Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2930 K.2025/3561

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2930 📋 K. 2025/3561 📅 25.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2930 E.  ,  2025/3561 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1401 E., 2024/845 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/454 E., 2022/188 K.,
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalı Kurum arasında, Özel Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi imzalandığını, acil sağlık hizmetleri ile ilgili genelgelerde bu hizmet için başvuracak tüm hastaların sosyal güvencesi olsun ya da olmasın hizmetten faydalandırmalarına dair talimat bulunduğunu (2008/13 sayılı Genelge), bu talimat doğrultusunda usulüne uygun yapılan işlemlerden doğan hakedişlerin müvekkili tarafından davalıya MEDULA'dan bildirildiği halde davalı tarafça yok hükmünde olan 2011/62 sayılı Genelgeye dayanılarak kesintiler yapıldığını, tek taraflı kesinti yapılmasının bir dayanağı bulunmadığını, uygulanan cezaların 2017 tarihinden önceki fillere dayandığını, ancak cezaların kesinleşmediğini, lehe olan hükümler gözetilmeksizin tesis edilen işlemin doğru olmadığını, 01.07.2017 tarihinden 30.06.2018 tarihine kadar çeşitli dönemlerde acil sağlık hizmetleri için usulüne uygun işlem yapan müvekkilinin hakedişlerinden hiçbir hukuki dayanak olmaksızın toplam 109.900,82 TL kesinti yapıldığını ileri sürerek; bu kesintinin haksız olduğunun tespiti ile müvekkilinin tahakkuk eden alacağına tüm sonuçları ile ortadan kaldırılarak kesinti işleminin iptaline; 07.09.2017 tarihli müfettiş raporuna istinaden verilen 22.01.2018 tarihli cezai işlemin haksız uygulandığının tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; davalı Kurum tarafından müvekkiline tebliğ edilen 22.01.2018 tarihli cezai işleme istinaden gönderilen uyarı ve 27.10.2018 tarihli, 19.03.2018 tarihinde sunulmayan sağlık hizmetine istinaden 10.000,00 TL cezai işlem uygulanacağının bildirildiğini, hasta Hamza'nın 19.03.2018 tarihli işleminde avuç içi kaydı olmadığı gerekçesiyle tedavi görmediğinin iddia edildiğini, söz konusu tarihte davalı Kurum tarafından bölge genelinde avuç okuma sisteminin pasif hale getirildiğini, hastaların kimlik tespiti yapılarak MEDULA ekranına giriş yapılarak tedavi edildiklerini, hastanın epikriz ve reçetelerinin davalı Kurumda bulunduğunu, eş söyleyişle, hastanın bizzat tedavi gördüğünün sabit olduğunu, işlemlerin hukuka ayrı olduğunu ileri sürerek; 22.01.2018 tarihli uyarı işleminin iptaline, 27.10.2018 tarihli, 19.03.2018 tarihinde sunulmayan sağlık hizmetine istinaden 10.000,00 TL cezai işlem kararı hakkında ceza, uyarı, sözleşme feshi, ekran kapama ve kesinti işlemlerinin tüm sonuçlarıyla birlikte iptal edilmesine ve 10.000,00 TL yönünden borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili; 2017 yılı Sözleşmesinin (12.15) ve (12.1) maddelerine aykırılık nedeniyle davacı aleyhine cezai işlem uygulandığını, 834 adet gerçeğe aykırı muayene ve tedavi faturalarının fatura edildiğini, işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı vekili; sahte hasta girişi yapılması ve Kuruma fatura edilmesi nedeniyle uygulanan işlemin yerinde olduğunu, davacının iddiasını ispatlar delil sunmadığını, derdestlik ve zamanaşımı itirazında bulunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 04.03.2019 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, raporda davalı Kurum tarafından asıl davada davacı olan hastanenin 12 aylık dönem faturası için yapılan 109.900,82 TL tutarındaki kesintiden 81.909,55 TL kesintinin yerinde olduğu, 27.991,27 TL tutarındaki kesintinin yersiz olduğu, davacı merkezin 2018 yılı Sözleşmesinin (9.3.) maddesine aykırı davranıldığından dolayı (SHS, Kurumla sözleşme yaptığı branşlarda /sağlık hizmetlerinde görev yapan hekimlerin geçici izin, rapor, eğitim vs. veya sürekli ayrılmaları halinde bu kişileri ayrılış tarihleri itibarıyla MEDULA sisteminde pasif hale getirir....), Sözleşmenin (12.1.) maddesine göre uygulanan 7.000,00 TL cezai işlemin yerinde olduğu; birleşen davada; dava dışı hastanın önce davacı SHS'ye gitmediği halde adına muayene girişi yapıldığı gerekçesiyle şikayette bulunması üzerine davacı merkeze Sözleşmenin (12.13.) maddesine istinaden 10.000,00 TL cezai işlem uygulandığı, hastanın sonraki ifadesinde ve Kuruma gönderdiği ihbarnamede davacı merkezde muayene olduğu şeklindeki ifadesi dikkate alınarak kesilen bu cezanın haksız olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, 22.01.2018 tarihli cezai işlemin iptaline, davacının Temmuz 2017- Haziran 2018 tarihleri arasında faturalandırmalarda yapılan kesintinin 27.991,27 TL kısmının haksız kesinti olduğunun tespitine; birleşen davanın kabulüne, 22.01.2018 tarihli cezai işleme istinaden davalı tarafından davacıya gönderilen uyarı işleminin iptaline, 27.10.2018 tarihli davalı tarafından davacıya uygulanan 10.000,00 TL'lik cezai işlem yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle, davalının başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının taraf ehliyeti bulunmadığını, derdestlik ve kesin hüküm itirazı bulunduğunu, UYAP'taki kayıtların incelenmesi gerektiğini, aynı işlemin farklı taraflarca ayrı davalarda iptalinin istenilmesinin doğru olmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, kesintiler ve/veya cezai işlemlerin davacı tarafından sunulan belgeler, MEDULA veya diğer sistemlere girdiği bilgiler, veriler üzerinden yapıldığını, bilgi ve belgeler sunulmadığından davacının davasını ispat edemediğini, dava konusu ile ilgili ceza davası bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, bilirkişi raporunda müfettiş raporunda sunulmayan sağlık hizmeti ile ilgili ayrıntılı tespitlere yer verildiğini, davacının sunduğu belgeler üzerinden inceleme yapıldığından zamanında Kuruma sunulmayan evrakın yargılama sırasında incelenemeyeceğini, davacı basiretli tacir olduğu halde hastanede gerçekleştirilmeyen işlemlerin Kuruma bildirdiğini, davacının sözleşme ile bağlı olduğunu, doktor yurt dışında bulunduğu sırada anılan doktor adıyla fatura düzenlendiğini, soruşturma raporunda muhtelif doktorların il ve yurt dışında olduğu tespit edilen dönemlerde, hayali hasta girişleri yapılıp Kuruma tedavi ve muayene bedelleri fatura edildiği ve yersiz ödenen tutarlar olduğu, buna dair dosyaya CD kaydı sunulduğunu, hem esas hem de birleşen dava yönünden vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin doğru olmadığını, her iki davada da davacı talebi aşılarak karar verildiğini, asıl davada işlemin iptaline ilişkin talep bulunmadığını, birleşen davaya konu işlemde hastanın muayene olmadığını bildirdiğini, MEDULA sisteminde de Biyometrik Kimlik Doğrulamasının olmadığını, hastanenin sahte hasta girişleri ile yersiz ve hukuksuz olarak tahsil ettiği miktarların iadesi için uygulanan kesintilerin ve cezai işlemler yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davalı Kurum tarafından davacı SHS'nin hakedişlerinden yapılan 109.900,82 TL kesinti işleminin ve uygulanan 22.01.2018 tarihli cezai işlemin haksız uygulandığının tespiti ile iptali; birleşen davada, asıl davaya dayanak 22.01.2018 tarihli uyarının ve davalı Kurum tarafından uygulanan 27.10.2018 tarihli cezai işlemin iptali istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye göre; davalı vekilinin asıl davada kesinti işlemi ve birleşen davada 27.10.2018 tarihli cezai işleme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davalı Kurum tarafından gönderilen asıl davaya dayanak 22.01.2018 tarihli yazıyla; 07.09.2017 tarihli ve 108560/02/SR/02 sayılı rapora istinaden, gerçek olmayan muayene ve tedavi faturalarının Kuruma fatura edilerek Kurumun zarara uğratıldığı, 834 adet muayene işleminin Sözleşmenin (12.15) maddesi uyarınca ve tablo halinde belirtilen merkezin doktorlarının Şanlıurfa ili dışında ya da yurt dışında bulunduğu zamanlarda Sözleşmenin (9.3) hükmüne göre MEDULA'da pasif hale getirilmediği ve aynı Sözleşmenin (12.1) maddesine aykırı işlem olması nedeniyle toplam 647.025,76 TL cezai işlem uygulanacak olup, 2017 yılı Sözleşmesinin (13.5) maddesi uyarınca, bu durumun uyarı sayılacağı, aynı fiilin yazının tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde tekrarlanması halinde ise, Sözleşmenin 1 yıl süreyle tek taraflı olarak feshedileceğinin davacıya bildirildiği; davacı SHS'nin 2018 yılı Sözleşmesinin uygulanması talebi üzerine yeniden yapılan hesaplama sonucunda Sözleşmenin (12.13) maddesine göre 324.098,00 TL, (12.1) maddesine göre 7.000,00 TL olmak üzere toplam 331.098,00 TL cezai işlemin uygulanmasına karar verildiği, söz konusu cezanın davacı SHS'nin davalı Kurumda bulunan alacaklarından mahsup edileceğinin 02.08.2018 tarihli yazı ile davacıya bildirildiği; bu çerçevede 22.01.2018 tarihli cezai işlemin ceza kısmının asıl davaya, uyarı kısmının ise birleşen davaya konu edildiği anlaşılmaktadır.
Dayanak soruşturma raporunda; 913 adet sahte muayene girişi karşılığında 20.671,69 TL'nin Kurum tarafından davacı SHS'ye ödendiği, bu kapsamda, rapora EK A/1- A/22- B/1- B-2'de liste halinde belirtilen işlemler bakımından 2017 yılı sözleşmesinin (12.15) maddesine göre, rapora ekli A/1- A/22 tabloda belirtilen işlemler bakımından (9.3), (12.1) ve (14.5) maddesine göre işlem yapılması için 06.12.2017 tarihinde olur verildiği görülmüştür.
Somut olayda; 331.098,00 TL cezai işlemin nasıl hesaplandığının belirtildiği tabloda, takip tarihleri 2012- 2016 tarihleri arasında olup söz konusu takiplere ilişkin bilginin dosyaya 22.08.2019 havale tarihli dilekçe ekinde sunulan CD içerisinde yer aldığı halde, hükme esas alınan 04.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda yukarıdaki paragrafta belirtilen işlemler bakımından ayrıntılı bir inceleme yapılmadığı, yalnızca 01.07.2017 tarihinden 30.06.2018 tarihine kadar çeşitli dönemlerde acil sağlık hizmetlerinden kaynaklı hakedişlerden yapılan kesintilerin incelendiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddeleri, SUT hükümleri ve hastaların tedavi kayıtları incelenmek suretiyle, 22.01.2018 tarihli cezai işlemin yerinde olup olmadığı bakımından konunun uzmanlarından oluşturulacak farklı bir bilirkişi kurulundan, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli, davalı tarafın hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını da karşılayacak şekilde yeniden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bundan ayrı; gerekçeli karar ile hüküm fıkrasının çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırı olacaktır. İlk Derece Mahkemesince; kısa kararda, 22.01.2018 tarihli cezai işlemin iptaline karar verilmişken, gerekçede, aynı cezai işlem kapsamında kaldığı anlaşılan 2018 yılı Sözleşmesinin (9.3) maddesine aykırı davranıldığından dolayı (12.1) maddeye göre uygulanan 7.000,00 TL cezai işlemin yerinde olduğu yazılmak suretiyle infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371 maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.