Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1797 K.2025/3646
3. Hukuk Dairesi 2025/1797 E. , 2025/3646 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/749 E., 2023/1786 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/222 E., 2022/74 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili, davalı ... Güvenlik Hiz. Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacı ...’in eşi ve diğer davacıların babası müteveffa ...’ın, 20.07.2011 tarihinde, apartman boşluğuna kafa üstü düştüğünü ve künt kafa travmasına bağlı kafa kubbe ve kaide kemik kırığıyla karakterli beyin zarı kanaması sonucu düşmeye bağlı ölümün gerçekleştiğini, olayın davalılardan ... Proje A.Ş.'nin bina tadilat ve restorasyon işini üstlendiği alanda apartmanın havalandırma boşluğu olarak tabir edilen binaya bitişik boşlukta gerçekleştiğini, olay yerinin güvenliğinin ise davalı ... Güvenlik Ltd. Şti. tarafından sağlandığını, diğer davalı ... Güvenlik Ltd. Şti.'ne taşere edilerek alt yüklenici olarak sözleşme akdedildiğini, eş ...’in yeni evlilik yapmadığını, duymuş olduğu acı ve elemin halen hissedildiğini, çocukların ise yaklaşık 8 senedir baba şefkatinden ve merhametinden uzak, anneleriyle beraber yaşadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve eş için 100.000,00 TL, çocuklar için 100.000,00'er TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi ile birlikte davalılara ortaklaşa ödetilmesine karar verilmesini talep etmiş; 29.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda davacılardan İlayda için 23.918,80 TL, ... için 29.033,58 TL ve ... için 299.156,87 TL olmak üzere toplam 352.109,25 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Yapı Proje Müşavirlik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili; müteveffanın güvenliği ve bariyeri atlayarak inşaat alanına girdiğini, cebinde bira kutusu ve Hint Keneviri bitkisi bulunduğunu, inşaat alanında da uyuşturucu madde kullanmaya devam ettiğini, bu nedenle kusurlu olduğunu, olayın meydana gelmesinde davalının kusurunun olmadığını, dava konusu üzerinden 8 yıl geçmiş olması nedeni ile davanın zamanaşımına uğradığını, davalının inşaat sahasının güvenliğini özel güvenlik firmasına verdiğini, müteveffanın düştüğü havalandırma boşluğunun kapalı olduğunu, ancak dışardan müdahale ile açılabileceğini, müteveffanın eşi ve ailesi ile herhangi bir bağı olmadığından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilemeyeceğini, müteveffanın evi ve geliri olmadığını, manevi tazminat taleplerinin samimi olmadığını, ölüm şekli ve ölümden sonra ailenin tutum ve davranışları değerlendirildiğinde davacıların maddi menfaat elde etme gayretinde olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Güvenlik Hizmetleri ve Sistemleri Ltd. Şti. vekili; davaya konu olayın gerçekleştiği yerin bir inşaat şantiyesi olduğunu, söz konusu inşaat işini diğer davalı ... A.Ş.’nin üstlendiğini, dolayısıyla da anılan bölgede inşaat içerisindeki önlemlerin diğer davalı ... A.Ş. tarafından alınması gerektiğini, davalının şantiyede gerekli önlemleri almak gibi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı Şirketin sadece anılan bölgenin güvenlik-koruma işini üstlendiğini, bu işi de diğer davalılardan ... Ltd. Şti. eliyle yaptığını, bölgedeki güvenlik görevlilerinin diğer davalı ...'in personeli olduğunu, davalının herhangi bir kusurlu davranışı bulunmadığını, müteveffanın inşaat alanına nereden ve ne şekilde girdiğinin belli olmadığını, müteveffanın kusurunun değerlendirilmesi gerektiğini, davacıların müteveffa ile birlikte yaşamadıklarını bu nedenle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep etme hakları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. vekili; olaydan 8 yıl geçtikten sonra davanın açılmasının haksız olduğunu, Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyada yargılamanın halen devam ettiğini, müteveffanın tek yakınının ... isimli kız kardeşi olduğunu, ceza mahkemesinde müteveffanın birinci derece yakınlarına ulaşılmaya çalışıldığını, HAGB müessesesi kapsamında zararın karşılanıp karşılanmadığı araştırılmaya başlandığında destekten yoksun kaldığı iddia edilen davacıların ortaya çıktığını, davalı personelinin emir ve talimatlarını diğer davalı ... A.Ş. aldığını, davalının müteveffanın ölümünden dolayı kusurunun olmadığını, olay günü müteveffanın alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olduğunu, bu durumun Adli Tıp Kurumu raporunda belirtildiğini, ölümünden önce eşi ve çocuklarına sağladığı bir yaşam düzeyi bulunmadığını, bu nedenle maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, manevi tazminat yönünden de müteveffanın davacılara destek olduğunun düşünülemeyeceğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kusur hususunda bilirkişiden alınan raporda özetle; davalı ... A.Ş.' nin; iş veren olarak, kaza tarihinde yürürlükte olan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında belirtilen şantiye alanında alması gereken yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmeyerek yeterli önlem almaması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde % 40 (yüzdekırk) oranında kusurlu olacağı, Müteveffa ...'ın ; alkol ve uyarıcı ilaç kullanarak, girilmesi ve bulunması yasak olan alana, yetkisiz, amaçsız bir şekilde bilinçli olarak girmesi ve alınan güvenlik önlemlerini kaldırarak vakit geçirmek üzere içeri girmek istediği, restore edilen binanın aydınlatma boşluğundan aşağı bodrum kata düşerek hayatını kaybetmesinde % 30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olacağı, ... Güvenlik Ltd. Şti.; aldığı güvenlik ihalesini alt taşerona yaptığı sözleşme ile devrederek, taşeron firmanın çalıştıracağı özel güvenlik elemanlarının, tespiti, işe alınması, kontrol ve denetimini üstlenerek kendi unvanını taşıyan kıyafetler giydirmesi nedeniyle asıl işveren olarak güvenlik görevlilerinin gerekli kontrol ve denetimlerini yapmamaları, kazanın meydana gelmesinde % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olacağı, ... -1 Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti.; sözleşme ile alt işveren olarak üstlendikleri, restorasyon işi yapılan inşaat alanına, sözleşmenin 3. Maddesi/ f bendinde belirtilen, "Seyyar satıcıların, dilencilerin v.s. kötü niyetli kişilerin bu alanlara girmelerine mani olmak, bu tür kişileri bu alanlara sokmamak ve bu alanlardan uzaklaştırmak." görevini çalıştırdıkları güvenlik görevlileri vasıtası ile gerçekleştirmemeleri, 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 7. maddesinde sayılan görevlerini yapmamaları nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %10 (yüzde on ) oranında kusurlu olacağının rapor edildiği, tarafların kusur durumları, olayın oluş şekli, tarafların maddi ve sosyal durumları, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre ıslah edilen maddi tazminat miktarları yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 23.918,80 TL maddî tazminatın davacı ...’a, 29,033,58 TL maddi tazminatın davacı ...'a, 299.156,87 TL maddi tazminatın davacı ...'a verilmesine; 40.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 40.000,00 TL manevi tazminatın ...'a, 50.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a verilmesine, hükmedilen tazminatların olay tarihi olan 20.07.2011 tarihînden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı ... Ltd. Şti. vekili, davalı ... Ltd. Şti. vekili, davalı ... A.Ş. vekili istinaf yoluna başvurmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 15.10.2021 tarihli bilirkişi raporu ile zararın ve failin öğrenildiği, eylem için olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında, dava ve ıslah tarihleri itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... Ltd. Şti. vekili, davalı ... Ltd. Şti. vekili, davalı ... A.Ş. vekili temyiz yoluna başvurmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... Ltd. Şti. vekili; inşaat içerisindeki önlemlerin diğer davalı ... A.Ş. tarafından alınması gerektiğini, müvekkilinin şantiyede gerekli önlemleri almak gibi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı Şirketin sadece anılan bölgenin güvenlik-koruma işini diğer davalılardan ... Ltd. Şti. personeli eliyle yaptığını, müvekkilinin herhangi bir kusurlu davranışı bulunmadığını, savcılık tarafından haklarında olayla ilgli KYOK kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bilirkişi tarafından kamera kayıtları incelenmeden rapor düzenlendiğini, aktüerya raporunun hatalı olduğunu, ıslah talebinde belirtilen alacak kalemlerinin reddi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... A.Ş. vekili; davacının ıslah talebinin süresinde olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, 20.07.2011 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin davanın 27.11.2019 tarihinde açıldığını, 29.11.2021 tarihinde ıslah dilekçesini sunan davacı taraf için ıslah zamanaşımı süresinin dolduğunu, mahkemece deliller toplanmadan, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunda müteveffanın ölümüne ilişkin davalının kusur sorumluluğu %40 olarak belirtilmiş ise de olayın meydana gelmesinde davalı Şirketçe gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını, inşaat alanında kazanın meydana geldiği havalandırma boşluğunun üstünün, dışarıdan bir müdahale olmadan açılamayacak şekilde kapatıldığını, inşaat alanına gerekli uyarı levhaları asıldığını ve özel güvenlik personeli görevlendirildiğini, bununla birlikte müteveffanın kanında 239 mg yüksek doz alkol ve uyuşturucu madde bulunarak olaya tamamen kendi iradesi ile tam ve ağır kusurlu olarak sebep olduğunu, müteveffanın etrafı yüksek bariyerlerle kaplı, üzerinde belediye inşaat alanı yazan ve girilmesi yasak olan bir yere güvenliği atlatıp bariyerleri aşarak girdiğini, filen çalışmayan müteveffanın hangi desteğinden mahrum kaldıklarının anlaşılmadığını, hesaplamalar yapılırken "iskontolu gelir" sütununa doğrudan bir fiyat yazıldığını, bu meblağın dayanağının ne olduğunun belirsiz kaldığını, bilirkişi hesap raporunun hatalı olduğunu, kimsesizler mezarlığına defnedilen müteveffanın ölümü sebebiyle manevi yıkım yaşadıkları gerekçesi ile manevi tazminata hükmedilmesinin açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı ... Ltd. Şti vekili; müvekkilinin olayda kusuru olmadığını, müteveffanın kendi iradesi ve tam kusuru ile olaya sebep olduğunu, haksız fiil unsurlarının somut olayda gerçekleşmediğini, raporda uyuşturucu maddenin olaya etkisinin değerlendirilmediğini, destekten yoksun kaldığını iddia eden davacıların müteveffanın hangi desteğinden yoksun kaldıklarını ispat etmeleri gerektiği, müteveffanın kimsesizler mezarlığına defnedildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan ve tarafların olaya ilişkin sorumluluklarının belirlenmesine yönelik bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin denetime elverişli ve yürürlükteki mevzuata uygun olduğu, 15.10.2021 tarihli bilirkişi raporu ile zararın ve failin öğrenildiği, eylem için olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında, dava ve ıslah tarihleri itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, desteğin kusur oranının tazminat hesabında dikkate alındığı, davalıların illiyet bağının kesildiğini ispat edemediği, hükmedilen maddi manevi tazminat miktarının dosya kasamına uygun olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.