreyi kaçırması, davayı zamanaşımına uğratması özen borcunun gereği gibi ifa edilmeyişine ilişkin bir olgu olarak kabul edilmelidir. Nitekim avukatın görevi, olayları mantıki şekilde değerlendirerek işin türü ve ağırlığına göre öngörülmesi gerekli bütün yönleri dikkate almaktır. Bu durumda, zamanaşımına uğrayan alacak kalemlerinden davalı avukat sorumlu olup hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye ve denetime elveriş olmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcı ve eksik kalan temyiz başvuru harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
30.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.