Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3014 K.2025/3585
3. Hukuk Dairesi 2024/3014 E. , 2025/3585 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/354 E., 2024/1589 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/584 E., 2023/358 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Maliye Hazinesi ve feri müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ... 'ın 1960 yılından beri İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1468 ada 8 parselde kayıtlı 253 m²'lik taşınmazın maliki olduğunu, bu taşınmazın zilyedi olduğuna dair eski tapu kaydının da bulunduğunu, ancak sonraki yıllarda yapılan uygulamalar sonucu mülkiyetinin Hazine adına tescil edildiğini, murisin zilyetliğin devam ettiğini, 2981 sayılı Kanun uyarınca 29.03.1985 tarihinde muris lehine tapu tahsis belgesi verildiğini, 1988 yılında Milli Emlak Müdürlüğünün daveti üzerine talep edilen arsa bedelinin tamamı olan 306.000,00 ETL'yi ödeyerek murisin tapu almaya hak kazandığını, murisin 2010 yılında vefat ettiğini, müvekkillerinin tapu dairesine gittiklerinde kendilerine ait olduğunu zannettikleri bu arsanın tapuda davalı ... Planlama A.Ş. adına kayıtlı olduğunu öğrendiklerini, müvekkillerinin ...'ye 533.898,30 TL ödeyerek arsayı tekrar satın aldıklarını, aynı arsa için müvekkillerinden iki defa arsa bedeli alındığını belirterek; mükerrer ödenilen 533.898,30 TL'nin ödeme tarihinden, bu mümkün olmazsa talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsilini, bunun da mümkün olmaması halinde 1988 yılında ödenmiş bedelin dava tarihindeki güncellenmiş ve karşılığı olan arsa bedelinin tespiti ile yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 13.10.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle; mükerrer ödenilen 533.898,30 TL'nin ödeme tarihinden itibaren olmazsa talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, bunun mümkün olmaması halinde, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren olmazsa talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, bunun da mümkün olmaması halinde, 1988 yılında ödenmiş bedelin dava tarihindeki güncellenmiş ve karşılığı olan arsa bedelinin tespiti ve yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş, 26.04.2023 tarihli dilekçesiyle, talebinin taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Maliye Hazinesi vekili; Mahkemenin yetkili olmadığını, taşınmazın ...'ye bedelsiz olarak devredildiğini, müvekkilinin herhangi bir bedel almadığını, 775 sayılı ve 2981 sayılı Kanun'un dava konusu taşınmaz yönünden davacılara bir hak kazandırmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Planlama A.Ş. vekili; müvekkilinin ...'den ayrı bir tüzel kişiliğe sahip çok ortaklı özel bir şirket olduğunu, taşınmazın idari bir tasarrufla müvekkili şirkete geçmediğini, müvekkili şirketin taşınmazı 28.03.2013 tarihinde ...'den bedel karşılığı satın aldığını, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
3.İhbar olunan ... vekili; 775 sayılı Kanun'un Geçici 9. maddesi uyarınca, taşınmazın müvekkilinin mülkiyetine geçtiğini, mülkiyet sorunları nedeniyle imar planlarının uzun bir süre tescile konu edilemediğini, davacının iddialarının yersiz olduğunu, davacıların 1988 yılında yapılan ödemeleri ilgili idareden talep etmesi gerektiğini, husumetin kendilerine yöneltilmesinin yerinde olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların davayı tam ıslah etmeleri ve davadaki taleplerini taşınmaz rayiç bedel olarak talep etmelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacıların taşınmazın rayiç bedeli yönünden ıslah taleplerinin kabulünün gerektiği, davacıların murisi adına tapu tahsis belgesi düzenlendiği, davacıların murisi tarafından tahsis belgesi için söz konusu gayrimenkulün tahsis bedeli olarak 21.04.1988 tarihinde 56.000,00 ETL, 26.05.1988 tarihinde 150.000,00 ETL, 04.07.1988 tarihinde 100.000,00 ETL olmak üzere toplam 306.000,00 ETL'nin Milli Emlak Müdürlüğüne ödendiğinin sabit olduğu, dava konusu taşınmazın Hazine ve Maliye Bakanlığının 16.11.2009 tarihli ve 968 sayılı Oluru ile 5609 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 775 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 9. maddesine istinaden ...'ye bedelsiz olarak devredildiği, 30.09.2010 tarihli ve 14942 yevmiye numarası ile tescilinin sağlandığı ve ifanın imkansız hale geldiği, davacılar murisinin gerçek zararının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacıların mülkiyet hakkını ihlal ederek taşınmazı başkasına devreden Maliye Hazinesi olduğundan, davacıların taşınmazın rayiç değerini Maliye Hazinesinden isteyebilecekleri, Maliye Hazinesi ile diğer ilgililerin arasındaki ilişkinin kendi aralarındaki iç ilişki olduğu, taşınmazın rayiç değerinin denetime elverişli, bilimsel verilere uygun alınan mezkur raporlar ile 2.093.128,92 TL olarak belirlendiği, mezkur bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, tapu siciline ve tapu kaydına güvenerek bedeli ödemek suretiyle taşınmazı edinen davalı ... Planlama Şirketi yönünden husumetin bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüyle; davalı ... Planlama A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı Maliye Hazinesi aleyhine açılan davanın kabulü ile 2.093.128,92 TL'nin ıslah tarihinden (13.10.2021) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Maliye Hazinesi'nden alınarak davacılara miras hisseleri oranında verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili, davalı Maliye Hazinesi vekili ve feri müdahil ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme dayanak son kök ve ek bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, dava tamamen ıslah edilmekle faize davanın tamamen ıslah edildiği tarihinden itibaren hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, ayrıca davalı Hazine dışında diğer davalı şirkete husumet düşmediği, Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı Maliye Hazinesi vekili ve feri müdahil ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Maliye Hazinesi vekili; usule yönelik yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, taşınmaz 30.09.2010 tarihinde ... adına tescil edildiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davaya konu taşınmazın gecekondu önleme bölgesinde kalmış taşınmazlardan olduğu ve 2981 sayılı Kanun uyarınca bu taşınmazlara ilişkin olarak alınan tapu tahsis belgelerinin geçersiz olduğunu, davaya konu taşınmaz davacılar adına tescilli olduğu halde taşınmazın güncel bedelinin de davacılara ödenmesine karar verildiğini, davacıların sebepsiz zenginleştiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıların ikinci kez ...'ye yapmış oldukları ödemenin ...'den tahsilinin gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.TOKİ vekili; dava konusu taşınmaz davacı tarafından 02.10.2013 tarihinde ... Planlama Şirketinden satın alınırken ödenen bedel 533.898,30 TL olmasına rağmen, Yerel Mahkemece dava tarihi olan 18.07.2014 tarihi itibariyle taşınmazın değerinin 2.093.128,92 TL olarak tespit edildiğini ve kabul kararı verildiğini, hesaplamanın fahiş olduğu gibi davacıların bu şekilde sebepsiz zenginleştiklerini, kaldı ki dava tarihine göre değer tespiti yapılmasının da doğru olmadığını, tahsis bedelinin taşınmazın 1988 yılındaki gerçek değeri olmayıp avans niteliğinde bir bedel olduğunu, dolayısıyla davacıların murisi tarafından cüzi bir avans ödenmiş olmasına rağmen taşınmazın rayiç değeri üzerinde değerlendirme yapılmasının sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın doğru olmadığını, davacılar vekilinin 11.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile harcı da ikmal etmesi gerekirken, 28.09.2023 tarihli ara kararla davacılara harç ikmali için süre verildiğini, bu hususun da bir davada bir kez ıslah yapılabileceği kuralına aykırı olduğunu, Bam'ın kaldırma kararlarının birbiriyle çeliştiğini, usuli kazanılmış hakka aykırı karar verildiğini, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak karar verildiğini, davacının ilk talebi görmezden gelinerek değer tespitine ilişkin ikinci talebi yönünden hüküm kurulduğunu, Yerel Mahkemenin ilk kararı olan 2014/311 E. 2017/557 K. sayılı kararıyla 533.898,30 TL'nin tahsiline hükmedilmesi üzerine davacılar tarafından bedele yönelik istinaf talebinde bulunulmadığını, bu hususun da davalı taraf yönünden usuli kazanılmış hak yarattığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine konu taşınmazın tapusunun verilememesi nedeniyle rayiç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesine göre; arsa tahsisi yapılacağı ilanına güvenerek davalı Milli Emlak Müdürlüğüne para yatıran davacılar murisinin edimini yerine getirdiği, davacıların gerçek zararının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; davalı Maliye vekili ve feri müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Bir kamu kurumu olan davalı Maliye Hazinesi; gecekondu sahibi davacılar murisine arsa tahsis edileceği yönünde güven aşılamak suretiyle, 1988 yılında tahsis edilecek arsa karşılığında davaya konu edilen 306.000,00 TL (eski TL) bedeli almıştır. İşlemin bir tarafı kamu kurumu, diğer tarafı da vatandaştır. Vatandaşın kamu kurumlarına olan güven ve inancı korunmalıdır. Arsa tahsisi yapılacağı ilanına güvenerek davalıya para yatıran davacıların murisi edimini yerine getirmiş, ne var ki davalı edimini yerine getirmemiştir. Dava konusu edilen bedelin ise davalının hesabına girdiği açık olmakla eldeki davada davacının gerçek zararının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. İfa davalı Maliye Hazinesinin kusuru ile imkansız hale geldiğinden davacılar, taşınmazın rayiç değerini isteyebilir. Taşınmaz 30.09.2010 tarihinde Hazine tarafından ...'ye devredildiğinden ifanın imkansız hale geldiği tarihin bu tarih olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.10.2017 tarihli ve 2014/311 E., 2017/557 K. sayılı ilamıyla; davanın kısmen kabulüne, davacının davasının davalı ... Planlama...A.Ş. yönünden husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı Hazine yönünden davanın kabulüne, 533.893,30 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazine'den alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; davacılar vekilinin işbu kararı sadece vekalet ücreti ve diğer davalı şirket yönünden de kabul kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf ettiği, hükmedilen bedel olan 533.893,30 TL yönünden kararı istinaf etmedikleri görülmüştür. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, davalı Milli Emlak Müdürlüğü aleyhine hükmedilen 533.893,30 TL yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Davalı İdare lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin, davalı İdare aleyhine davacılar yönünden kaldırma kararı öncesi ilk karar ile tespit edilenden fazla bedele hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılmak suretiyle denetime imkân veren ve bilimsel verileri içeren rapor alınması, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki davacının gerçek ve güncel müspet zararının belirlenmesi, taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği tarih olan 30.09.2010 tarihindeki rayiç değerine hükmedilirken davalı Maliye Hazinesi lehine oluşan 533.893,30 TL usuli kazanılmış hak miktarını aşmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı Maliye Hazinesi vekili ve feri müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı Maliye Hazinesi ve feri müdahil yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden fer'i müdahile iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.