Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/2179 K.2025/3557

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2179 📋 K. 2025/3557 📅 25.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/2179 E.  ,  2025/3557 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/665 E., 2024/704 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/365 E., 2024/53 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 17.01.2013 tarihli içme suyu abonelik sözleşmesi bulunduğunu, konutta ikamet edilmediği ve 2014 yılı yaz ayı gelene kadar da hiçbir şekilde bahçe sulaması yapılmadığı halde 13.03.2014 tarihli 769,40 TL tutarında fatura ve 10.04.2014 tarihli 2.323,19 TL tutarında fatura nedeniyle su tüketim borcu olduğunun bildirilmesi üzerine, davalı idareye başvurularak hiçbir şekilde su tüketimi olmadığının ve su sayacının incelenmesinin talep edilmesi üzerine, su sayacının 14.04.2014 tarihinde sökülerek götürüldüğünü, ancak sonrasında bir bilgilendirme yapılmadığını, müvekkili tarafından inceleme sonucunun beklendiği sırada davalı tarafça aleyhine icra takibi başlatıldığının öğrenildiğini, ayrıca bahse konu iki fatura nedeniyle 23.09.2014 tarihinde sayacının sökülerek su bağlantısının kesildiğini, başvuruya rağmen faturalar ödenmeden su sayacının tekrar bağlanmayacağı belirtilerek muaraza çıkarıldığını ileri sürerek; takipler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine tazminata mahkum edilmesine, su bağlantısını kesmek suretiyle çıkarılan muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; asıl davada verilen tedbir kararına istinaden 29.09.2014 tarihinde su sayacının yeniden bağlandığını, bu şekilde yeni su sayacındaki tüketimin az olduğunun anlaşıldığını, iddianın ispatına engel olmak isteyen davalı tarafça su sayacının açılan davalar sonuna kadar tekrar sökülmesine engel olmak amacıyla kilitlenerek muhafaza altına alındığını, bu defa da davalı tarafından su saatine ulaşılamaması nedeniyle arızalı su sayacındaki tüketim esas alınıp kıyaslama yapılmak suretiyle 2017 yılı 7. aya ait 13.970,57 TL, 8. aya ait 1.559,18 TL, 11. aya ait 5.968,28 TL borç tahakkuk ettirilip, 02.12.2019 tarihinde de su sayacının söküldüğünü, farazi tüketimlere göre kıyas yapılarak tahakkuk ettirilen 2018 yılı 11, 2019 yılı 1, 5, 6, 7, 8. ve 10. aylara ilişkin yapılan 3.947,57 TL ödemeden dolayı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik fazladan tahsil edilen 2.000,00 TL'nin tahsil tarihlerinden itibaren yasal faizleriyle birlikte tahsiline, 2017 yılı 7, 8 ve 11. aylara ilişkin 21.498,03 TL tutarındaki borç nedeniyle davalıya 21.000,00 TL üzerinden borçlu olmadığının tespitine ve davalının suyu keserek çıkardığı muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davacı adına kayıtlı aboneliğe ait su sayacı, 14.04.2014 tarihli sayaç değişikliği başvurusu üzerine, 15.04.2014 tarihinde söküldüğünü ve yerine 0 m³ endeksle yeni sayaç takıldığını, davacı tarafın aboneliğin iptali ya da konutun boş olduğuna dair başvurusu ve bildirimi bulunmadığını, ... Tarifeler ve Abone Hizmetleri (Yönetmelik) Yönetmeliği'nin 10 ve 12. maddeleri gereğince abonelerin tüketiminin sayaçla saptandığını ve sayacın kaydettiği suyun abone tarafından tüketilmiş sayıldığını, davaya konu faturalarda herhangi bir okuma, tahakkuk veya sayaç hatası olmadığından bir düzeltme işleminin yapılmasının mümkün olmadığını, sökülen su sayacı üzerinde yapılan incelemede de "doğru çalışıyor" tespiti yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya esas muayene raporu suretinin sunulduğu, aslının daha önce gönderildiğinin teyit edildiği, saatin doğru çalışması nedeniyle davacının menfi tespit talebinin haksız olduğu, Yönetmeliğin 37. maddesi uyarınca uygulama yapıldığı, okunamayan saatlerde kıyas yöntemi ile faturalandırma yapıldığı ve yapılan faturalandırma işleminin usul ve yasaya uygun olduğunun bilirkişi raporu ile saptandığı, abonenin son üç dönem tüketim verisi esas alınarak kıyaslama yapıldığının anlaşıldığı, kıyaslama yönteminin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf olunan İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; muayene raporunun aslının bulunmadığından göre düzenlenen kök ve hükme esas alınan ek bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu, söz konusu raporun fotokopisinin delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, sayaç hurdaya ayrıldığından Mahkemece incelenemediğini, bunun da sayacın sökülmesinden hemen sonra müdahale edilerek tamir edildiğini gösterdiğini, doğru çalıştığı halde sayacın hurdaya ayrılmasının çelişkili olduğunu, sonuca ilişkin müvekkilinin bilgilendirilmediğini, yeni sayaç takıldıktan sonra tahakkuk ettirilen faturaların bedellerinin az olmasının da sayacın arızalı olduğunu gösterdiğini, konutta yaşanmaması nedeniyle tahakkuk ettirilen faturaların hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, davalı tarafından davacı aleyhine tahakkuk ettirilen su faturaları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, fazladan yapılan ödemelerin istirdadı ve su sayacının sökülmesi nedeniyle yaratılan muarazanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, 24.04.2014 tarihli sayaç muayene raporu içeriği gözetilerek düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.